Instantaneous türkçesi Instantaneous nedir

  • Enstantane.
  • Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Işıklama süresi saniyenin 1/25'i ya da daha kısa olan, hızlı bir devinimi, oluşumu sırasında saptayan fotoğraf çekme yöntemi. hazırlıksız olarak gerçekleştirilen çevirim.
  • Birden.
  • Ansızın.
  • Hemen.
  • Hemen meydana gelen.
  • Anlık.
  • Bir anda olan.
  • Şipşak.
  • Ani.
  • Küçük ya da sonsuz küçük bir sürede olan.

Instantaneous ile ilgili cümleler

English: Ali died almost instantaneously.
Turkish: Ali neredeyse hemen öldü.

Instantaneous ingilizcede ne demek, Instantaneous nerede nasıl kullanılır?

Instantaneous blasting cap : Ani patlamalı kapsül. Birden patlamalı kapçık.

Instantaneous current : Anı akım. Zamanla değişen akımın anlık değeri. Anlık akım. Ani akım.

Instantaneous frequency : Anı frekans. Ani frekans. Anlık sıklık.

Instantaneous loss function : Anlık yitim işlevi.

Instantaneous mortality : Anlık ölüm oranı. Bir popülasyonda belli bir zamanda ölen balıkların oranı. Anlık ölüm.

Instantaneous particle velocity : Anlık parçacık hızı.

Instantaneous value : Anlık değer. Ani değer.

Instantaneous power : Enstantane güç. Ani güç. Anlık güç.

Instantaneity : Anındalık. Enstantane.

Instantaneously : Ani. Derhal. Hiç beklemeden. Hemen. Birden.

İngilizce Instantaneous Türkçe anlamı, Instantaneous eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Instantaneous ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

First thing : Derhal. Ajandadaki ilk şey. İlk konu.

Suddens : Birdenbire. Apansız. Aniden. Beklenmedik. Ansızın olan.

Quickies : Hafifmeşrep kadın. Kısa bir sevişme. Bir dikişte içilen içki. Kısa süren seks. Çabucak yapılan şey. Kısa metrajlı film. Çabuk yapılan şey. Kısa bir seks. Çırpıştırma film.

At one heat : Bir defada.

Tricentennial : 300'üncü yıl yıldönümü kutlaması.

Bang off : Derhal.

Unexpectedly : Durup dururken. Umulmadık bir biçimde. Rastlantıyla. Beklenmedik bir şekilde. Habersizce. Şıp diye. Beklenmedik bir biçimde. Fücceten. Şakkadak.

At a glance : Bir bakışta.

Fleetingly : Geçici bir şekilde. Hızlıca. Kısaca. Bir an için.

Sharp : İçe işleyici. Ekşimsi. Bir konunun duyarkat ya da almaç görüntülüğü üzerindeki görüntüsünün bulanıklıktan uzak, her noktasının görüntüde bir nokta oluşturacak arılıkta olması. Ani ve sert. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Diyez nota. Sivri. Tam. Net. Keskin.

Instantaneous synonyms : abruptly, intellects, peracute, fleetings, on short notice, at a time, at any moment, quick as a flash, instant, all of a sudden, instantiation, at one fell swoop, quickie, quickest, forthright, tricentenary, momentary, rapid, at short notice, directly, all at once, in a while, at once, at the drop of a hat, instantaneity, immediate, rapider, snapshots, in a flash, on a sudden, at a stroke, foudroyant, at a blow.

Instantaneous zıt anlamlı kelimeler, Instantaneous kelime anlamı

Slow : Geç anlayan. Ağır. Acelesiz. Hızı azaltan. Eli ağır. Geri kalmış. Geç. Geç olan. Geri.

Instantaneous ingilizce tanımı, definition of Instantaneous

Instantaneous kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the passage of electricity appears to be instantaneous. Done or occurring in an instant, or without any perceptible duration of time.