Be seated türkçesi Be seated nedir

  • Oturunuz.
  • Oturun.
  • Çek bir tabure.
  • Çek bir sandalye.
  • Oturmak.

Be seated ile ilgili cümleler

English: Ali motioned them to be seated.
Turkish: Ali oturmaları için onlara işaret etti.

English: Please be seated, ladies and gentlemen.
Turkish: Lütfen oturun, hanımefendiler ve beyefendiler.

English: Would you like to be seated?
Turkish: Oturmak ister misiniz?

English: You may be seated.
Turkish: Sen oturmuş olabilirsin.

English: May I be seated?
Turkish: Oturabilir miyim?

Be seated ingilizcede ne demek, Be seated nerede nasıl kullanılır?

Be : -dir. Anlamına gelmek. Bulunmak. Olmak. Kalmak. Var olmak. Durmak. -dı. Berylliumb (berilyum). Mal olmak.

Seated : Oturaklı. Oturmuş. Kişilik (araba). Kişilik.

Ask somebody to be seated : Oturmasını istemek. Oturmasını rica etmek.

Be a bad judge of : Anlamamak.

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

Be a ball of fortune : Şans topu olmak. Değişikliğe maruz kalmak. Bir durumun kurbanı olmak.

Be a bad whip : Kötü araba kullanmak.

İngilizce Be seated Türkçe anlamı, Be seated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be seated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dwell : İkamet etmek. Durma. Bekleme. Bir yerde oturmak. Bir yerde yaşamak. Kalmak. Durmak. Hayat sürmek. Yaşamak.

 

Domiciliate : Konuta bağlamak. İkamet etmek. Tediye etmek. Yerleştirmek. Ödemek. (poliçe) ödemek.

Bide : Dayanmak. Kollamak. Sabırla beklemek. Beklemek. Yıkılmamak.

Bides : Dayanmak. Kollamak. Beklemek. Sabırla beklemek. Yıkılmamak.

Bided : Dayanmak. Yıkılmamak. Beklemek. Kollamak. Sabırla beklemek.

Domiciling : Yerleşmek. Konut. Oturma yeri. Ev. Poliçenin ödendiği yer. İkamet ettirmek. Ödemek. Ödemek (poliçe). Yerleştirmek.

Have a seat : Buyrun oturun. Lütfen oturun. Oturmak (sandalye vb).

Abideth : Kalmak. Uymak. Boyun eğmek. Müsamaha göstermek. Devam etmek. Tahammül etmek. Sadık kalmak. Kabul etmek. Katlanmak. Beklemek.

Dwells : Durma. Kalmak. Durmak. Bir yerde oturmak. Hayat sürmek. Yaşamak. İkamet etmek. Bir yerde yaşamak. Bekleme.

Gear : Alet edevat. Eşya. Donanım. Çalışma. Çark dişleri birbirine geçmek. Takım. Dişli. Koşum takımı. Teçhizat.

Be seated synonyms : ensconces, ensconce, take a seat, domiciles, dwell in, domicile, fit well.