Intimidate türkçesi Intimidate nedir

Intimidate ile ilgili cümleler

English: Don't let them intimidate you.
Turkish: Onların seni korkutmasına izin verme.

English: Dan tried to intimidate Tugba.
Turkish: Dan, Tuğba'yı korkutmaya çalıştı.

English: Don't let Tom intimidate you.
Turkish: Tom'un gözünü korkutmasına izin verme.

English: Don't let her intimidate you.
Turkish: Senin gözünü korkutmasına izin verme.

English: Ali tried to intimidate Mary.
Turkish: Ali Mary'nin gözünü korkutmaya çalıştı.

Intimidate ingilizcede ne demek, Intimidate nerede nasıl kullanılır?

Intimidated : Gözü korkutulmuş. Tehdit veya güç ile baskı yapılmış. Gözü korkmuş. Tehdit edilmiş. Sindirilmiş. Sinmiş. Korkutulmuş.

Intimidates : Gözdağı vermek. Tehdit etmek. Posta koymak. Gözünü korkutmak. Duman attırmak. Yıldırmak. Sindirmek. Şiddetle ikaz etmek. Korkutmak.

Intimidating : Caydırıcı. Göz korkutucu. Tehdit edici. Korkutucu. Sindirici.

Intimidation : Yıldırma. Gözdağı. İkrah. Gözdağı verme. Yılgınlık. Sindirme. Korkutma. Gözünü korkutma. Tehdit.

Intimidations : İkrah. Korkutma. Gözünü korkutma. Gözdağı. Gözdağı verme. Yılgınlık. Tehdit. Sindirme. Yıldırma.

 

Intimidator : Tehditçi. Sindiren kimse. Tahdit veya güçle mecbur eden kimse. Korkutan kimse. Göz korkutan. Göz korkutan kimse.

Intimidatory : Sindirici. Tehditlerle söz geçiren. Tehdit edici. Korkutucu.

İngilizce Intimidate Türkçe anlamı, Intimidate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Intimidate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Put the screws on : Güç kullanmak. Gaspetmek. Birine baskı yapmak. Birini bir şeye zorlamak. (birini) sıkıştırmak. Birisini sıkıştırmak. Koparmak. Tehditle almak. Zor kullanmak.

Consternating : Engellemek. Dehşete düşürmek. Hayret ettirmek. Endişe sarmak.

Menace : Çok yaramaz çocuk. Başbelası. Gözdağı. Haylaz çocuk. Korku. Tehdit. Tehdit eden şey. Tehlike.

Damps : Köreltmek. Nem. Hararetini azaltmak. Gücünü azaltmak. Yavaşlatmak. Hafifçe ıslatmak. Nemlendirmek. Söndürmek. Islatmak.

Warn : Öğütlemek. İhtarda bulunmak. Tembih etmek. Uyarmak. İhbar etmek. İhtar etmek. İhtar vermek. İkazda bulunmak. Haber vermek. İkaz etmek.

Boss around : Kabadayılık etmek. Patronluk taslamak. (birisini) sindirmek.

Awe : Huşu içinde bırakmak. -i dehşete düşürmek. Şaşkına uğratmak. Haşmet. Korkuyla karışık şaşkınlık. Huşu. Dehşet. Ululuk. Korku.

Threat : Tehlike. Adak. Tehlike işareti. Tehdit. Gözdağı. Korku. Korkutma.

Call somebody over the coals : Azarlamak. Haşlamak.

Bully : Aferin. Zorlamak. (birisini) sindirmek. Dayılanmak. Zorbalık etmek. Zorba. Kabadayılık etmek. Bravo. Kabadayı.

Intimidate synonyms : frighten off, attenuate, appal, browbeating, browbeat out, frighten, overhanging, daunt, intimidates, strong arm, aweing, fright, bullyrags, appalls, be a disincentive, administer a shock, ballyrag, impends, digested, cows, buffaloing, be a disincentive to, affrights, affear, pall, lean on, overhung, hold over, alarm, menaced, hector, awing, damp.

 

Intimidate zıt anlamlı kelimeler, Intimidate kelime anlamı

Encourage : Takviye etmek. Özendirmek. Cesaretlendirmek. Gayretlendirmek. Yüreklendirmek. Teşvik etmek. Desteklemek. Korumak. Cesaret vermek.

Intimidate ingilizce tanımı, definition of Intimidate

Intimidate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To dishearten. To inspire of affect with fear. To abash. To make timid or fearful. To deter, as by threats.