Ads türkçesi Ads nedir

Ads ile ilgili cümleler

English: A burnt child dreads the fire.
Turkish: Ürkütücü karga çalıdan korkuyor.

English: A burnt child dreads fire.
Turkish: Yanmış bir çocuk ateşten korkar.

English: When looking for a new job, do not forget to read the want ads in the newspaper.
Turkish: Yeni bir iş ararken gazetedeki küçük ilanları okumayı unutma.

English: A group of skinheads beat Tom to death.
Turkish: Bir grup dazlak Tom'u öldüresiye dövdü.

English: There are no ads on Tatoeba.
Turkish: Tatoeba'da hiçbir reklam bulunmamaktadır.

Ads ingilizcede ne demek, Ads nerede nasıl kullanılır?

Classified ads : Gazete ilanları. Reklam ilanları. İş ilanları gibi başlıklar altında reklam yapma. Küçük ilanlar. Yardımcı aranıyor. Sarı sayfalar.

Small ads : Küçük ilanlar.

Want ads : Küçük ilanlar.

Adscititious : Ek olan. İlave edilen. Katma. Dışardan gelen bir şeyden kaynaklanan. Edinilmiş. Doğuştan değil. Fazla. Dışarıdan gelen sebeplerle olan. Sonradan eklenen. Gereksiz.

Adscript : Bir üretim birimine ya da toprağa bağlı olup onunla birlikte satılan köle. Bir karakterden sonra yazılan ve onu tanımlayan bir karakter.

Adscription : Atıf. Üstüne atma. Yükleme.

Adsorbed : Emmek. Adsorbe edilmiş. Adsorbe etmek.

 

Adsorbates : Yüzerilmiş. Yüzeye tutunan. Yüze tutunan. Tutunan. Adsorblayıcı. Adsorbat. Yüzerik.

Adsorb : Gaz gibi bir maddeyi bir yüzey üzerinde yoğuşum şeklinde biriktirmek. Tutunmak. Emmek. Yüzermek. Yüze tutunmak. Adsorbe etmek. Yüzeyde toplamak. Sıvı. Yüze çekmek.

Adsorbents : Yüze tutan. Yüzergen. Adsorban. Emici madde. Emici. Yüzeyine tutan. Yüzeye tutan. Yüze tutulan. Yüzetutan.

İngilizce Ads Türkçe anlamı, Ads eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ads ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Increase : Üremek. Büyümek. Eder artırımı. Arttırmak. Artmak. Artma. Yükselmek. Artırmak. Çoğalmak.

Supply : Gidermek. İhtiyacı karşılamak. İkmal. Verilmesi gerekli oran. Temin etmek. İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sunum. Temin. Stok miktar. Besleme.

Button : İliklemek. Tuş. Bilgisayar, eskrim alanlarında kullanılır. Buton. Tomurcuk. Düğmelemek. Filiz. Sayı. Düğmelenmek. Düğme.

Put on : Çalıştırmak. Almak (kilo). Sahneye koymak. Takınmak. Giyinmek. Binmek (otobüs veya tren veya uçak). Sayı yapmak. Numarası yapmak. Sahnelemek. Takmak.

Modify : Biraz değiştirmek. Nitelemek. Bir tüzenin temelini, bir nesnenin biçimini, özelliğini değiştirme. Çalgıların genel görünümlerini veya bazı parçalarını kişiye özel olarak değiştirme. Tadil etmek. Değiştirme. Üzerinde değişiklik yapmak. Hafifletmek. Değişiklik yapmak. Bilgisayar, gitar, ekonomi alanlarında kullanılır.

Work in : Sokmak. Zorla sokmak. Araya sıkıştırmak. Katmak. Sokuşturmak. Uğraşarak sokmak.

Stud : Çivilemek. Krampon. Damızlıklar. Bir şahsın beslediği atlar. Ayaktopu ayakkabılarının altlarına çivilenen ve tabanla topuk genişliğinde uzayan 12,7 mm. genişlikte kösele ya da sert lastik parçaları. (tabanda iki, topukta ise bir tane bulunur ve çıkıntılar birbirine koşuttur.). Saplama. Tavan yüksekliği. Aygır. Çivi. İri başlı çivi.

 

Mark : Etiket. Yapım imleri. Bir alanın, bir sözcüğün, bir öğenin ya da bir öbek gibi bir veri kümesinin başlangıcını ya da sonunu gösteren simge ya da simgeler. Not vermek. Marke etmek. Belirti. Çizik. Yara izi. Marka. Satağa gönderilen malların sarmalaçlarına konulan belit. resim ya da harfle yapılan işaret. bilet ya da para yerine kullanılan maden ya da başka bir özdekten yapılı gereç.

Welt : Kırbaçlamak. Vardela. Bant koymak. Vardola. Zıhlamak. Kösele şerit. Şerit koymak. Sopa izi. Kamçılamak. Şerit yapmak (giysi).

Mix in : Karışmak. Katmak.

Ads synonyms : toss in, butylate, insert, string, say, fortify, include, milk, inject, tell, gild the lily, qualify, stick in, paint the lily, intercalate, add on, concatenate, enrich, punctuate, combine, advertisements, string up, supplement, mix, slip in, state, adjoin, sneak in, append, compound.

Ads zıt anlamlı kelimeler, Ads kelime anlamı

Take away : Alıp götürmek. Çalmak. Uzaklaştırmak. Kaldırmak. Paket yaptırıp götürmek. Götürmek. Çıkarmak. Elinden almak (bir hakkı). Almak. Ortadan kaldırmak.

Decrease : Azalma. Azaltmak. İnişe geçmek. Küçülmek. Düşüş. Düşmek. Eksiltmek. Azalmak. Eksilme. Düşüş göstermek.

Impoverish : Yoksullaştırmak. Kuvvetini kesmek. Güçsüzleştirmek. Zayıflatmak. Fakirleştirmek. Verimsizleştirmek.

Ads antonyms : subtract.