Encourage türkçesi Encourage nedir

Encourage ile ilgili cümleler

English: And you encourage him?
Turkish: Ya sen onu teşvik ediyor musun?

English: Don't encourage him.
Turkish: Ona cesaret vermeyin.

English: Don't encourage her.
Turkish: Onu cesaretlendirmeyin.

English: I think we need to encourage Tom to study a little harder.
Turkish: Sanırım Tom'u biraz daha çok çalışması için teşvik etmeliyiz.

English: Did Marika encourage you to learn Finnish?
Turkish: Marika seni Fince öğrenmen için destekledi mi?

Encourage ingilizcede ne demek, Encourage nerede nasıl kullanılır?

Encourage streamlining : Etkinliği desteklemek. Verimliliği teşvik etmek.

Encouraged : Cesaret verilmiş. Teşvik etmek. Korumak. Teşci edilmiş. Himaye edilmiş. Desteklemek. Yüz verilmiş. Özendirmek. Özendirilmiş. Cesaret vermek.

Encouraged him : Onu teşvik etti. Onu cesaretlendirdi. Ona ümit ve güven verdi. Onu destekledi. Ona destek verdi.

Encouragement : Cesaretlendirme. Teşvik. Teşvik etme. Yüreklendirme. Cesaret verme. Özendirme. Bir gözlem sürecinde kendisinden bilgi istenen kişilerin istemli katılımını sağlamak üzere yapılan güdüleme, bk. özendirme.

Encouragement certificate : Teşvik belgesi.

 

Encouragement of investments : Mali yatırımların cesaretlendirilmesi. Finansal yatırımlara teşvik verilmesi. Yatırımların teşviki.

Encourages : Korumak. Desteklemek. Cesaret vermek. Özendirmek. Takviye etmek. Gayretlendirmek. Yüreklendirmek. Cesaretlendirmek. Teşvik etmek.

Encouragements : Teşvik etme. Özendirme. Teşvik. Cesaretlendirme. Yüreklendirme. Cesaret verme.

Needs encouragement : Cesaretlendirmeye ihtiyacı var. Olumlu desteğe ihtiyacı var.

Encourager : Destekleyen. Cesaret veren. Yüz veren. Teşvik eden. Yüreklendiren. Teşvikçi. Umutlandıran. Cesaretlendiren. Teşvik veren. Teşci eden.

İngilizce Encourage Türkçe anlamı, Encourage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Encourage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dares : Riske girmek. Kafa tutmak (argo terim). Cüret etmek. Meydan okumak. Hodri meydan demek. Kafa tutmak. Yeltenmek. Kalkışmak. Cesaret etmek.

Goad : Nodullamak. Teşvik. İtmek. Kışkırtıcı şey. Üvendire ile dürtmek. Rahatsız etmek. Gönder. Kışkırtmak. Dürtmek.

Heartened : Canlandırmak. Neşelendirmek. Moral vermek. Sevindirmek.

Bring through : Tedavi etmek. Hayatını kurtarmak. -den kurtarmak. Kurtarmak. Ayıltmak. İyileştirmek. Kendine getirmek.

Tempts : Öfkelendirmek. Baştan çıkarmak. Çelmek. Ayartmak. Kanına girmek. Meydan okumak. Kandırmak. Kışkırtmak.

Prods : Dürtme. Kışkırtmak. Dürtmek. Çivili sopa. Hatırlatıcı şey. Teşvik etme. Üvendire. Kakmak.

Advance : Yürümek. Alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme. Gelişme. Avans. İleri gitmek. Terfi. İleri sürmek. Öndeleme. Ödenmesi gerekli bir paranın ödeme gününden evvel verilen bir bölümü. borç olarak ödenen para. karşılıklı ya da karşılıksız borç olarak ödenen para. yapılacak bir hizmet ya da satın alınacak bir mal karşılığı gerçekleşecek borçtan öncelikle ödenen bir bolümü. Öne almak (tarih terimi).

 

Boost : Artırmak. Cesaretlendirme. Alttan yukarıya ittirmek. Yükselme. Canlandırmak. Yardım için itmek. Destek. Kuvvetini artırmak. Artış. Reklamını yapmak.

Nurture : Besleme. Yetiştirmek (özenle). Beslemek. Terbiye. Terbiye etmek. Bakmak. Büyütmek. Eğitmek. Yetiştirmek. Yiyecek.

Drew : Sorguya çekmek. Resmetmek. Taslağını çizmek. Devam etmek. Yaklaşmak. Keşide etmek. Yazmak. Germek. Çekilen. Çizmek.

Encourage synonyms : pep up, root on, confirms, comfort, bolden, countenancing, lead, dare, exhorts, cocoon, consolidates, abets, fosters, emboldens, favour, enforces, help, recreate, stimulate, cheer on, tempted, convoying, further, egg on, barrack, cocooned, conduce, motivate, cheerlead, reinforced, assists, advocated, pad.

Encourage zıt anlamlı kelimeler, Encourage kelime anlamı

Discourage : Hayal kırıklığına uğratmak. Cesaretini kırmak. Kandırmak. Korkutmak. Mücadele gücünü kırmak. Vazgeçirmek. Hevesini kırmak. Umudunu köreltmek. Yıldırmak. Caydırmak.

Dishearten : Umutsuzluğa düşürmek. Bir şeyden soğumak. Ümidini kırmak. Mücadele gücünü kırmak. Hevesini kırmak. Cesaretini kırmak. Umudunu kırmak.

Despair : Umudu kesmek. Ümidini yitirme. Umutsuzluk. Umudunu yitirmek. Umutsuzluğa düşmek. Ümitsizlik. Çaresizlik. Ümidini yitirmek. Umudunu kesmek. Ümitsizliğe düşmek.

Encourage ingilizce tanımı, definition of Encourage

Encourage kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The opposite of discourage. To give courage to. To inspire with courage, spirit, or hope. To raise, or to increase, the confidence of. Enhearten. To help forward. To animate. To incite.