Liman nedir, Liman ne demek

Liman; bir denizcilik terimidir. kökeni rumca dilinden gelmektedir.

"Liman" ile ilgili cümle

  • "Hayatını anlatacağımız adam Çin limanlarından birinde yaşamıştı." - N. Hikmet

Coğrafya'daki terim anlamı:

Kıyıda, doğal olarak ya da mendirek ve dalgakıranlarla fırtınalara karşı korunmuş yer ve böyle yerlerde deniz ulaştırmacılığının giriş ve çıkış kapısı olarak gelişmiş kent.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Gemilerin yolcu indirip-bindirme, yükleme-boşaltma, bağlama ve beklemelerine elverişli yeterli su derinliğine sahip, teknik ve sosyal altyapı tesisleri, yönetim, destek, bakım-onarım ve depolama birimleri bulunan doğal veya yapay olarak rüzgâr ve deniz tesirlerinden korunmuş kıyı yapıları.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Alçak bir kıyıda, açık denizden bir set ile kapatılmış batık bir nehir koyağı.

İngilizce'de Liman ne demek? Liman ingilizcesi nedir?:

harbour, liman

Fransızca'da Liman ne demek?:

port

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Artvin ilinde, Kemalpaşa bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Liman hakkında bilgiler

Liman; gemi, tekne vs. gibi deniz araçlarının park yeri, gemilerin kargolarını boşaltıp yüklediği ticaret merkezi, vinç barındıran ve genellikle gümrük de bulunduran mekanlardır.

 

Özellikle demiryolu ve karayolu çıkış yerleriyle kesişir. Ekonomik olarak gelişmiş yerlerde kuruludur. Liman trafiğinde akaryakıt, özellikle petrol trafiği büyük yer tutar. Genel liman ve özel liman olarak ikiye ayrılır. Genel limanlar her tür yük trafiğine açıktır. Özel limanlar belirli maddelere özgüdür. Yapı olarak ise limanlar doğal koylarda veya dalgakıranla korunan kıyılardakiler, akarsu ve göl limanlarıdır. Türlere göre yükleme boşaltma tesisleri de değişiklik gösterir.

Liman ile ilgili Cümleler

  • Gemi limana ulaştı.
  • Amcam ara sıra beni limana götürür.
  • Limanda çok gemi gördük.
  • Limanda birçok gemi var.
  • Bizim gemi limana yaklaştı.
  • Limanda birçok gemi gördük.
  • Liman bloke edilebilir.
  • Kasırgaya rağmen gemi limana ulaştı.
  • Liman seferlere kapalıdır.
  • Gemi limana doğru yöneldi.
  • Liman bölgesi güzel bir alandır.
  • Hafta sonları arabayla Nagoya Limanı'na giderlerdi.
  • Hiçbirimiz zamanında limana varamadık.

Liman anlamı, tanımı:

Gemi : Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine.

Boşaltma : Boşaltmak işi.

Doğal : Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Yapmacık olmayan. Katıksız, saf. Doğada olan, doğada bulunan. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.

Liman cüzdanı : Deniz adamlarının özel kimlik belgesi yerine seferlerde kullandıkları küçük defter.

 

Liman reisi : Gemilerin limana girip çıkması, yük alıp vermesi işlerine bakan yetkili kimse.

Açık liman : Gemilerin idari açıdan kolayca girip çıktıkları liman. Hava şartlarından kolayca etkilenen liman.

Sütliman : Durgun, sakin. Gürültüsüz, olaysız.

Yatak liman : Büyük donanmaların barınmasına elverişli liman.

Havalimanı : Bu altyapının yerleştirilmesini, işletilmesini ve geliştirilmesini sağlayan kuruluş. Uluslararası veya şehirler arası hava yolu ulaşımı için gerekli teknik ve ticari kuruluşların bütünü.

Ticaret limanı : Dış ülkelerle alışverişin yapıldığı liman.

Yat limanı : Küçük teknelerin ve yatların barınabilmeleri için özel bir mendirekle çevrilen veya bir liman içinde ayrılan deniz alanı, marina.

Limanlama : Limanlamak işi veya durumu.

Limanlık : Liman gibi kullanılan, liman kurmaya elverişli (yer). Yatışmış, dalgasız, sakin (deniz, hava).

Barınma : Barınmak işi.

Yolcu : Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse. Doğması beklenen çocuk. İşten çıkarılması beklenen kimse. İyileşmesi umutsuz hasta. Yolculuğa çıkmış kimse.

Bindirme : Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri. Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu. Bindirmek işi.

Yapay : Yapmacık. Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş, yapma, suni, doğal karşıtı.

Sığınak : Kötülüklerden koruyan, sığınılan kimse veya şey. Özellikle hava bombardımanlarından korunmak için yapılmış yer. Yağmur, güneş veya çeşitli tehlikelerden korunmak için sığınılacak yer, melce.

Tekne : Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı. Bir tür küçük deniz taşıtı. Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap. Havza. Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü. Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü. Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası.

Deniz : Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Çokluk, yoğunluk. Aydaki düzlükler. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Geniş alan.

Liman gecikmesi : Kıyının herhangi bir yerinde, ayın öğlen çemberi üzerine geldiği sırada kuramsal olarak kabarma olayının en yüksek düzeyine ulaşmasında görülen gecikme süresi.

Liman kaya balığı : Kemikli balıklardan, kaya balığıgiller (Gobiidae) familyasından, boyu 25 cm olabilen, memleketimizin bütün sahilleri boyunca görülen, insan gıdası yönünden henüz ekonomik önemleri olmayan bir tür, saz kaya balığı, tokmakbaş kaya balığı.

Liman kenti : Kıyıda, birçok yapma kuruluşları ve iç kesimlere uzanan yollarıyla, bulunduğu ülkenin deniz ulaştırması ve teciminde bir giriş, çıkış kapısı görevini yapan ve çok kez kimi işleyimlerin de toplandığı kent. bk. liman.

Liman vergisi : Gemilerin limanda durmak, demirlemek için ödedikleri para.

Liman yunusugiller : Memeliler (Mammalia) sınıfından, dünyanın her tarafında yaygın olan, dişleri kaşık şeklinde, balıklarla beslenen türleri içine alan bir familya. Memeliler (Mammalia) sınıfından, dünyanın her tarafında yaygın olan, dişleri kaşık biçiminde, balıklarla beslenen türleri içine alan bir familya.

Limanda limanda : [Bakınız: pisi balığı] Pisi balığı.

Limandere : Sakarya ili, Karasu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Limanköy : Kırklareli şehri, İğneada bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Limanlamak : Gemi bir limana girip orada kalmak. mec. Yatışmak, sakinleşmek.

Limanol : Romatizma tedavisinde kullanılan çamur.

Diğer dillerde Liman anlamı nedir?

İngilizce'de Liman ne demek? : [Liman] n. liman

v. file, smooth with a file

n. firth

Fransızca'da Liman : port [le], havre [le], bassin [le], rade [la]

Almanca'da Liman : n. Hafen, Port

Rusça'da Liman : n. порт (M), гавань (F), рейд (M)