Affairs türkçesi Affairs nedir

Affairs ile ilgili cümleler

English: I'll look after your affairs when you are dead.
Turkish: Öldüğün zaman, senin işlerine ben bakacağım.

English: He put his affairs in order.
Turkish: O, işlerini sıraya koydu.

English: Put your affairs in order.
Turkish: İşlerini sıraya koy.

English: Don't pry into the affairs of others.
Turkish: Başkalarının işlerine burnunu sokma.

English: His business affairs are in good shape.
Turkish: Onun iş ilişkileri iyi durumda.

Affairs ingilizcede ne demek, Affairs nerede nasıl kullanılır?

Affairs of honor : Namus meseleleri. Bir kimsenin itibarıyla ilgili meseleler.

Affairs of state : Kamu işleri. Devlet işleri. Hükümeti ilgilendiren konular.

Affairs of the heart : Gönül iğleri. Gönül işleri.

American israel public affairs committee : Amerikan israil kamu işleri komitesi. Birleşik devletler ile israil arasındaki siyasi ilişkileri güçlendirmek ve geliştirmek için çalışan amerikan örgüt. Aıpac.

As affairs stand : Şimdiki halde.

Foreign affairs committee : Bir ülkenin diğer ülkelerle ilişkileri ile alakalı konuları ele alan komite. Dış ilişkiler komitesi.

Foreign affairs and defense committee : Dışişleri ve savunma komitesi. Uluslararası ve askeri operasyonlar konuları ile ilgili karar almadan sorumlu olan komite.

 

Foreign affairs and defence : Dışişleri ve savunma konularıyla ilgili olan devlet komitesi. Dışişleri ve savunma.

Civil affairs : Sivil işler.

Commercial affairs : Ticari işler.

İngilizce Affairs Türkçe anlamı, Affairs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Affairs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Going : Çalışan. Giden. Satılan (mal). Yol durumu. Yaşayan. İşleyen. Mevcut. Gidiş. Ayrılış.

Concern : Endişelendirmek. Şirket. Ait olmak. Sorun. İlgi. İlgili olmak. Kaygılandırmak. Alakadar etmek. İlgilenmek. İlişkisi olmak.

Doings : Hareket. Faaliyetler. Tavır. Davranış. Muamele. Şeyler. Şey. Zımbırtı.

State of affairs : Hikaye. Hal. Vaziyet. Koşullar. Gelinen nokta. Şartlar. Olgu. Keyfiyet. Durum.

Course : Dökülmek. Seyir. Tabak. Kurs. Köpeklerle kovalamak. Köpekle kovalamak (av). Kır koşularında, atletlerin izlemek zorunda oldukları imlerle belirlenmiş yarış yolu. Yön. İzlenen yol. Sıralama.

Caring : Sempatik. Şefkatli. İlgili. Önemseme. Yardımsever. Alaka gösteren. Kayıt. İlgi gösteren.

Tenor : Asıl suret. Anlam. Genel anlam. En tiz erkek sesi (tenor). Akış. Cereyan. Gidiş. Tiz, açık erkek sesi. Aslının aynı nüsha.

Tenors : Asıl suret. Vade. Eğilim. En tiz erkek sesi (tenor). Anlam. Cereyan. Genel anlam. Tenor. Akış.

Tournure : Eğilim. Dönüş.

Affairs synonyms : personal business, dirty laundry, international affairs, personal matters, world affairs, matters, matter of importance, operator, dealing, politics, pattern, dealings, things, the course of events, complexions, dirty linen, works, driven, goings on, minding, trajectory, complexion, transaction, course of events.