Ionisation türkçesi Ionisation nedir

  • Bir çözeltide iyonlar üretme (ayrıca ionization).
  • İyonizasyon çemberi.
  • İyonızasyon.
  • İyonlaşma.
  • İyonizasyon.
  • İyonlanma.
  • İyonlaştırma.
  • İyonlara ayırma veya değişme süreci.

Ionisation ingilizcede ne demek, Ionisation nerede nasıl kullanılır?

Ionisation energy : İyonlaşma enerjisi.

Ionisation rate : İyonlaşma hızı.

Cumulative ionisation : Yığılmalı iyonlaşma.

Thermal ionisation : Isıl iyonlaşma.

Unionisation : Sendikalaştırma. Sendikal örgütlenme. Sendika örgütlenmesi. Bir sendika şeklinde örgütlenme durumu (ayrıca unionization). Sendikalaşma.

İngilizce Ionisation Türkçe anlamı, Ionisation eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ionisation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ionises : İyonize etmek. İyonlamak. Bir çözeltide iyonlar üretmek (ayrıca ionize). İyonlaşmak. İyonlara dönüştürmek. İyonlara ayırmak. İyonlaştırmak.

Ionizing : İyonlaştırıcı. İyonlaşmaya neden olan.

Ionizations : Bir çözeltide iyonlar üretme (ayrıca ionisation).

Status : Statü. Konum. Değerge. İçtimai vaziyet. Mevki. Sosyal durum. Durum. Rol. Hal. Yasal durum.

Ionize : İyonlaştırmak. İyonlamak. İyonlaşmak. İyonize etmek. İyonlara ayırmak.

Ionising : İyonlara ayırmak. İyonlaştırıcı. Bir çözeltide iyonlar üretmek (ayrıca ionize). İyonlara dönüştürmek. İyonlaştırmak.

 

Condition : Toplumsal durum. İyi bir hale getirmek. Şart. İkmal. Koşul. Gerekli ya da zorunlu olan şey. Bir nesne ya da olayın içinde oluştuğu, bu oluşumu etkileyen (örneğin kolaylaştıran, güçleştiren, özelliklerini değiştiren) çevresel durum ve öğeler. Bilgisayar, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Şartlandırmak. İyi bir kondisyona getirmek (oyuncuyu).

Ionise : İyonlaştırmak. İyonlara ayırmak. İyonlaşmak. İyonize etmek. Bir çözeltide iyonlar üretmek (ayrıca ionize). İyonlamak. İyonlara dönüştürmek.

Activity : Kimyasal gerilimi logaritmik olarak veren nicelik. Kuvvet. İnsanın, çevresiyle arasındaki ilişkileri kuran, düzenleyen ve denetleyen eylemleri. Etkinlik. Eylem. Etkin olma durumu, bazı etkileri oluşturma yeteneği. ilaç veya zehirli maddelerin vücuda alındıktan sonra etkisini gösterme durumu, aktivite, ilaç molekülünün almaçları uyarma veya baskılama yeteneğinin bir ölçüsü. İş. İşlem. Etki. Yapılan işler.

Action : Dava. Oyuncunun sahne üzerindeki hareketler dizisi. oyunun temasını hareketlendiren gelişim. bir hareketin aksiyon olabilmesi için itici bir nedenden çıkması gerekir. olay dizisi. oyunun öyküsü. dış aksiyon : göze yönelen hareketler bütünü. iç aksiyon : düşünce ve duyguya yönelen davranışlar ve ilişkiler bütünü. eylem. Bir durumu değiştirme ve daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası. Hareket. Olgu. Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. Bir film kuşağında sese karşı görüntü bölümünü belirtmekte kullanılan genel terim. tv. televizyon yayınında sese karşı görüntüyü belirtmekte kullanılan genel terim. Bir amaç çevresinde örüntülü işlevsel ve karmaşık bir edimler dizgesi. Yapılan şey. Devinme.

Ionisation synonyms : natural process, natural action, ionizes, ionization.