Aday adayı nedir, Aday adayı ne demek

  • Herhangi bir işi yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylık aşamasını kazanmak amacıyla başvuran kimse
  • Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapılmış olan ön seçimlere adaylığını koyan kimse.

"Aday adayı" ile ilgili cümle

  • "Yedek subay aday adayları."

Aday adayı tanımı, anlamı:

Aday : Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

Yapmak : Salgılamak, çıkarmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Olmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Davranmak, hareket etmek. Dışkı çıkarmak. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Yol almak. Evlendirmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Üretmek. Edinmek, sahip olmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Olmasına yol açmak. Onarmak, tamir etmek. Gerçekleştirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak.

Görev : Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Resmî iş, vazife. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi.

 

Yüklenmek : Kendi ağırlığını başka bir şey üzerine vermek, bedeniyle abanmak. Üstüne düşmek, zorlamak. Bir yükü taşımayı üstüne almak. Yükleme işi yapılmak veya yükleme işine konu olmak. Bir şeyi yapmayı kabul etmek, üstüne almak.

Adaylık : Bir görevde yetiştirilme. Aday olma durumu, namzetlik.

Aşama : Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale. Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye.

Kazanmak : Yenmek, galip gelmek. Çıkmak, isabet etmek. Kendinden yana çekmek. Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak. Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek. Kazanç sağlamak. Tutulmak, yakalanmak. Edinmek, sahip olmak.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Diğer dillerde Aday adayı anlamı nedir?

İngilizce'de Aday adayı ne demek? : candidate for nomination