Apply for türkçesi Apply for nedir

  • Adaylığını koymak.
  • Müracaat etmek.
  • Başvurmak.
  • Tatbik olunmak.
  • Talepte bulunmak.

Apply for ile ilgili cümleler

English: Ali didn't apply for the job.
Turkish: Ali işe başvurmadı.

English: Ali didn't apply for the job that Mary told him about.
Turkish: Ali Mary'nin ona bahsettiği iş için başvurmadı.

English: Ali asked Mary to find out how to apply for a visa.
Turkish: Ali Mary'den vize için nasıl başvurulacağını öğrenmesini rica etti.

English: Ali is going to apply for a job with a computer company.
Turkish: Ali bir bilgisayar şirketindeki bir iş için başvuracak.

English: Ali didn't even apply for the job.
Turkish: Ali işe müracaat etmedi bile.

Apply for ingilizcede ne demek, Apply for nerede nasıl kullanılır?

Apply : Uygun olmak. Özen göstermek. Uygulamak. Başvuruda bulunmak. Çaba göstermek. Yapıştırmak (bant). Koymak. Etkili olmak. Sürmek.

For : -e göre. Çünkü. Ocak. Yüzünden. -dır. Bir takımyıldızın adı. -e elverişli. -e uygun. Zarfında.

Apply for a job : İş başvurusunda bulunmak. İşe başvurmak. Bir işe başvurmak.

Apply for a position : İş veya makam için talep etmek. Bir pozisyon için başvurmak.

Apply for the chiltern hundreds : Avam kamarasından istifaya başvurmak.

Apply format : Biçim uygulamak. Biçim uygula.

 

İngilizce Apply for Türkçe anlamı, Apply for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Apply for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Applies : Kullanmak. Sürmek. Uygun olmak. Yapıştırmak (bant). Uygulamak. İlgisi olmak. Uygun düşmek. Gitmek (birine).

Make a request : İstemek. İstek yapmak. İstekte bulunmak. Bir ricada bulunmak. Talep etmek.

Campaign : Kampanyaya katılmak. Kampanya yapmak. Mücadele vermek. Kampanya. Sefer. Savaş. Mücadele. Sefere çıkmak. Savaşmak.

Approach : Atma ya da atlamalardan önce en iyi aşamayı elde edebilmek amacıyla, yarışçının gelişme alanında hız kazanmak için yaptığı koşu. Varmak. Toplumbilim yönteminde toplumsal yapının biçimlenişi ve öğeler arasındaki ilişkilere bakış biçimleriyle birbirinden ayrılan ana doğrultulardan her biri. Temasta bulunmak. Ulaşmak. Yaklaşmak. Görüşmek. Yaklaşım. Ele almak.

Calling on : Uğramak. Önünde söylemek. Ziyaret etmek. İstemek.

Allude : Cezbetmek. Adını çekmek. Ayartmak. Kinaye etmek. Kaydetmek. İham vurmak. Kastetmek. Baştan çıkarmak. Dokundurmak. Nazarda tutmak.

Look up : Gelişmek. Saygı duymak. Sözlükte aramak. Üstün görmek. Yukarıya bakmak. Canlanmak. Bakmak. İyiye gitmek. Yoklamak.

Appeal to : -e çağrıda bulunmak. Yardım veya bilgi talep etmek. Hoş görünmek. Hitap etmek. Destek aramak. -e çekici gelmek. Hitap etmek (bir eğilime veya duyguya). -e başvurmak. Yardımına başvurmak.

Call upon : Hatırlatmak. Rica etmek. Ziyarette bulunmak. İstemek. Ödenmesini talep etmek. Ziyaret etmek. Uğramak. Önünde söylemek.

Fall back upon : Çare olarak -e başvurmak. El atmak.

Apply for synonyms : sue for, consult, appeals, demand, call on, campaigned, have recourse to, appealed, approached, consults, contest an election, put forward, nominates, nominate, fell back on, approaches, applied for, contest a seat, apply, put up, claim, apply to, fallen back on, appeal, run, put in for, fall back on.