Agac nedir, Agac ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ağaç.

Agac hakkında bilgiler

Toprağa düşen tohumdan en önce fide meydana gelir. Fide bir yıl sonra fidan halini alır. Hücrelerinin çoğalmasıyla dal ve yapraklar, gövde ve kök olarak üç parçadan ibaret bir ağacın küçük bir modeli olur. Her yıl ağacın dallarında ve köklerinde yeni sürgünler çıkarken, gövdede de bir tane yıllık halka meydana gelir. Bu halkalar, ağacın enine büyüyerek yaptığı odun tabakasıdır. Yağışı bol yıllarda, geniş bir halka; kurak geçen yıllarda ise, ince ve küçük bir halka meydana gelir. Bu halkalardan ağacın yaşı kolayca anlaşılabilir Gövdesinden enine kesilen bir ağaç incelenecek olursa, en dışta kabuk, sonra yıllık halkaları meydana getiren hücre tabakaları ve en içte de öz kısım görülür. Bir ağacın gerçekten canlı olan biricik kısmı, kabuğun altında odunun yüzeyindeki ince bir hücre tabakasıdır. Buna katman doku tabakası (kambiyum, soymuk) denir. Bu tabaka ağacı geliştiren ve büyümesini sağlayan tabakadır. Genç bir ağaca çivi çakıldığında veya ağaç bir dal verdiğinde, çivinin ve dalın yerden yüksekliği hiç değişmez. Bütün canlı varlıklar gibi ağacın da dokularının arasında devamlı bir su dolaşımı olur. Bu su dolaşımının sağlanabilmesi için ağacın devamlı ve yeterli miktarda suya ihtiyacı vardır. Yetişkin bir kayın ağacı, kuru ve sıcak bir günde 250 litre, küçük bir ayçiçeği ise 1 litre su harcar. Okaliptüs ağaçları ise günde ortalama 400 litre su harcadıklarından bataklıkları kurutmada faydalıdırlar.

 

Agac anlamı, kısaca tanımı

Dal ve yapraklar : Bazı ağaçların, odunumsu asmaların budanmaları sırasında ele geçen veya sistemli olarak hayvanlara yedirmek amacıyla yetiştirilen, yapraklı dut dalları, yapraklı kavak dalları gibi ağaçlardan elde edilen çiçek ve meyve da içerebilen ince dal ve yapraklar

Sağlanabilme : Sağlanabilmek işi.

Su dolaşımı : Soğutma amacıyla kullanılan suyun dolaşımı. Suyun denizlerden, göllerden, karalardan buharlaşma ile açık havaya çıkması, oradan kar ve yağmur olarak yeryüzüne düştükten sonra, yeraltından denize akarak yeniden buharlaşıp açık havaya dönmesi olayı.

Enine kesi : Bir organizmayı boy eksenine dik ya da en eksenine paralel olarak kesen kesi.

Varlıklar : Bir tecimenin ya da ortaklığın para ile değerlendirilebilen malları ve haklarının toplamı. Bir tecimen ya da ortaklığın toplanabilecek alacaklarını da kapsamak üzere belirli bir süredeki taşınır ve durağan mallarının tümünün para olarak karşılanabilen değeri.

Gerçekten : Gerçek olarak, cidden, hakikaten, sahi, sahiden, filhakika, filvaki.

Okaliptüs : Mersingillerden, asıl yurdu Avustralya olan, boyu 100 metreyi aşabilen, toprağın suyunu çekerek yerin bataklık duruma gelmesini önleyen bir ağaç (Eucalyptus globulus).. [Bakınız: sıtma ağacı]. Yapraklarında bulunan tanenden dolayı içeriden sürgün önleyici, idrar yolları antiseptiği, öksürük dindirici ve balgam söktürücü olarak kullanılan mersingiller familyasından bir ağaç, sıtma ağacı.

 

Kambiyum : Çift çenekli bitkilerin gövde ve kökünde yer alan, yeni odun ve soymuk tabakaları oluşturarak bitkinin kalınlaşmasını sağlayan ve meristem hücrelerinden meydana gelen tabaka.

Ortalama : Ortalamak işi. Yaklaşık olarak. İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen (sayı), vasati, averaj. (o'rtalama) Orta yerinden.

Gerçekte : Aslında, tam anlamıyla, hakikatte.

Yetişkin : Yetişmiş, olgunlaşmış. Evlenme çağına gelmiş (kimse). Gelişimin herhangi bir yönünde veya tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan. Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç. Beden, ruh ve duygu bakımlarından olgunluğa erişmiş olan (kimse).

Halkalar : Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 cm. çapında 28 mm . kalınlığında tahta ya da deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma aracı. Sirkteki çeşitli gösterilerde kullanılan değişik büyüklükteki halkalar.

Değişmez : Aynen kalan, değişikliğe uğramayan.

Bir tane : Bir adet. Biricik, eşsiz, yegâne.

Bataklık : Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge, aynaz, azmak. Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum.

Ayçiçeği : Birleşikgillerden, sarı renkli çiçeği çok iri olan, yurdumuzda çok yetiştirilen bir bitki, günçiçeği, günebakan, gündöndü, günâşık (Helianthus annuus). Bu bitkinin yağ çıkarılan ve çerez olarak da yenilen tohumu.

Yüksekli : Nevşehir ili, Gümüşkent bucağına bağlı bir bölge.

Sağlayan : Tekeffül eden, mütekeffil.

Ortalam : X kümesi verildiğinde, X üzerinde sınırlı ve gerçek değerli işlevlerden oluşan bir doğrusal dönüşümü.

Dolaşım : Dolaşma işi. Dolanım. Kan dolaşımı.

Diğer dillerde Aftovirüsler anlamı nedir?

İngilizce'de Aftovirüsler ne demek ? : aphtoviruses