Intro türkçesi Intro nedir

  • Tanıtım.
  • Temel kitap.
  • Giriş.
  • Önsöz (kitapta veya başka bir çalışmada).
  • Tanıtılan bir şey.
  • Tanıtma eylemi.
  • Bir kişiye başka bir kişiyle tanıştırma.
  • Yeni bir şey.
  • Tanıtıcı el kitabı.

Intro ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary introduced themselves to each other.
Turkish: Ali ve Mary kendilerini birbirlerine tanıttılar.

English: Ali introduced himself as Mary's ex-husband.
Turkish: Ali kendini Mary'nin eski-kocası olarak tanıttı.

English: "Knock knock, is anyone home?" "Go away!" "I can't hear you." "Okay, what is it?" "Allow me to introduce myself. I am Geronimo Stilton." "What do you want?" "Your Highness, allow me to cross your kingdom so that I can get—" "Denied." "But—" "Unless you're a true warrior." "Believe me when I tell you that I am NOT a knight." "So you have no sword?" "Not even one. I am not a knight." "How about a piece of the Triforce?" "I am NOT a knight!" "You look like a knight on this picture I found on your website." "I am not a knight!" "Then go away." "But... okay."
Turkish: "Tak tak, evde kimse var mı?" "Defol git!" "Seni duyamıyorum." "Tamam, ne var" "Kendimi tanıtmama izin ver.Ben Geronimo Stilton." "Ne istiyorsun?" "Ekselansları, Krallığınızdan geçmeme izin verin böylece ben-" "Reddedildi." "Ama-" "Eğer gerçek bir savaşçı değilsen." "İnan bana şövalye değilim." "Öyleyse hiç kılıcın yok? "Bir tane bile yok." " Şövalye değilim." "Triforce parçası için ne diyeceksin?" "Şövalye değilim!" "Web sitende bulduğum bu resimde bir şövalyeye benziyorsun." "Şövalye değilim!" "Hadi defol git." "Ama... Tamam."

 

English: Ali and I introduced ourselves to each other.
Turkish: Ali ve ben birbirimize kendimizi tanıttık.

English: Ali and Mary didn't know each other until John introduced them.
Turkish: Ali ve Mary John onları tanıştırıncaya kadar birbirlerini tanımıyorlardı.

Intro ingilizcede ne demek, Intro nerede nasıl kullanılır?

Intro play : Tanıtım çalması. Tanıtım okuması.

Introduce : Sunmak. Öğretmek. Ortaya çıkarmak. Lanse etmek. Getirmek. İlk kez getirmek. Uygulamak. İlk kısmını oluşturmak. Tanıtmak. İçeri sokmak.

Introduced : Öğretmek. Göstermek. İntroduit. Ortaya koymak. Tanıtılan. Sunmak. İçeri sokmak. Başlattı. Takdim etmek. Tanıtmak.

Introducer : Takdim eden kimse. Sunucu. Tesis eden kimse. Herhangi bir boşluk içine tüp sokmak için kullanılan araç. Tanıştıran. İnsanlara bilgi veren kimse. Tanıştıran kimse. Başlatan kimse. Tanıtıcı. Takdim eden.

Introducers : Sunucu. Takdim eden. Tesis eden kimse. Spiker. Takdim eden kimse. Tanıştıran kimse. Tanıştıran. Herhangi bir boşluk içine tüp sokmak için kullanılan araç. Tanıtıcı. İnsanlara bilgi veren kimse.

Introductory text : Bir filmin, bir televizyon izlencesinin başında yer alan ve bunlarla ilgili herhangi bir bilgi sunan yazı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Açıklama yazısı. Tanıtıcı metin.

Introductions : Tanıştırma. Getirme. Takdim. Giriş. Tanıtım. Önsöz. Başlangıç. Tanıtma.

 

Introductory : Başlangıç ile ilgili. Tanıtıcı. Tanıtma amacıyla yapılan. Önsöz. Önsöz niteliğinde. Giriş niteliğinde olan. Giriş niteliğinde.

Introduces : İçeri sokmak. Tanıştırmak. Getirmek. Tanıtmak. Öğretmek. Uygulamak. Sunmak. Başlamak. Ortaya koymak. Uygulamaya koymak.

Introduction : Önanamal. Tanışma. Başlangıç. Kılavuz kitap. Bir eserin daha iyi anlaşılması maksadiyle yazılarak onun baş tarafına eklenen açıklamalı kısım. Getirme. Tanıtma. Tanıştırma. Takdim. Bilgisayar, edebiyat, ekonomi alanlarında kullanılır.

İngilizce Intro Türkçe anlamı, Intro eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Intro ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Presentation : Gösterme. Bir televizyon yayın merkezinin, çeşitli bölümlerden oluşan izlencesinin sürekli, akıcı bir gidiş içinde, izlence aralarını gerekli biçimde doldurarak ve yayına belirli bir kişilik kazandırarak yayması. Sunma. Sunulma. Sunuş. Prezantasyon. Tavsiye etme. Arz. Takdim edilme. Hediye.

Displaying : Sergi. Gösterme. Görüntülenen. Görüntüleniyor. Sergileyen. Web aboneliklerinden. Gösteren. Görüntü.

Advents : Görünme. Olma. Hz isa'nın gelmesi. Geliş. Gelme. Gelip çatma. İlerleyiş. Hz isa'nın görünmesi. Noel öncesi dört hafta.

Informing : İhbar. Gammazlık. Bilgilendirme. Jurnalcılık. Bilgi verme.

Admissions : İtiraf. Giriş izni. Kabul. Katılma. Emme (mühendislik terimi). Girme. Giriş ücreti.

Passage : Alt kültür. Koridor. Paragraf. Mürur. Hücrelerin belli bir yoğunlukta hücre içeren kültürlerde çoğalmalarını ve devamlılıklarını sağlamak amacıyla başka bir besi yerine aktarılması işlemi. bitki doku ya da aşısının birbirini takip eden bölünmelerinden sonra besi yerinin belirli aralıklarla değiştirilmesi. pasaj. Kültür mikroorganizmalarının taze bir besi yeri ortamına aktarma işlemi. Parça. Seyircilerin yerlerine gitmeleri için seyir yerinde bulunan geçiş yeri. Örtülü geçit. Kanal.

Advertising : Bildirme. İlancılık. İlan. Bir filmin izleyicisini çoğaltmak amacıyla çeşitli yollardan (gazete tanıtısı, radyo tanıtısı, el tanıtısı, vb.) yararlanılarak yapılan duyurular. tv. televizyon yoluyla yapılan tanıtı; bu tanıtı için hazırlanmış izlence. İlan etme. Duyurma. Reklamcılık. Reklam işi. Reklam. Tanıtıcılık.

Introductions : Önsöz. Getirme. Tanıtma. Takdim. Başlangıç. Tanıştırma.

Adit : Maden galerisi. Yaklaşım iç yolu. Yatay giriş galerisi. Galeri. Maden ocağı ağzı. Giriş lağımı. Giriş galerisi. Tünel.

Antings : Para koymak. Pokerde başlangıçta ortaya konan para. Ön. Para vermek. Önce. Bop (poker). Bop. Para sürmek. Ödemek.

Intro synonyms : musical passage, making known, credential, anted, anting, flacks, admittances, advertisement, familiarisation, access, arriving, admittance, ante, introducing, admission, advertizement, adits, anteing, introduction, accesses, reintroduction, presentations, flack, intros, demo, antes, debut.