Ağızlamak nedir, Ağızlamak ne demek

Ağızlamak; bir denizcilik terimidir.

  • Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak.
  • Bir işi kolaylamak.
  • Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak

Ağızlamak anlamı, kısaca tanımı:

Boğaz : Yeme içme. İki dağ arasında dar geçit. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. Yedirip içirme yükümü, iaşe. Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak. İki kara arasındaki dar deniz.

Liman : Gemilerin barınmalarına, yük alıp boşaltmalarına, yolcu indirip bindirmelerine yarayan doğal veya yapay sığınak.

Ortalamak : Ortasını bulmak, ortasına varmak. Futbolda topu kale ağzındaki arkadaşlarına havadan göndermek.

Parça : Nesne. Pasaj. Güzel, alımlı kız veya kadın. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Müzik eseri. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Tane.

Yuva : Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Bir şeyin öğretildiği yer. Genellikle ailenin oturduğu ev. Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer.

 

Geçirmek : Etmek, yapmak. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Hastalık bulaştırmak. Giymek, giyinmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Birine kötü söz söylemek. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Zaman harcamak. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Vurmak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak.

Ayarlamak : İşleri birbiriyle çatışmayacak veya zamanında bitirecek bir biçimde düzenlemek. Kandırmak. Düzenlemek. Bir aygıtı belli bir iş yapabilecek duruma getirmek. Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltmek, doğrulamak.

Bir : Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sayıların ilki. Eş, aynı, bir boyda. Tek. Aynı, benzer. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.

Diğer dillerde Ağızlamak anlamı nedir?

İngilizce'de Ağızlamak ne demek? : (-i durum ekiyle kullanılan fiil), halk ağzında