Internal borrowing türkçesi Internal borrowing nedir

  • İç borçlanma.
  • Genellikle devlet harcamalarını finanse etmek için devlet iç borçlanma senetleri aracılığıyla yurtiçine borçlanılması.
  • İktisat alanında kullanılır.

Internal borrowing ingilizcede ne demek, Internal borrowing nerede nasıl kullanılır?

Internal : İçte ya da orta eksene yakın. İçsel (akıl sağlığı vb). Bir kelimenin ön ve son sesleri dışında kalan ve o kelimenin içinde bulunan ses veya sesler: kol (k-o-l), yorul mak (y-orulma-k) çalışma (ç-alışm-a), kalem (k-ale-m), güzelleşmek (g-üzelleşme-k) örneklerinde görüldüğü gibi. İç ses. Stajyer. Dahili. Yaradılış. İç. İçilir. İçten.

Borrowing : İstiare. Yabancı bir dilden alınan sözcük. Borç alan. Yalnız sınır boylarında oluşan iki ayrı kültür arasında halkbilim ürünü alışverişi, krş. uyum, abama, benimseyim. Ödünç alma. Yabancı sözcük. Alıntı. Borçlanma. Ödünçleme. Borç alma.

Internal affairs : İç işler. İç işleri. İç ilişkiler. Dahiliye. İç politika. İçişleri.

Internal antenna : Almacın bulunduğu yapının içinde ya da doğrudan doğruya almacın yakınında yer alan dalgalık çeşidi. İçeri dalgalığı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Internal application error : İç uygulama hatası.

Internal aspect : Herhangi bir olgu ya da sürecin dışsal yanı aracılığı ile bilinebilen, ancak bu dışsal yanı da yasalılık özelliği ile kendisi belirleyen özü. İçsel yan.

 

İngilizce Internal borrowing Türkçe anlamı, Internal borrowing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Internal borrowing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Self financing : Kendi kendini finanse etme. Kendi kendini finanse eden. Bir işletmenin yatırım harcamalarını borçlanmaya başvurmaksızın dağıtılmamış karlarıyla karşılaması, diğer bir deyişle işletmenin yatırım harcamalarını özkaynaklarından karşılaması. Özfinansman. Otofinansman.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

 

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Internal loan : İç borç. İç istikraz. Değer ve üremi yurt içinde ulusal para ile ödenen kamu borçları. Dahili istikraz. İç kredi. İç ödünçleme.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Internal borrowing synonyms : a shift in individual demand, ability to pay approach, a group shares, a type mutual funds, a shift in supply, a change in individual demand, ability to pay principle, a shift in demand.