Interdicted türkçesi Interdicted nedir

Interdicted ingilizcede ne demek, Interdicted nerede nasıl kullanılır?

Interdict of change in work : Yapıtın herhangi bir biçimde değiştirilmesini önlemek hakkı ve yetkisi. Yapıtta değişikliği önleme.

Interdict : Yasak etmek. Yasaklama kararı. Mahcur. Yasaklamak. Kadağa. Önlemek. Kadağa koymak. Yasak etme. Yasaklama. Yasaklama emri.

Interdicting : Menetmek. Yasak. Yasaklamak. Yasaklama. Yasaklama kararı. Men etmek. Yasak etmek. Hacir altına almak. Yasaklama emri. Mahcur.

Interdiction : Yasaklama. Kısıt. Yasak. Hacir. Engelleme. Hacir altına alma. Kısıtlama. Mani olmak. Bağlantısını kesme.

Interdiction of registration : Kütüğe yazım yasağı. Bir markanın, belirli bir süre için kütüğe başkası adına yazılması yasağı.

Interdictive : Yasaklayıcı.

Interdiction to join to syndicate : Yasalarına göre kendilerine işçi ya da devlet personeli sendikalarına girme ve bunları kurma izni verilmeyenler. Sendikaya girme yasağı.

Interdictor : Kısıtlayan kimse. Yasaklayıcı. Men eden kime. Önleyen. Yasaklayan kimse. Belli dini ayrıcalıkları ortadan kaldıran kimse (katoliklik).

Battlefield air interdiction : Muharebe sahası hava tecridi.

Interdiction to build : Kent ve kasabaların düzentasarlarında kamu işgörülerine ayrılmış kent toprağında ve deniz, ırmak, göl kıyıları gibi toplumun yararlanmasına açık alanlarla korunması gereken kırsal ve doğal alanlarda, bireylerin yapı yapmalarını önleyen kural. Yapı yasağı.

 

İngilizce Interdicted Türkçe anlamı, Interdicted eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Interdicted ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Constricted : Sıkılmış. Daralmış. Sıkıştıran. Kıt. Sıkışık. Dar.

Bar : Savunmanlar kurumu. Bariyer. Dışında. Gerek denge, gerekse kasları açmada işe yarayan, duvar boyunca yerden bel hizası yüksekliğinde, tahta tırabzan. Parmaklık. Sürgülemek. Üniformalarda rütbe belirten metal çubuklar. Bar. Engellemek. Katmamak.

Anathematized : Kınamak. Lanetlemek. Kiliseden aforoz etmek. Afaroz etmek. Aforoz etmek.

Debars : Engel olmak. Mahrum bırakmak. Yoksun bırakmak. Mahrum etmek.

Proscribed : Yasak etmek. Yasal haklardan mahrum etmek. Sürgüne yollamak.

Inhibited : Yasaklanan. Önlenmiş. Engellenmiş. Duygularını pek dışa vuramayan. Utangaç. Zapt edilmiş. Utangaçlık yaşayan (psikoloji terimi). Tutulmuş. Çekingenlik yaşayan.

Clamp : Kelepçe. Kilit vurmak. Kenetlemek. Yığın. Kenet. Bir aygıtı bir yere sağlamca tutturmak için kullanılan gereç. bir gaz ya da sıvı akışını, bunların içinden geçtiği lastik boruları sıkıştırarak kabaca denetleyebilen gereç. Işıldakları borulara ya da ışık köprüsüne, panoları birbirine tutturmakta kullanılan halka. Mengeneyle sıkıştırmak. Pens.

Censure : Tektir etmek. Kınama. Azar. Tenkit etmek. Kınamak. Sertçe eleştirmek. Eleştirmek. Cezalandırmak. Suçlamak. Tekdir.

 

Unauthorised : İzinsiz. Yasadışı (ayrıca unauthorized). Yasak. Salahiyetsiz. Resmi olmayan. Onaysız. Yetkisiz. Onaylanmamış. Ruhsatsız.

Averted : Meydan vermemek. Yön değiştirmek. Çevirmek. Olmasını önlemek. Gidermek. Bertaraf etmek. Başka tarafa çevirmek. Engellemek. Defetmek. Önlemek.

Interdicted synonyms : forbidden, embargoed, censor, qualified, limited, anathematize, avert, averts, unemancipated, anathematizes, disables, enjoined, debarred, reduced, under a ban, penurious, limiteds, constrains, ban, narrowest, anathematizing, unallowed, arrested, debarring, clamp down on, verboten, banned, disable, barred, clamp the lid on something, scant, animadversion, anathematise.

Interdicted zıt anlamlı kelimeler, Interdicted kelime anlamı

Decriminalize : Suç olmaktan çıkarmak. Bir şeyi yasal yapmak (örneğin, esrar). Decriminalise. Yasallaştırmak.

Legalize : Hukukileştirmek. İmza vb mahkemece tasdiki. Kanunlaştırmak. Yasallık kazanmak. Yasal hale getirmek. Meşru kılmak. Onaylamak. Meşrulaştırmak. Kanuni kılmak. Yasallaştırmak.

Allow : Fikrinde olmak. İtiraf etmek. İmkan vermek. Vermek. İndirim yapmak. Müsaade etmek. Düşünmek. Hesaba katmak. Koyvermek. Saymak.

Interdicted antonyms : decriminalise, permit.