Arız nedir, Arız ne demek

Arız; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Arız" ile ilgili cümle

  • "Zengin çocuklarına arız münasebetsizlikler, fakir çocuklarına mahsus fenalıklardan aşağı kalmıyor." - H. R. Gürpınar

Yerel Türkçe anlamı:

Nadas edilmemiş tarla.

[Bakınız: arık]

Kimsesiz, öksüz.

Zayıf, cılız, sıska.

Bir çeşit böcek.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Kastamonu ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Bursa şehrinde, Karacabey ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Arız ile ilgili Cümleler

  • Arızalı TV yi yenisiyle değiştirdiler.
  • Teknik bir arıza nedeniyle, bu trenin hizmeti bundan sonra devam etmeyecektir.
  • Arızalar için makineyi kontrol ettiler.
  • Elektronik terazideki bir arıza nedeniyle yetkililer işyerine para cezası verdi.
  • Arızalı bir araba yolun ortasında duruyordu.
  • Ali arabası arızalanmamış olsaydı şimdi burada olacaktı.
  • Bu eski araba sürekli arıza yapıyor.
  • Elektrik sisteminde bir arıza var.
  • Araçlar arızalar için en az her üç ayda bir kontrol edilir.
  • Bu saat arızalı görünüyor.

Arız anlamı, tanımı:

Arız olmak : Sonradan ortaya çıkmak. bulaşmak, ilişmek.

Arıza : Engebe. Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı. Aksama, aksaklık, bozulma.

 

Arıza yapmak : Bozulmak, işlemez duruma gelmek.

Arızalanma : Arızalanmak işi, bozulma.

Arızalanmak : Arıza yapmak, aksaklık göstermek, bozulmak.

Arızalı : Engebeli. Aksayan, işlemeyen, bozulmuş (araç vb.). Yarım yamalak.

Arızasız : Huzurlu, rahat, mutlu bir biçimde. Engebesiz, düz. Aksamayan, bozulmadan işleyen.

Arızasızlık : Arızasız olma durumu.

Arızi : Sonradan olan, dıştan gelen. Geçici, eğreti.

Ortay : Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi). Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

Musallat : Bir kimse veya şeyin üzerine bıktıracak kadar düşen (kimse).

Sonradan : Konuşulan zamanın ardından gelen zamanda, muahharan.

Çıkan : Çıkarma işleminde bütünden alınan sayı.

Olmuş : Olgunlaşmış, ergin.

Arız olma : hlk. Bulaşma.

Arızalanabilme : Arızalanabilmek işi.

Arızalanabilmek : Arızalanma olasılığı bulunmak.

Arızalanıverme : Arızalanıvermek işi.

Arızalanıvermek : Çabucak arıza yapmak.

Arızka : Bozukluk, arıza.

Arızlar : Afyon kenti, Sandıklı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Bolu şehri, Göynük ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Arızlı : Afyon ilinde, Şuhut ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kocaeli şehri, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Arızma : Küçük sahan.