Alibi türkçesi Alibi nedir

  • Suçun işlenmesi anında başka yerde olma.
  • Mazeret.
  • (sanığın) suçun işlendiği sırada başka yerde bulunduğunu belirten iddia.
  • Özür.
  • Suç anında başka yerde olduğu iddiası.
  • Gerekçe.
  • Suçun işlenmesi sırasında başka yerde olduğunu kanıtlama.
  • Suç işlendiğinde başka yerde olduğunu kanıtlama.
  • Suç mahallinden başka yerde.

Alibi ile ilgili cümleler

English: Tom doesn't have an alibi either.
Turkish: Tom'un da bir mazereti yok.

English: The problem is that Tom has no alibi for the night of the murder.
Turkish: Sorun cinayet gecesi için Tom'un mazeretinin olmamasıdır.

English: It looks like Tom has an alibi for the night Jale was murdered.
Turkish: Jale'nin öldürüldüğü gece için Tom'un bir mazereti var gibi görünüyor.

English: Tom has an ironclad alibi for the night of Mary's murder.
Turkish: Tom'un Mary'nin cinayet gecesi için sıkı bir mazereti var.

English: Tom had no alibi the night of the murder.
Turkish: Tom'un cinayet gecesi için bir mazereti yoktu.

Alibi ingilizcede ne demek, Alibi nerede nasıl kullanılır?

Airtight alibi : Kaçar yolu olmayan mazeret. Tartışılmaz açıklama.

Alibiing : Suç işlendiğinde başka yerde olduğunu kanıtlama. Suç anında başka yerde olduğu iddiası. Gerekçe. (sanığın) suçun işlendiği sırada başka yerde bulunduğunu belirten iddia. Özür. Suç mahallinden başka yerde. Mazeret. Suçun işlenmesi anında başka yerde olma.

 

Alibis : Gerekçe. Mazeret. Suç anında başka yerde olduğu iddiası. Suç mahallinden başka yerde.

Alible : Besleyici.

Balibuntal : Genellikle şapka yapmak için kullanılan hasır (filipinler'de). Hasır şapka.

Calibers : Ölçü. Kapasite. Çap. Kalibre. Kabiliyet. Yetenek. Kalite.

Calibrated : Derecelendirmek. Ölçülü. Kalibre edilmiş. Ayarlamak. Ayar etmek. Ayarlanmış. Kalibresini bulmak. Taksimatlı. Ayarlı. Ölçülenmiş.

Caliban : Shakespeare'in the tempest (fırtına) eserindeki prospero'nun canavara benzeyen kölesi. Prospero'nun canavara benzeyen kölesi. Uranüs'ün uydusu.

Bearing calibration : Kerteriz ayarı.

Calibrater : Ölçüm yapan kimse yada şey. Kalibratör. Kalibrasyon yapan kimse yada şey.

İngilizce Alibi Türkçe anlamı, Alibi eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Alibi ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rationales : Sebepler izahı. Sebebler izahı. Rasyonel. Mantıklı açıklama. Temel. Faka bastırmak. Mantık.

Explain : Anlatmak. İzahatta bulunmak. Hesap vermek. Aydınlatmak. Açıklamak. İzah etmek. İzahat vermek. Açıklama yapmak. Açıklamada bulunmak.

Blemish : Güzelliğini bozmak. Lekelemek. Bozmak. Şaibe. Çirkinleştirmek. Damga. Leke. Hata. Karalamak.

Justification : Doğrulama. Savunma. Sebep. Bir çıkarım ya da savın bilinen belgeler yoluyla bilgilerimize uygunluğunu gösterme. Temize çıkma. Temellendirme. İspat.

Essoin : İstisna etme. Sebep gösterme. Ayrılık. Bağışıklık. Mazeret teli. Bahane. Ayrı tutma. Muafiyet. Mahkemede bulunmama mazereti.

 

Excuse : Geçirmek. Hoşgörmek. Kusuruna bakmamak. Affeylemek. Muaf tutmak. Bağışlamak. İzin vermek. Göz yummak. Haklı çıkarmak.

Pleas : Talep. Rica. Dava. Yalvarma. Savunma. Bahane.

Preambles : Açılış konuşması. Başlama eki. Önsöz. Açış konuşması. Girizgah. Giriş. Mukaddeme. Başlangıç.

Leading motives : Esbabı mucibe.

Apologetical : Özür dileyen. İtiraz beyan eden. Savunan.

Alibi synonyms : alibis, allegation, corollaries, vindication, blemishing, amends, apologetic, corollary, defects, alibiing, excusing, apology, pretexts, justifications, defense, disablement, reason, allegations, defence, rationale, defect, apologies, defecting, main reasons, pretext, preamble, plea.

Alibi ingilizce tanımı, definition of Alibi

Alibi kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The plea or mode of defense under which a person on trial for a crime proves or attempts to prove that he was in another place when the alleged act was committed. To prove an alibi. As, to set up an alibi.