Aids nedir, Aids ne demek

Aids; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Kazanılmış bağışıklık yetmezlik sendromu.

Aids hakkında bilgiler

AIDS, HIV etkeni nedeniyle insanlarda bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan bulaşıcı bir hastalık. AIDS sözcüğü, İngilizce Acquired Immune Deficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. HIV (İnsan bağışıklık yetmezliği virüsü), bağışıklık sistemine yavaş yavaş nüfuz ederek vücudun enfeksiyonlara karşı direncini yok eder ve bireyi çeşitli rahatsızlıklara karşı korunmasız hale getirerek sonunda ölümüne sebebiyet verir. AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır ve bu süreçte ölümcül enfeksiyonlara ve kansere sıklıkla rastlanır. Kanında HIV taşıyan kişiye HIV pozitif denir. Kavram bütünlüğü sağlamak açısından yaygın olarak HIV/AIDS birleşik terimi kullanılır. HIV virüsü kana bulaştıktan sonra uzun yıllar belirti vermeyebilir ve kişi kendini iyi hissedebilir. Bazı vakalarda, HIV pozitif bir kimsenin 8 ila 10 yıl AIDS'e yakalanmadığı görülmüştür. Bulaşma gerçekleştikten en az 3 ay sonra yapılan ELISA testleri en doğru sonucu verir. Bilinen ilk AIDS vakaları 1981'de ABD'nin New York ve Kaliforniya eyaletlerinde rapor edildi. AIDS muhtemelen Afrika'da ortaya çıktı ve 1980'lerde başta Afrika olmak üzere AIDS vakalarında salgın düzeyinde artış görüldü. Bu hızlı artışta, Afrika'da şehirleşmenin çoğalması, uzun yolculukların ve uluslararası seyahatlerin artması, seks alışkanlıklarının değişmesi, damardan uyuşturucu kullanımının artması önemli rol oynadı. Birleşmiş Milletler'in 2004 raporuna göre dünyada 38 milyon kişi HIV taşıyor, her yıl 5 milyon kişi virüsü kapıyor ve 3 milyon kişi AIDS'ten ölüyordu. 1981-2008 yılları arasında, 20 milyon kişi AIDS nedeniyle hayatını kaybetti.

 

Aids tanımı, anlamı

Kazanılmış bağışıklık yetmezlik sendromu : İnsan immün yetmezlik virüsü tarafından meydana getirilen ve immün yetmezlik veya yetersizlikle belirgin olan ölümcül hastalık, AİDS

Kazanılmış bağışıklık : Belirli hastalık etkenlerine karşı özellikle B ve T lenfositleri tarafından sağlanan ve hatırlanma özelliğine sahip korunma mekanizması. Sonradan kazanılmış bağışıklık, enfeksiyonu geçirerek veya enfeksiyöz etkene karşı antijen veya antikor verilerek oluşturulan bağışıklık, edinsel bağışıklık, özgül bağışıklık. Canlıların virüs, bakteri, toksin gibi istilacılara karşı oluşturdukları özgül bağışıklık, edinsel bağışıklık. Etkin ve pasif bağışıklık olmak üzere iki tipi vardır.

Bağışıklık sistemi : Vücuda zarar verebilecek yabancı maddeleri tanıyan ve yok etmeye çalışan hücre ve organlar, immün sistem. Organizmaya dışarıdan giren yabancı maddelere, antijenlere karşı hedef teşkil eden ve onların ortamdan uzaklaştırılmasını sağlayan T ve B lenfositler, plazma hücreleri ve makrofajların yer aldığı sistem, immün sistem. Lenf yumrusu, tonsilla, timüs, dalak, kanla ilgili düğüm, kanla ilgili-lenf yumrusu ve mide-bağırsak dokusunun bağ dokusundaki lenf folikülleri bağışıklık sisteminin oluşumlarıdır.

 

Alışkanlıklar : Uzun süre içindeki yinelenmeler sonunda özdevimselleşen bilinçsiz ya da bilinçli davranışlar.

Uluslararası : Çeşitli milletlerin arasında yapılan, milletlerin arasında çok yönlü ilişkilerle ilgili olan, milletlerarası, beynelmilel, enternasyonal.

Rahatsızlık : Rahatsız olma durumu, tedirginlik. Hastalık.

Yavaş yavaş : Yavaş bir biçimde, ağır ağır, adım adım, aheste aheste, aheste beste, sepil sepil. Azar azar. Gitgide.

Muhtemelen : Umulur ki, beklenir ki, görünüşe bakılarak.

Şehirleşme : Şehirleşmek işi. Özellikle sanayinin gelişmesi sonucu nüfusun şehirlerde toplanması ve şehir alanlarının genişlemesi süreci.

Bağışıklık : Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla kazanılmış direnç durumu.

Kazanılmış : Doğuştan olmayıp sonradan oluşan, sonradan kazanılan, sonradan edinilmiş, edinsel. Genetik olmayan ve doğumdan sonra organizmanın dışındaki etkiler sonucunda ortaya çıkan.

Enfeksiyon : Organizmada hastalığa yol açan mikrop, virüs, parazit vb. etkenlerin genel veya yerel gelişmesi, yayılması.

Uyuşturucu : Uyuşturma özelliği olan, uyuşturan (madde), narkotik. Hareketten, gereği gibi düşünmekten alıkoyan.

Alışkanlık : Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.

İngilizce : Hint-Avrupa dil ailesinden, İngiltere'de, biraz farklı biçimiyle Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya ve İngiliz uygarlığını benimsemiş olan ülkelerde kullanılan dil, İngiliz İngilizcesi. Bu dille yazılmış olan.

Sebebiyet : Bir şeye, bir olaya sebep olma, yol açma.

Yetmezlik : Yetmeme durumu. Kendisinden beklenen işlevi yerine getirememe. Eksiklik, noksanlık.

Yakalanma : Yakalanmak işi.

Rastlanı : Denemelerin yansız olması koşuluyla, salt olasılık ya da rastlantı ilkesine göre gerçekleşeceği varsayılan durum ya da sonuç.

Bulaşıcı : Birinden başkasına geçen, bulaşan, sâri.

Diğer dillerde Aids anlamı nedir?

İngilizce'de Aids ne demek ? : aids