Inlier türkçesi Inlier nedir

  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Örtülü oluşumun üstündeki örtüden, bir kesimin aşındırılmasıyle alttaki daha genç oluşukların çıkma vermesi.
  • Pencere.

Inlier ingilizcede ne demek, Inlier nerede nasıl kullanılır?

Inline : Sıraya konulmuş. Özümlemek. Parçaları hizalanmış. Dizilmiş. Hizada. Satıriçi. Operasyonların veya makinelerin birbiri ardına gelen bütünleyici bir parçası olan.

Single inline memory module : Bir hafıza girişine bağlanabilen ve bellek çipleri ihtiva eden kart. Bellek çipi. Sımm. Basit içbağlantı hafıza modülü. Hafıza kartı.

Chainlike : Bir zincir gibi birbirine bağlanmış. Bir zincire benzeyen.

Finlike : Kanat gibi. Yüzgece benzeyen. Kanata benzeyen. Yüzgece benzer.

Gelatinlike : Jelatin gibi.

Veinlike : Damar biçiminde. Damarımsı. Damarlı.

Ungainliness : Boşunalık. İnce olmama. Kazançsızlık. Terbiyesizlik. Kabalık.

Mainlining : Damardan verme. Damardan alma.

Mainline : Anayol. Anahat. Damara şırınga et. Hattı cari.

Inlace : Oya işi yapmak.

İngilizce Inlier Türkçe anlamı, Inlier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Inlier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alcalic fumarole : Alkali tüten. 100-200 derece sıcaklıkta, nh2 cl, co2, h2s ve h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller.

 

Aggregats : Topluluk. Başlangıçta birbirinden ayrı minerallerin, herhangi bir nedenle bir araya gelerek birlikte büyüyüşler gösteren bir topluluk durumuna gelmeleri.

Abyss : Boşluk. Derinlik. Abis. Hufre. Dibi olmayan çukur. Yerde bulunan, çok derin ve dipsiz kuyu. Uçurum. Varta. Tamu.

Aperture : Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtlarda mercek ardında yer alan ve film üzerine açılan, pencereyi belirleyen dikdörtgen delik. Açıklık. Pervane yuvası. Delik. Bilgisayar, uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Göz. Bir ışık düzengecinin açılma derecesi, ayarlandığı açıklık. Aralık. Açık. Kartlar üzerinde açılan ve içerisine mikrofilm parçası geçirilen delik.

Interior : İçten. İç kısım. İçerisi. Ülke içi. İçteki. İç yerler. İç, iç taraf. iç tarafta bulunan. İç dünya. İç kesim. Dahili.

Advance of aglacier : Buzul ilerlemesi. Buzulun önden uzanması.

Intrinsical : Kişisel. İç. Temel. Dahili. Asıl. Gerçek (ayrıca intrinsic). Esaslı. Hakiki. Doğuştan.

Dialog : Konuşmalar. Söyleşme. Konuşma. Diyalog. Karşılıklı konuşma. İletişim. İkili konuşma. Bkz.dialogue. İleti.

Algonkian : Bir prekambriyen sistemi. Kambriya dönemi katmanlarının altına gelen, içinde tanımlanamayan taşıl kırıntıları bulunan eski bir oluşuk. (kayaçları genel olarak arkeene oranla daha az başkalaşmıştır.). Algonkiyen. Alkongien. Kuzey amerika yerlileri tarafından konuşulan dil ailesi.

Adjacent rock : Yantaş. İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç.

Inlier synonyms : intrinsic, film gate, abysal environment, absolute age, acid fumarole, acrozone, absolute chronology, abrasive power, windows, inward, alkali rocks, after shock, window, fenestra, agricultural geology, intimate, internal, adventive cone.

 

Inlier zıt anlamlı kelimeler, Inlier kelime anlamı

Outward : Dıştan. Dışa doğru. Görünen. Dış. Bkz.outwards. Harici. Görünüşte. Dışa doğru olan. Dışarıya doğru. Dışarıya giden.

Extrinsic : Dışarıdan. İkincil. Dış. Dış güdümlü. Ekstrinzik. Eğreti. Esaslı olmayan. Geçici. Harici. Yabancı.