Nurture türkçesi Nurture nedir

Nurture ile ilgili cümleler

English: Both body and spirit are nurtured.
Turkish: Hem beden hem de ruh beslenir.

English: Sports nurture friendships.
Turkish: Spor dostlukları besler.

Nurture ingilizcede ne demek, Nurture nerede nasıl kullanılır?

Nurtured : Bağrına basılmış. Gelişmesine yardımcı olunmuş. Bakılmış. Büyütülmüş. Beslenmiş. İlgilenilmiş.

Nurturer : Bakıp gözeten kimse. Besleyen kimse. Büyüten kimse.

Nurturers : Besleyen kimse. Bakıp gözeten kimse. Büyüten kimse.

Nurtures : Terbiye etmek. Beslemek. Yiyecek. Yetiştirmek (özenle). Bakmak. Terbiye. Eğitmek. Büyütmek. Besleme. Yetiştirmek.

Well nurtured : Düzgün büyütülmüş. İyi yetiştirilmiş. İyi bakılmış. Temiz yetiştirilmiş. İyi eğitilmiş.

Nurser : Biberon (bebek için). Besleyici (duygular, vs. hakkında). Bakıcı. Bir konuda özenle davranan kişi.

Nurturing : Besleme. Anaç. Gelişmesine yardım etme. Korumacı. Yetiştirme. Bakım veya besin sağlama. Büyütme.

Nurseling : Süt çocuğu. Özenle büyütülmüş şey. İyi bakılmış çocuk. Körpe fidan. Bakım.

Nurse cells : Oositin çevresinde ya da yakınındaki oosite besin sağlayan tek tek hücreler ya da hücre grubu. trofosit. Besin hücreleri.

 

Nursemaids : Taya. Bakıcı. Bebek bakıcısı. Çocuk bakıcısı. Eğitici anne. Dadı.

İngilizce Nurture Türkçe anlamı, Nurture eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nurture ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Raising : Zam. Kabartma. Yükseltme. Kendini bilen. İlave. Yükselen. Eder artırımı. Kaldırma. Şardonlama.

Aggrandise : Daha büyük yapmak. Gücünü veya konumunu yükseltmek. Uzatmak. Ayrıntı eklemek (ayrıca aggrandize). Abartmak. Genişletmek. Artırmak. Yüceltmek. Bir şeyin daha yüce görünmesini sağlamak.

Civilise : Uysallaştırmak (ayrıca 'civilize'). Aydınlatmak. İşlemek (toprak). Evcilleştirmek. Okutmak. İlerletmek. Adam etmek. Kibarlaştırmak. İnceltmek. Medenileştirmek.

Amplifying : Yükseltmek (ses). Genişletmek. Geniş olarak açıklamak. Artırmak.

Lead in : Verici dalgalığı ya da almacı, yüksek yinelenimli imle besleyen; verici dalgalığı vericiye ya da alıcı dalgalığı almaca bağlayan kablo. Tanıtma. Kablosu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir şeye girmek veya girişmek veya başlamak. Konuya giriş yapmak. Anten giriş teli. Programı açış sözleri. Konuya girmek.

Decency : Ilım. İncelik. Topluma uygunluk.

Feeding : Doyurma. Bakma. Tağdiye. Rehber. Verme. Geçindirme. Beslenen.

Aggrandized : Yüceltmek. Abartılmış. Güçlendirilmiş (ayrıca aggrandised). Büyütülmüş. Çoğaltılmış. Çoğaltmak. Artırmak. Abartmak.

Chows : Nevale. Yemek. Azarlamak. Çin köpeği. Kayıntı. Siyah renkli bir köpek.

Augment : Artmak. Artırmak. Uzamak. Değerlenmek. Değerlendirmek. Uzatmak. Sayısını arttırmak. Çoğalmak. Çoğaltmak.

 

Nurture synonyms : serve well, bring up, foster, chowing, feedings, coach, attend on, chowed, keep going, bristliest, aggrandize, boarding, alimentation, handmaids, edified, feed on, patronise, bringing up, bred, cherishing, handmaidens, aliment, gavage, nourishment, breedings, aggrandised, cares for, handmaiden, discipline, dressing, serve, fosterage, support.

Nurture zıt anlamlı kelimeler, Nurture kelime anlamı

Discourage : Mücadele gücünü kırmak. Caydırmak. Umudunu köreltmek. Kandırmak. Yıldırmak. Cesaret kırmak. Önlemek. Hayal kırıklığına uğratmak. Engellemek. Gözünü korkutmak.

Nurture ingilizce tanımı, definition of Nurture

Nurture kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Education. To feed. Thender care. To nourish. The act of nourishing or nursing. Training.