Live türkçesi Live nedir
- Elektrik akanının geçmekte olduğunu belirtir deyim. elektrik tehlikesine karşı uyarı.
- Beslenmek.
- Akım açık.
- Yaşamak (hayat).
- Geçinmek.
- Hayatın tadını çıkarmak.
- Hayatta kalmak.
- Geçirmek.
- Yaşamak.
- İkamet etmek.
- Sürmek (yaşam veya ömür).
- Oturmak.
- Naklen.
Live ile ilgili cümleler
English: "Are you ready to die for your ideals?" "Not only that! I'm willing to live for them."
Turkish: "İdeallerin için ölmeye hazır mısın?" "Sadece ölmeye değil, onlar için yaşamaya da hazırım!"
English: "It's better to die on your feet than to live on your knees." "Then why are you still alive?"
Turkish: "Dik durarak ölmek, dizlerinin üstünde yaşamaktan iyidir." "O halde neden hala hayattasın?"
English: "Where do you live?" "I live in Tokyo."
Turkish: "Nerede yaşıyorsun?" "Tokyo'da yaşıyorum."
English: "Aren't you Mexican?" "Yes, though now I live in Argentina."
Turkish: "Sen Meksikalı değil misin?" "Evet, gerçi şimdi Arjantin'de yaşıyorum."
English: "To live is the rarest thing in the world. Most people exist, that is all."
Turkish: “Yaşamak dünyadaki en nadir şeydir. Birçok insan sadece var olur, hepsi bu.”
Live ingilizcede ne demek, Live nerede nasıl kullanılır?
Live a double life : İki hayat yaşamak. İkiyüzlü bir hayat yaşamak. Çifte hayat yaşamak.
Live a lie : Bir yalanı yaşamak. Hayatını yalan üzerine kurmak. Sahte bir hayat sürmek. Sahte hayat geçirmek.
Live among : Aralarında yaşamak.
Live and learn : Yaşadıkça öğrenmek. Deneyimle öğrenmek. Yaşayarak öğrenmek. Hatlarından öğrenmek.
Live and let live : Müsamahalı olmak. Kimsenin tavuğuna kışt dememek. Farklı şekilde yaşayanları kabullenmek. Her insanın kendi inançları ve dünya görüşleriyle yaşaması gerekir. Hoşgörülü olmak. Yaşa ve yaşat. Kendinden pay biçmek. Kimsenin işine ve tercihlerine karışmamak. Başkasını olduğu gibi kabul etmek.
Live down : Unutturmak. Unutulmasını sağlamak.
Live box : Luvar. Livar. Balıkların canlı olarak bekletildiği file, saz, kafes, havuz ve tekne gibi balığın yaşam ortamıyla su alışverişini doğrudan sağlayan bölme, luvar.
Live bearing : Anne vücudu içerisinde yumurtalar yerine yaşayan gençlerin üretilmesi. trichinella spiralis gibi kimi nematodların dişileri ve sarcophaga spp. gibi kimi dişi sineklerin larva doğurması. larva doğurma. Tek delikliler hariç bütün memeliler ve bazı omurgasız hayvanlar gibi canlı doğuranlar. ana bitkiye bağlı olduğu halde açılan tohumlar veren bazı bitkiler. Canlı doğurma. Vivipar. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
Live broadcast : Canlı yayın. Naklen yayın.
Live birth : Canlı doğum.
İngilizce Live Türkçe anlamı, Live eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Live ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Handles : Kıvırmak. İşleçler. Ellemek. Yumuşacık olmak. Başa çıkmak. İşlemek. İşleyiciler. Eline almak. Dokunmak. Kullanmak.
Bushwhack : Tuzak kurmak. Pusu kurmak. Gerilla savaşçısı olmak. Sık ağaçlı ormanlarda veya cangıllarda ağaçlar veya çalılar arasından patika açmak. Çalılık arazide yaşamak veya seyahat etmek. Pusuya yatmak. Pusuya düşürmek. Pusuda beklemek.
Getting on with : Anlaşmak.
Fared : Gitmek (iş). Bilet ücreti. Yolcu. Başarmak. Yola çıkmak. Gitmek (iş için). Olmak. Navlun. Başından geçmek.
Carry : Ağırlığını çekmek. Onaylamak. Elde. Taşımak. Erişmek. Götürmek. İletmek. Başarmak. Nakletmek. Kabul edilmek.
Move : Kıpırdatmak. Hamle. Taşıma. Hareket ettirmek. Yer değiştirmek. Bilgisayar, bilişim, uzay alanlarında kullanılır. Hareket. Hareket etmek. Taşımak. Devinmek.
Feed : Bir sürece gönderilen ham özdek. Yedirmek. Besin. Yapısında organik ve inorganik besin maddelerini bulunduran, belli oranlarda verildiğinde yetiştirciliği yapılan canlının sağlık, gelişme, üreme, verim gibi özellikleri üzerinde olumlu etki yapan maddeler. balıkları cezbetmek için olta iğnesine takılan veya tuzak ağlar içine konulan, sinek, canlı yem, yem solucanı gibi gerçek veya yapay balık yemleri. Yiyecek vermek. Gereksinimlerini sağlamak. Yemek yedirmek. Bakmak. Otlamak. Yemek vermek.
Hanging out : Takılmak. Dışarı bir şey asmak (çamaşır ipine vs.). Belirli kişilerle vakit geçirmek. Tam göz önüne koymak (işaret, duyuru, vs.). Belirli bir yerde zaman geçirmek. Başı boş gezinmek.
Be seated : Çek bir sandalye. Oturunuz. Çek bir tabure. Oturun.
Ensconce : Yerleşmek. Yerleştirmek. Kendini yerleştirmek.
Live synonyms : lodge in, unlive, live together, bide, bach, occupy, communicates, racketing, indwelling, domiciles, conducts, swing, gear, be, dwell in, communicate, survives, bashes, bash, feeds, dwells, live down, shack up, people, dwelled, experiences, stay alive, bachelor, communicated, take nourishment, survive, go along, domiciling.
Live zıt anlamlı kelimeler, Live kelime anlamı
Recorded : Kayıtlı. Kaydedilmiş. Banda alınmış. Kayda geçilmiştir. Mazbut.
Uncharged : Borçlandırılmamış (hesap). Yüklentisiz. Yüksüz. Şarj edilmemiş. Borçlandırılmamış. Yüklenmemiş. Doldurulmamış. Dolmamış.
Live ingilizce tanımı, definition of Live
Live kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To have, as an animal or a plant, the capacity of assimilating matter as food, and to be dependent on such assimilation for a continuance of existence. To continue in, constantly or habitually. To pass. As, to live an idle or a useful life. As, animals and plants that live to a great age are long in reaching maturity. To spend, as one`s life. Not dead. Life. To maintain. Living. Having life. To have life. To be alive. Alive.

Bu kısımda Live kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Live ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Live anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Live ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.