Introduced türkçesi Introduced nedir

Introduced ile ilgili cümleler

English: Ali introduced himself to everyone in the room.
Turkish: Ali odadaki herkese kendini tanıttı.

English: Ali and Mary introduced themselves to each other.
Turkish: Ali ve Mary kendilerini birbirlerine tanıttılar.

English: Ali and Mary didn't know each other until John introduced them.
Turkish: Ali ve Mary John onları tanıştırıncaya kadar birbirlerini tanımıyorlardı.

English: Ali introduced himself as Mary's ex-husband.
Turkish: Ali kendini Mary'nin eski-kocası olarak tanıttı.

English: Ali and I introduced ourselves to each other.
Turkish: Ali ve ben birbirimize kendimizi tanıttık.

Introduced ingilizcede ne demek, Introduced nerede nasıl kullanılır?

Was introduced to : -e sunuldu. -e tanıtıldı. İle tanıştırıldı.

Be introduced : Tanıtılmak.

Reintroduced : Yeniden tanıtmak.

Introduce : Sunmak. Ortaya koymak. Lanse etmek. İlk kısmını oluşturmak. Getirmek. Başlamak. Ortaya çıkarmak. Uygulamak. Uygulamaya koymak. Göstermek.

Introducer : Tanıştıran kimse. İnsanlara bilgi veren kimse. Takdim eden. Spiker. Takdim eden kimse. Herhangi bir boşluk içine tüp sokmak için kullanılan araç. Tesis eden kimse. Sunucu. Başlatan kimse. Tanıştıran.

 

Introducible : Takdim edilebilir. Yerleştirilebilir. Tanıtılabilir. Sunulabilir.

Reintroduces : Yeniden tanıtmak.

Introducing : Sunucu. Tanıtma. Bir araştırıcının bağlı olduğu kurumu ve araştırmanın amacını belirterek kendisini sunması. Tanıtım.

Introduces : Başlamak. Takdim etmek. Getirmek. Tanıtmak. Uygulamak. Ortaya koymak. İçeri sokmak. Tanıştırmak. Uygulamaya koymak. Sunmak.

Introduction : Önsöz. Tanışma. Getirme. Tanıtma. Takdim. Kılavuz kitap. Bir eserin daha iyi anlaşılması maksadiyle yazılarak onun baş tarafına eklenen açıklamalı kısım. Giriş. Bilgisayar, edebiyat, ekonomi alanlarında kullanılır. Tanıştırma.

İngilizce Introduced Türkçe anlamı, Introduced eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Introduced ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commenced : Dava açmak. Başlatmak. Yüksek lisans almak. Doktora derecesi almak.

Position : Koymak. Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon. Memuriyet. Görev. Yerleştirmek. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, jimnastik, voleybol, veterinerlik alanlarında kullanılır. Görüş. Durum. Konum. Fikir.

Begins : Başlatmak. Önayak olmak. Koyulmak. Meydana gelmek. Girişmek. Doğmak.

Acquaints : Haberdar etmek. Bildirmek. Haber vermek. Bilgi vermek. Bilmek. Tanışmak. Vakıf olmak.

Familiarizes : Alıştırmak. (ortama vb) ısındırmak. Tanımak. Herkese tanıtmak. İlişki kurmak.

Put in : İçine sokmak. Başvurmak. Takılmak. Katmak. Vurmak. Sokmak. Olay çıkarmak. Eklemek.

 

Stick in : -e dikine saplamak. Sokmak. -e dikmek. Sokuvermek. Saplamak. Saplanmak. Batırmak.

Come on : Yaklaşmak. Elini çabuk tutmak. Ortaya çıkmak. Karşılaşmak. Saldırmak. Basmak. Baş göstermek. Gelsene. Sahneye çıkmak. Rastlamak.

Bring forth : Ürün vermek. Hasıl etmek. Sebep olmak. Meydana getirmek. Vermek. Neden olmak. Doğurmak.

Bear witness to : Bir şeye delalet etmek. Kanıtlamak. Delil olmak. Tanıklık etmek.

Introduced synonyms : feed in, re introduce, set, advertise, executing, betokening, enlighten, inform, led the way, bear, inoculate, bringing, inculcating, enclose, bring, familiarize, comperes, cup, connote, feed, ahead, commences, manifest, exhibit, executes, demonstrating, connoting, beat into, inject, centre, educates, shoot, make a present of.

Introduced zıt anlamlı kelimeler, Introduced kelime anlamı

Phase out : Aşamalı olarak azalmak. Aşamalı olarak durdurmak. Safha safha bitirmek. Yavaş yavaş kullanımdan kaldırmak. Safhalarla bitmek.

Detach : Kopmak. Kaldırmak. Çıkmak. Sökmek. Özel görevlendirmek. Çıkarmak. Koparmak. Çözmek. Ayrılmak.

Unplug : Fişini çekmek. Fişi prizden çekmek. Fişini prizden çekmek (elektrikli aygıtın). Prizden çekmek (fişi). Açmak (tıkanmış lavabo vb'ni). Ayırmak.