Feeding türkçesi Feeding nedir

Feeding ile ilgili cümleler

English: Ali likes feeding the pigeons in the park.
Turkish: Ali parktaki güvercinleri beslemeyi sever.

English: I am feeding my baby.
Turkish: Bebeğimi besliyorum.

English: Have you ever tried feeding your dog peanut butter?
Turkish: Köpeğini fıstık ezmesi ile beslemeyi hiç düşündün mü?

English: Ali is feeding the baby.
Turkish: Ali bebeği besliyor.

English: Ali is feeding the cows.
Turkish: Ali inekleri besliyor.

Feeding ingilizcede ne demek, Feeding nerede nasıl kullanılır?

Feeding apparatus : Besleme aparatı.

Feeding bottle : Biberon.

Feeding bridge : Besleme köprüsü.

Feeding canal : İletim arnası. İletim kanalı.

Feeding chair : Mama sandalyesi. Bebek sandalyası.

Feeding door : Yükleme kapağı. Kazana kömür atılan kapak.

Feeding experiment : Yemleme denemesi. Yemleme araştırması.

Feeding habit : Beslenme alışkanlığı. Bir yemin hayvanlara verilme süresi arttıkça, yem tüketimi ve işkembedeki mikroorganizmaların popülasyonundaki değişmeler gibi nedenlerle sindirim ve yemden yararlanma oranının artması.

Feeding coefficient : Yemleme kat sayısı. Su sıcaklığının 10° c bölünmesiyle elde edilen değer.

 

Feeding habits : Beslenme alışkanlıkları.

İngilizce Feeding Türkçe anlamı, Feeding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Feeding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Courier : Ulak. Grup lideri. Kargoya vermek. Özel ulak. Ajan. Turist rehberi. Haberci. Kurye.

Surfeit : Tokluk. Fazlasıyla (yemek). Çok fazla. Tıka basa yedirmek. Şişkinlik. Bıkkınlık. Aşırı miktar. Fazlasıyla içirmek. Fazlalık. Fazlasıyla yedirmek.

Charge : Şarj etmek. Üzerine atmak. Çevresinde kıvıl alan yaratan, artı ya da eksi alabilen temel tanecik özelliği, niceliği. Tembihlemek. Reaktör kalbine konulan yeni yakıt unsurlarının tamamı. Hücum etmek. Harç. Bir yoğunlaç ya da akımsaklar üzerinde toplanmış erke. Kanunla belirlenen bazı kamu hizmetlerinden yararlanma karşılığında alınan vergi.

Reference : Ağzına alma. Ekspertiz. İşinden ayrılan işçiye işveren tarafından verilen ve görevini iyi yaptığını belirten belge. Kaynak kullanma (bir yazıyı hazırlarken). Kaynakçayı işaretlemek (kitap). Yararlık belgesi. İlgi. Kastetme. Gönderme.

Scatophagy : Skatofaji. Dışkı veya gübre ile beslenme eylemi (zooloji). Gübre yeme.

Soaking : İyice doyurulmuş sıvı. Emdirme. Sıvıya batırma. Sulandırma. Sıvıya daldırma. Sırsıklam. Çözündürme. Sırılsıklam.

 

Couriers : Haberci. Özel ulak. Ulak. Turist rehberi. Kurye. Kargoya vermek. Ajan. Grup lideri.

Mastication : Mastikasyon. Besinin iyice küçük parçalara ayrılması için çiğnenmesi. mastikasyon. (besin) çiğneme. Çiğneme.

Keepings : Muhafaza etme. Tutma. Uyum. (defter) tutma. (evrak vb) muhafaza etme. Gelecekte kullanmak için ayırma. Geçimini sağlama. Saklama. Bakım.

Feeding synonyms : manduction, hyperalimentation, tpn, total parenteral nutrition, intravenous feeding, forced feeding, coprophagia, spoonfeeding, infant feeding, mycophagy, feedings, directory, advancing longwall, lunching, attendances, careers officer, lookup, dation, satiating, conferment, housemaids, references, bestowment, fed, nourishments, dining, dragomans, cession, attendance, handmaidens, distr, ingestion, cessions.

Feeding ingilizce tanımı, definition of Feeding

Feeding kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The process of fattening. The act of eating, or of supplying with food.