Ports türkçesi Ports nedir

  • Delik.
  • Buhar deliği.
  • Lombar.
  • Lomboz.
  • Gaz deliği.
  • Liman.
  • Giriş.
  • Porto şarabı.
  • İskele.
  • Erişim noktaları.
  • Tavır.
  • Duruş.
  • İskele tarafı.
  • Sığınacak yer.
  • Geminin sol tarafı.
  • Havalimanı.
  • Bağlantı noktaları.
  • Kale duvarındaki delik.

Ports ile ilgili cümleler

English: "Don't you like sports?" "No, I don't."
Turkish: "Spor sevmez misiniz?" "Hayır, sevmem."

English: Hundreds of ships left American ports.
Turkish: Yüzlerce gemi Amerikan limanlarından ayrıldı.

English: "Do you like sports?" "Yes, I like baseball, among other things."
Turkish: " Sporları sever misiniz?" "Evet, diğer şeyler arasında, beyzboldan hoşlanırım."

English: I'll be staying at the Portside Hotel.
Turkish: Portside Oteli'nde kalıyor olacağım.

English: 82% - more than four-fifths - of the island's exports is agricultural produce.
Turkish: Ada ihracatının %82'si, beşte dörtten fazlası, tarımsal ürünlerdir.

Ports ingilizcede ne demek, Ports nerede nasıl kullanılır?

Available ports : Kullanılabilen bağlantı noktaları.

Cinque ports : Beş liman konfederasyonu. İngiltere'nin fransa'ya bakan kıyılarındaki liman grubu. İngiltere'nin güneydoğu kıyılarında tarihi imtiyazları olan bir grup liman.

Install new ports : Yeni bağlantı noktası ekle.

Serial ports : Periferik cihazlar arasında seri iletişim için kullanılan arayüz (bilgisayar). Seri port. Seri bağlantı noktaları. İki iletişim cihazı arasında bir seri iletişim için kullanılan port. Seri bağlantı noktası. Seri arayüz.

 

Udp listener ports : Udp dinleyici bağlantı noktaları. Kva dinleyici bağlantı noktaları.

All reports : Tüm raporlar.

Bloodsports : Regl döneminde bir kadınla girilen ilişki.

Blood sports : Avcılık sporu. Sürgün avı.

Apports : Şirketlere konulan her türlü sermaye. Apor.

Carports : Sundurma. Otomobil sundurması. Yanları açık garaj.

İngilizce Ports Türkçe anlamı, Ports eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ports ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cavum : Boşluk, boş yer, kovuk, oyuk, çukur. Kavum. Satır başı boşluğu. Boşluk oyuk.

Havens : Sığınak. Barınak.

Havening : Limana sığınmak. Barınak. Melce. Liman şehri. Limana girmek. Sığınmak. Sığınak.

Anteing : Pokerde başlangıçta ortaya konan para. Bop (poker). Para koymak. Önce. Para sürmek. Bop. Para vermek. Ön. Ödemek.

Gangplanks : Sürme iskele. Dosa. Güverte iskelesi. İskele tahtası. Borda iskelesi.

Blowouts : Parti. Eğlence. Kolay galibiyet. Şölen (argo terim). Lastik patlağı. Patlama. Rahat zafer. Ziyafet. Lastik patlaması.

Cavities : Kovuk. Çukur. Boşluk. Çürük. Oyuk.

Falsework : Henüz inşa edilme sürecindeki birşeyi destekleyen çerçeve. Kalıp. İnşaat kalıp iskelesi. Kalıp iskelesi. Binanın inşası veya tamiri esnasında çalışanlar tarafından kurulan geçici iskele veya platform. Yapı iskelesi.

Catwalks : Dar köprü. Podyum. Geçit. Kediyolu. İki bina arasındaki köprü. İki binayı birbirine bağlayan köprü. Dar bir yaya yolu.

 

Aspect : Görüş. Veçhe. Yön. Coğrafya, gramer alanlarında kullanılır. Bir yanı. Hal. Tek yanı. Bir fiildeki oluş ve kılışın zaman bakımından konuşan tarafından öznel biçimde değerlendirilmesi; fiilde, dil psikolojisine ve konuşanın kendi değerlendirmesine bağlı zaman kayması durumu: seninle bu konu üzerinde uzun uzun tartışacağım da bir sonuç mu alacağım? cümlesindeki tartışacağım ve alacağım fiilleri şekil olarak gelecek zaman gösterdikleri halde, kişisel öznel bir değerlendirmenin ifadesi olan görünüş bakımından «seninle bu konuda uzun tartışmayacağım ve sonuç da alamıyacağım» şeklinde olumsuz bir anlamı yansıtmaktadır. aşağıdaki örneklerde de kullanılan fiiller ayraç içine alınan birer zaman kaymasına uğramış bulunmaktadırlar: andre gide böyle bir zamanda peyzajlarımızı fakir ve neşesiz, sanatımızı derme çatma, insanımızı çirkin buldu (çirkin bulmuş anlamında). takma bir “insanüstü” gözüyle etraftaki ızdıraba tiksine tiksine bakarak geçti (geçmiş anlamında) (a. h. tanpınar, beş şehir, s. 157-158). fatih’in istanbul’da bina ettiği ilk sarayın, kitaplarda okuduğumuz satırlardan başka, bir hatırası kalmamış (kalmadı anlamında) ve enkazı kaldı ise toprak altında kalmıştır (kaldı anlamında) (y. k. beyatlı, aziz istanbul, s. 49). “dün geceki renkli rüyamda geniş bir bahçede dolaşıyordum. arkamda billur gibi bir pınar var. yanımdakilerden biri bana gümüş bir tasla su getiriyor.” parçasındaki dolaşıyorum, getiriyor fiilleri şekilce şimdiki zaman kipi oldukları halde, anlam bakımından geçmiş zamanı, var fiili de yine vardı anlamını vermektedir. hasta doktora gitmiş (gitse), doktor hastaya getirilmiş (getirilse) ne fark ederdi? (osman çeviksoy, tutuklu yürek, s. 27). ekmeklerine o sarı tereyağından sürüp yiyorlar (yediler). henüz gün ağarmamıştır (ağarmamıştı) (sevinç çokum, derin yara, s. 110). vb. Görünüm. Açı.

Ports synonyms : cessation, admission, air, port, derrick, admittances, aerodrome, larboards, attitude, halt, adits, behavior, catwalk, blowout, cavity, antings, apertures, ante, refuges, ferry, aerodromes, admittance, gangway, dead light, larboard, eyeholes, surroundings, porthole, admissions, bores, den, carriage, demeanor.

Ports zıt anlamlı kelimeler, Ports kelime anlamı

Starboard : Çoğunlukla askeri birliklere verilen yazı işlemeli. Sancağa ait. Gemilerin sağ yanı. Sancak. Kenarları saçaklı ve gönderli bayrak. Sancak tarafında olan. Bayrak. Sancak tarafına. Sağ yan. Sancak tarafında.