Airwave türkçesi Airwave nedir

  • Yayın aracı (radyo, tv).
  • Yayın aracı (radyo veya tv).
  • Yayın aracı (radyo,tv).

Airwave ingilizcede ne demek, Airwave nerede nasıl kullanılır?

Airwaves : Radyo ve televizyon yayın aracı. Hava dalgaları. Radyo televizyon yayın aracı.

Airway : Uçuş yolu. Havalandırma galerisi. Hava galerisi. Solunum yolu. Hava bacası. Aydınlık. Havayolu. Hava yolu.

Airway beacon : Havayolu biykını. Havayolu işaret lambası.

Airway bill : Hava taşıma senedi. Havayolu konşimentosu. Havayolu gönderim belgesi. Hava nakliyat senedi. Havayolu taşımacılığında gönderen tarafından düzenlenen ve gönderenin adı, adresi, malın kökeni, nereye gideceği, paket adedi, ağırlığı, miktarı, navlun gibi bilgileri içeren belge. Hava konşimentosu. Havayolu taşıma senedi.

Airway management : Hava yolu yönetimi. Hava yolu idaresi. Bakıcıların tıbbi ekipman ve veya veya fiziksel manipülasyon kullanarak solunumu geri getirdikleri veya sağladıkları tıbbi prosedür. Hava yolu kontrolü.

Airway map : Havayolu trafik haritası.

Main return airway : Ana hava dönüş yolu.

Airway marking : Pist tanıma işareti. Pisi tanıma işareti.

Brachycephalic airway disease : Kısa kafalı köpek ırklarında yumuşak damağın uzun, burun deliklerinin, gırtlak ve soluk borusunun çapının dar oluşuyla belirgin kalıtsal yapılış bozukluğu. bu hayvanlarda tekrarlayan bademcik ve yutak yangısına, gırtlak keselerinin ters dönmesine, gırtlak ve soluk borusu kollapsına rastlanır, kısa kafalı köpeklerin hava yolu tıkanıklığı sendromu. Kısa kafalı köpeklerin hava yolu hastalığı.

 

British airways : İngiliz havayolları.

İngilizce Airwave Türkçe anlamı, Airwave eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Airwave ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Medium : Medyum. İncelenecek yapıyı ortaya çıkarmak için x ışınlarını emen, baryum ve iyot gibi pozitif kontrast maddeler veya x ışınlarını fazla geçiren karbondioksit ve azotdioksit gibi negatif kontrast maddeler. Bir kimsenin ya da bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü. Bir kuvvetin etkimesini ya da bir etikinin iletilmesini sağlayan özdeksel çevre. Çevre. Aracı. Matbuat. Parlayıcı. Orta düzey. Çare.

Air : Yayına sokmak. Teneklendirerek kurutmak. Arya. Ortaya dökmek. Herkese söylemek. Tenek. Hava. Tavır. Yayına girmek. Açılmak.