Adb türkçesi Adb nedir

  • Başlangıçta afrika ülkelerine kalkınma kredisi sağlamak amacıyla 1964 yılında kurulmuş, 1982’den sonra bölge dışındaki ülkelere de kredi sağlayan banka.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Afrika kalkınma bankası.

Adb ile ilgili cümleler

English: Ali was wearing a red headband.
Turkish: Ali kırmızı bir kafa bandı giyiyordu.

English: There are big differences in broadband speed and quality from country to country.
Turkish: Geniş bant hızında ve kalitesinde ülkeden ülkeye büyük farklılıklar vardır.

English: Why would she go out of her way to help a deadbeat like you?
Turkish: O, eden senin gibi bir avantacıya yardım etmek için zahmete girerdi?

Adb ingilizcede ne demek, Adb nerede nasıl kullanılır?

A threadbare joke : Bayat espri.

Badbug : Böcekler (ınsecta) sınıfının, hortumlu böcekler (rhynchota) takımının, yarım kanatlılar (hemiptera) alt takımından, 3-5 mm kadar uzunlukta, yassı vücutlu, kanatları körelmiş, geceleri insan kanı emen, uzun zaman besin almadan yaşayabilen bir eklem bacaklı türü. Tahtakurusu.

Breadbasket : Karın. Tahıl ambarı. Mide. Ekmek sepeti. Ekmek taşımak için kullanılan sepet.

Breadbaskets : Tahıl ambarı. Ekmek sepeti. Karın. Ekmek taşımak için kullanılan sepet. Mide.

Breadboard : Hamur tahtası. Ekmek tahtası. Yastıağaç. Tanımlama özelliği. Ekmek kesmek için kullanılan tahta.

 

Breadboard model : Deneme maketi.

Broadband amplifier : Geniş bantlı kuwetiendirici. Genişbantlı yükselteç. Geniş bantlı kuvvetlendirici. Genişbandlı yükselteç.

Broadband antenna : Genişbantlı anten. Geniş bantlı anten.

Breadboards : Ekmek tahtası. Tanımlama özelliği. Ekmek kesmek için kullanılan tahta. Yastıağaç. Hamur tahtası.

Broadband channel : Genişbantlı kanal.

İngilizce Adb Türkçe anlamı, Adb eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Adb ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Milk : Yolmak. Süt sağmak. Sağmak. Çekmek. Süt vermek (inek). Memeli hayvanlarda yeni doğan yavrunun beslenmesi için süt bezlerinden salgılanan besin maddesi. bazı bitkilerin süt renginde ve kıvamında özel sıvısı. Sütümsü madde. Sömürmek. Sağmak (inek).

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Mix : Bağdaşmak. Katıştırmak. Melez elde etmek için çiftleştirmek. Zincirlemek. Uyum sağlamak. Sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Karıştırmak. Uyuşmak. Birleşim. Karışım.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

 

Welt : Kamçılamak. Vardola. Zıhlamak. Kırbaçlamak. Kösele şerit. Çıta. Şerit yapmak (giysi). Kırbaç izi. Bant koymak. Sopa izi.

Tell : Ayırt etmek. Bildirmek. Tahmin etmek. Göze çarpmak. Haber vermek. Göstermek. Emretmek. Yaymak. Anlatmak. Tembihlemek.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Concatenate : Bağlamak. Birleştirmek. Peşpeşelemek. Zincirlemek. Ardarda bağlama. Ardarda bağlamak. Sıralamak. Bitiştirmek. Birleştir. Birbirine bağlamak.

Compound : Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bileşik. Birleşik. Kimyasal tepkimeler sonucu iki ya da daha çok öğeden oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren özdek. Birkaç elementden yapılmış madde. Bir bileşimi oluşturan öğelerden her biri ya da bileştirme sürecinin ürünü. Çeşitli öğelerin belirli oranlarda birleşmesiyle oluşmuş (özdek). Belirli öğeciksel yapıda, hep eş türde özdeciklerden oluşan kimyasal özdek.

Adb synonyms : butylate, toss in, mix in, stick in, a shift in supply, mark, inject, string, sneak in, state, ability to pay principle, ability rent, slip in, say, modify, increase, abolition of forced labour convention, button, stud, a shift in individual demand, gild the lily, a group shares, african development bank, qualify, combine, intercalate, insert, adjoin, a change in individual demand, include, a pass through certificate, abnormal budget expenditures, add on.

Adb zıt anlamlı kelimeler, Adb kelime anlamı

Take away : Dışarıya çıkarmak. Alıp götürmek. Uzaklaştırmak. Çıkarmak. Elinden almak (bir hakkı). Ortadan kaldırmak. Almak. Paket yaptırıp götürmek. Çalmak. Çekmek (desteği).

Decrease : Eksilme. Eksiltmek. Küçülmek. Azalmak. Azaltmak. Eksilmek. Küçültmek. Düşüş göstermek. Eksiltme. İnmek.

Impoverish : Verimsizleştirmek. Yoksullaştırmak. Kuvvetini kesmek. Güçsüzleştirmek. Zayıflatmak. Fakirleştirmek.

Adb antonyms : subtract.