Aboil türkçesi Aboil nedir

Aboil ingilizcede ne demek, Aboil nerede nasıl kullanılır?

Daboia : Büyük ve çok zehirli bir asya katıryılanı. Asya'ya özgü büyük ve son derece zehirli engerek yılanı (hindistan'da yaygın olan).

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

Abo : Yerli (avustralya'da kullanılır). (kırıcı argo) aborijin.

Aboard : (bir taşıtın) içinde. İçinde (gemi veya uçak veya tren vb). Gemide. -de. Uçağa. Trene. -e. Uçakta. Atobüse. Otobüse.

Aboard a ship : Bir gemide.

Aboding : Konut. Sükna. İkamet yeri. Bir yerde ikamet etmek. İkamet etme (bir yerde). Oturulan yer. İkamet. Oturma. İkametgah.

Abolishable : Feshedilebilir. İptal edilebilir. İptal edilebilirlik veya geri alınabilirlik. Yürürlükten kaldırılabilir.

Aboded : İkamet etme (bir yerde). Sükna. Bir yerde ikamet etmek. İkamet. İkametgah. Konut. Oturulan yer. Oturma. İkamet yeri.

Abode of demons : Şeytanların yaşadığı yer. Şeytanların ikamet ettiği yer.

Abodes : İkamet etme (bir yerde). Oturma. İkamet. Sükna. İkamet yeri. Konut. İkametgah. Bir yerde ikamet etmek. Oturulan yer.

İngilizce Aboil Türkçe anlamı, Aboil eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Aboil ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Change state : Durum değiştirmek.

In a glow : Kor halinde. Ateşli. Kızgın. Coşkulu.

Feverish : Heyecanlı. Ateşi olan. Sıtmalı. Ateş yapan. Ateşli. Ateşi çıkmış. Hummalı. Telaşlı.

Fervent : Tutkulu. Şevkli. Ateşli. Hevesli. Koyu. Gayretli. Coşkun. Kızgın. Sıcak.

Change : Değiştirmek. Değişmek. Dönüşmek. Bilgisayar, masa tenisi, ekonomi alanlarında kullanılır. Takas etmek. Çiftlerde başlama atışı yapan oyuncunun bundan sonra karşıdakilerin yapacağı 5 atışı karşılayacak olan takım arkadaşı ile yer değiştirmesi. Aktarmak. Yer değiştirme. Haline gelmek. Değişime uğratmak.

Evangelical : İncil'de bulunan. Ateşli. ä°ncil ya da ä°sa'nın öğretisi ile ilgili. Protestan. Protestanlığa ait. İncil'i öğretmeyle ilgili. İncil'e ait. Bazı protestan ilkelere aşırı bağlı olan. İncil ya da isa'nın öğretisi ile ilgili.

Turn : Atlatmak. Döndürme. Burkmak. Geçmek. Etkilemek. Bozulmak. Devirmek. Ulaşmak. Dönüş. Hastalık nöbeti.

Simmer : Yavaş yavaş kaynamak. İçten içe kaynamak. Kaynatma. İçten içe kaynatmak. Kaynamak (gizli bir iş). Galeyan. Patlamak üzere olmak. Galeyana getirmek. Yatışmak. Pişmek (kaynama noktasının biraz altında bir derecede).

 

Seething : Çok tedirgin. Kuduran. Kaynatma. Aşırı derecede heyecanlanmış. Köpüren. Haşlama. Fokurdayan. Çok heyecanlı.

Evangelicals : İncil'i öğretmeyle ilgili. Son derece protestanca (bir yaklaşım vb). İncil ya da isa'nın öğretisi ile ilgili. İncil'in mesajına uyan. İncil'de bulunan. Bazı protestan ilkelere aşırı bağlı olan. İncil'e ait. Protestan. Ateşli.

Aboil synonyms : overboil, aglow, fervid, burning, simmering, fevered, ebullient, enthusiastic, ablaze, glowing, boil over, boiling, dithyrambic, heated, excited.

Aboil zıt anlamlı kelimeler, Aboil kelime anlamı

Stay : Beklemek. Oyalanmak. Durdurmak. İkamet etmek. Bastırmak (açlığı). Önlemek. Erteleme. Geçiştirmek. Kalma. Dayanmak.

Freeze : Oyalama. Çok üşümek. Isı kaybederek sıvı halden katı hale geçme. Dondurulma. Topu elinde bulunduran takımın, zaman kazanmak için yaptığı oyalayıcı hareketler. Dondurmak. Don tutmak. Çivi kesmek. Bilgisayar, basketbol alanlarında kullanılır. Buz tutmak.