Arab nedir, Arab ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Siyah filmin negatif hâli.

Arab ile ilgili Cümleler

  • Araba, kapının önünde bekliyor.
  • Arabanı sattığını duydum. Onun için ne istiyorsun?
  • Ali arabasının torpido gözünde bir dürbün tutar.
  • Arabulucular iki taslak metin üzerinde anlaşmaya vardı, ama hala anlaşma sağlanamayan birçok konu var.
  • Paul Walker bir araba kazasında öldüğü için çok üzgünüm.
  • “Ben şimdi boya mı düşünüyorum? Çek arabanı şuradan diyecektim, diyemedim.”
  • Arabanın silindir kapağı kırıldı.
  • Arabada köpeğim var.
  • O kimin arabası?
  • O ona şaka yollu sordu: "Henüz nasıl araba süreceğini öğrenmedin mi?"
  • Tom'un arabası nerede?
  • Arabayla gezintiye çıkalım.
  • O bir araba kazasında yaralandı.
  • Arabasının anahtarlarını yine kaybetti.

Arab hakkında bilgiler

Araplar (Arapça: عرب‎), 400 milyonluk tahmini nüfusu ile Orta Doğu'nun en kalabalık halkıdır. Akdeniz'in güneyinde Afrika'da Büyük Sahra ve Sudan'a, doğusunda Irak'a ve Arap Yarımadası'na kadar uzanan bir coğrafyada yaşarlar. Nüfusunun büyük kısmı Araplardan oluşan ve Arapça konuşulan ülkeler Arap ülkeleri olarak adlandırılır. Bu ülkelerde, Arapçanın dışında Kuzey Afrika'da Berberice, Irak'ta, Suriye'de Kürtçe ve Türkçe, Güney Arabistan'da ise çeşitli yerel diller konuşulur. Türkiye'de Adana, Mersin, Hatay, Urfa, Mardin, Siirt ve bazı Güneydoğu Anadolu illerinde yaşarlar. Muş'ta da Arap nüfus mevcuttur. Mevcut Arap Birliği başkanı El-Nuri Bin Abdullah'dır. Tarihte Arap adına ilk olarak Asur kaynaklarında rastlanmıştır. Asurlular, bugünkü adı Arabistan olan bölgedeki çöllerde göçebe olarak yaşayan Semitik topluluklara Arabaya diyordu. Bu isim daha sonra değişime uğrayarak Arap şeklini almıştır. İbrahim'in farklı annelerden İsmail ve İshak isminde iki oğlu olmuştur. İslam geleneğine göre İslam peygamberi Muhammed'in ve Arapların atası, İsmail'dir. Öte yandan Yahudi ve Müslüman kaynaklarına göre İshak'ın oğlu Yakup'un soyundan gelenler İsrailoğulları'nı meydana getirirler. Araplar İslamiyet öncesinde bazı devletler kurmuşlardır (Himyeriler, Gassaniler, Petra Krallığı vb.). Ancak coğrafyalarının yarattığı koşullar gereği genelde kabileler halinde yaşamışlardır ve her kabilenin başında şeyh, emir benzeri liderler bulunurdu. Bu nedenle İslamiyete kadar tek bayrak altında toplanamamışlardır.

 

Arab ile ilgili Atasözü veya Deyim

araba devrilince yol gösteren çok olur : “iş işten geçtikten sonra verilen öğüdün değeri yoktur” anlamında kullanılan bir söz.

araba ile tavşan avlanmaz : “her işte başarıya ulaşabilmek için kullanılması gereken özel yöntemler vardır” anlamında kullanılan bir söz.

araba kullanmak : arabayı sürmek.

arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer : “kıdem ve yaş bakımından büyük olanların yaptıkları her zaman örnek alınır” anlamında kullanılan bir söz.

arabanın tekerine taş koymak : güçlük çıkarmak.

 

arabasını düze çıkarmak : karşılaştığı güçlükleri yenip işini kolay yürür duruma getirmek.

atın bahtsızı arabaya düşer : “değerli ama talihsiz kimseler, kişiliklerine uygun olmayan ağır ve aşağılık işlerde kullanılırlar” anlamında kullanılan bir söz.

çek (veya çek arabanı) : “git buradan!” anlamında kullanılan bir söz.

kimin arabasına binerse onun türküsünü çağırır : çıkar sağladığı kimsenin hoşuna gidecek biçimde davranan dönek ve dalkavuk kimseler için kullanılan bir söz.

öküz arabası gibi : çok yavaş.

tavşanı araba ile avlamak : işini telaşsız ve soğukkanlılıkla görmek.

zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovada yolunu şaşırır : “zengin, para gücüyle güçlükleri yenerken yoksul, parasızlık yüzünden en kolay işi bile başaramaz” anlamında kullanılan bir söz.

Arab anlamı, tanımı

Ahpun arabası : Gübre arabası

Arab bilbili : Başı ve kuyruğu siyah renkli, tatlı sesli bir kafes kuşu.

Arab elması : İrice, koyu kırmızı, mayhoş, kiraz mevsiminde yetişen bir çeşit elma.

Araba anahtarı : Araba tekerlerindeki vidaları gevşetip sıkmağa yarayan demir araç. (Senirkent, Yalvaç Isparta; Yenikent Aksaray Niğde).

Araba evi : Kağnıda tekerleklerin üstündeki yük taşımaya yarıyan tahta kısım.

Araba konut : Sanatçıların içinde yaşadıkları tekerlekli ev.

Araba kuklası : Bir arabanın içinde, alttan oynatılan Türk kuklası.

Araba oku : Koşum sırasında atların bağlandığı araba makasına tutturulmuş 3 m. uzunluğundaki ağaç. (Senirkent Isparta; Yenikent Aksaray Niğde).

Araba sahne : Araba üzerine kurulan sahne türü. Bunlar ilk kez Ortaçağ'da ortaya çıkmış ve Kilise'nin dinsel amaçlarına uygun olarak kullanılmıştır.

Araba tabanlı fırın : Üzerine ısıl işlem uygulanacak parçaların koyulduğu tabanı, araba gibi tekerler üzerinde devinen fırın.

Araba yıldızı : Küçükayı yıldız kümesi.

Arabaalan : Çanakkale şehri, Biga ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Arabacı burgusu : Araba yapıcılarının ve dülgerlerin kullandıkları, uzun saplı, elle döndürülen özel ağaç delgi aracı.

Arabacı lastiği : Topuksuz, düz, yumuşak lastik ayakkabı.

Arabacıbozköy : Manisa ilinde, Palamut nahiyesine bağlı bir yer.

Arabacılar : Kastamonu şehrinde, Daday belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Arabaçayı : Çorum ilinde, Sungurlu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Arabağı : Burun direği. İki arabayı birbirine bağlayan demir. (Dudaş, İnhisar Bilecik).

Arabah : Damın çevresi, saçak kenarı.

Arabakonağı : Çanakkale şehrinde, Balıklıçeşme bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Arabalar : Büyükayı, küçükayı burçları.

Arabana : Araba. Kertenkeleden büyük sürüngen bir hayvan. Dervişlerin çaldıkları tef.

Arabası : Üzerine yoğurt veya yağ dökülerek yenen bir hamur yemeği.

Arabatı : Derbeder, harabati.

Arabe : Akraba - arabeyna: akraba ile, karşılığı ahraba, arhaba.

Arabeskçilik : Arabeskçinin yaptığı iş. Arabeskçi olma durumu.

Arabıca : Arapça.

Arabırak : Arap gibi, koyu renkli, arabımsı.

Arabi bazarlıh : Aşağı yukarı yapılan pazarlık.

Arabi koyunu : İran’ın güney batısında, Irak’ın kuzeyinde ve Arabistan’ın kuzeydoğusunda bulunan, kuyruğu yağlı etçi, yapağısı halı üretimi için uygun olan, genellikle siyah renkli veya siyah baş beyaz vücut rengine sahip, erkekler boynuzlu, dişiler boynuzsuz olan, yüz ve bacaklarında yapağı bulunmayan koyun ırkı.

Arabi yüzlü : İnce uzun yüzlü.

Arabinan : Bitkilerde bulunan arabinoz polimeri depo polisakkarit.

Arabinoksilanlar : Buğday, çavdar ve tritikalede bulunan, sindirimi zorlaştırarak tane yemin metabolik enerjisi kullanımını düşüren nişasta tabiatında olmayan polisakkaritler.

Arabinoz : Özellikle bitki zamklarında, pektinlerde ve hücre duvarı polisakkaritlerinde bulunan beş karbonlu aldoz şekeri. Özellikle bitki zamklarında ve hücre duvarı polisakkaritlerinde bulunan beş karbonlu aldoz şekeri.

Arabirim : İki dizge ya da altdizge arasında öngörülen ilişki ya da iletişimi sağlama amacıyla tasarlanmış herhangi bir bağdaştırıcı birim ya da olanak.

Arabis : Kantoda doğu giysileriyle yapılan dans.

Arabis doğaçlama : Kantoda doğu giysileriyle yapılan dansın adı.

Arabistan : Yumurtalı ıspanak ve kıymalı yumurta yemeklerine verilen ad.

Araboke : Rusça kökenli rabota: iş.

Araboyunu : El, kol, ayak ve mimikle oynanan eğlendirici bir çeşit halk oyunu. Tuzağa düşürme, kandırma.

Arabulan : Hakem, uzlaştırıcı.

Arabulucu : [Bakınız: resmi arabulucu].

Arabuluculuk : Bir anlaşmazlığın çözümünün üçüncü bir tarafsız kişi veya kuruma bırakılması.

Arabük : Diyarbakır kenti, Yoğun bucağına bağlı bir bölge.

Arabüstan : Bir at cinsi: Arap atı.

Ataş arabası : Tren katarı.

Ateş arabası : Tren katarı.

Bakanlar kurulunun arabuluculuğu : Toplu iş uyuşmazlığının herhangi bir aşamasında başbakan ya da görevlendireceği bir bakanın karşıtlara bir arada ya da ayrı ayrı önerilerde bulunarak uyuşmazlığın giderilmesinde çaba göstermesi.

Bilet satış arabası : Sirk biletlerinin satıldığı araba.

Cırcır araba : Kağnı.

Çaçan arabası : Yaylı, dört tekerlekli, çift atlı, iki pencereli ve süslü, arkada bagajı olan eski posta arabası.

Çalgıcı arabası : Çalgıcıların bulunduğu araba.

Çay arabası tekerleği : Çayarabasının hareketini sağlayan, demir, pirinç ve benzerleri madenlerden yapılmış, çevresi lastikli tekerlek.

Çit arabası : Saman taşımakta kullanılan araba.

Dekor arabası : Sirk dekorlarının, taşındığı araba.

El arabası yürüyüşü : Cephe duruşunda bulunan birinin eşi tarafından ayak bileklerinden kaldırılarak eller üzerinde ileri geri (öne-arkaya) yürütülmesi, sıçratılmasıyla yapılan bir çeşit alıştırma.

Giysi arabası : Sanatçıların giysilerinin bulunduğu araba.

Gök gürültüsü arabası : Gök gürültüsü sesi çıkartmaya yarayan arabaya benzeyen aygıt.

Halat arabası : Binilen ya da yük taşınan bir çeşit araba.

İzleme arabaları : Yarış başyönetmenine, yarış komiserleri, spor yazarları, Birlik başkan ve üyeleri, katılan takımların yönetici, yönetir ve çalıştırıcılarına, yarışı izlemeleri için ayrılan arabalar.

Kafesli araba : İçinde hayvanların bulunduğu tekerlekli kafes.

Kaydırma arabası : Kaydırmayı sağlamak amacıyla alıcının yerleştirildiği tekerlekli araç.

Kazık arabası : Buğday demetlerini taşımak için yapılan basit araba.

Kitap arabası : Kitaplıkta kitapları taşımakta kullanılan 2-3 raflı, lastik tekerlekli küçük el arabası.

Kor araba : Kağnı.

Kömür arabası : Isıtma kazanına kömür taşımakta kullanılan araba.

Mıknatıslı görüntü saptama arabası : İşlik dışındaki izlenceleri mıknatıslı görüntü kuşağına saptamayı sağlayacak biçimde donatılmış araba.

Org arabası : Seyircilere müzik çalan org arabası.

Ölü arabası : Ölü taşımada kullanılan motorlu taşıt.

Resmi arabulucu : Toplu sözleşme görüşmeleri sırasında herhangi bir uyuşmazlık çıkması durumunda, bu uyuşmazlığı gidermeye çalışmak amacıyla iş mahkemesi tarafından atanan ve yetkisi, saptanan uyuşmazlık konularını gidermekle sınırlı olan görevli.

Roma arabası yarışı : Atları, arabası ve sürücüsü insandan olan bir araba ile yapılan taşıma alıştırması.

Saltanat arabası : [Bakınız: alay arabası].

Sel arabası : Kağnıdan daha büyük, dağlık bölgelerde ot taşımaya yarayan araba.

Seslendirme arabası : Sesleri işlik dışında, yerinde alabilecek biçimde donatılmış büyük taşıt.

Sestoplar arabası : Sestopların her çeşit devinimi kolaylıkla yapmasını sağlayan tekerlekli ve vinçli en büyük boy araç.

Sinema arabası : Karayolunun geçtiği her yerde sinema gösterimini gerçekleştirebilecek biçimde donatılan, gün ışığında gösterim yapabilen otobüs.

Sitozin arabinoz : Antitümör özelliği olan, normalde inaktif, hücre içine girdiğinde nükleosit trifosfata dönüşen molekül.

Su arabası : Sirkin suyunun taşındığı tekerlekli su deposu.

Şeytan arabası : Motorlu taşıt.

Top arabacı ocağı : Yeniçeri örgütünde topların, top araç ve gereçlerinin taşınması ile görevli ağabölüğü.

Top arabacıbaşı : Top arabacı ocağının komutanı.

Toplama arabası : Yol yarışlarında, bozuk çiftekerlerle yarışı bırakan koşucuları toplamak için, en arkadan gelen ve önünde bir yargıcı bulunan araba.

Uçma arabası : Oyuncuya havada gidiyormuş görünümünü veren düzendeki araç.

Vurğun arabası : Büyük, iki ya da daha fazla at koşulmuş araba.

Yalın araba : İki tekerlekli öküz arabası.

Yapı arabalığı : Bir yapıda oturanların ya da çalışanların taşıtları için gerekli olan durma yerlerinin, yapının bulunduğu yerbölüm içinde sağlanması amacıyla yapının yeraltı katında, arka, yan ya da ön bahçelerinde düzenlenmiş durguluk.

Yayın arabası : Ufak bir televizyon işliğini andıran ve işlik dışındaki olayları, izlenceleri doğrudan doğruya yayınlamakta ya da mıknatıslı görüntü kuşağına saptamakta kullanılan büyük taşıt.

Araba : Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı. Bu taşıtın aldığı miktarda olan.

Araba araba : Arabalar dolusu.

Araba falakası : Çift atlı arabalarda, okun dibinde ve iki yanında bulunan, uçlarına koşum kayışları bağlanan ağaç bölüm.

Araba mezarlığı : Kullanılmaz duruma gelmiş veya eski arabaların bırakıldığı yer.

Araba vapuru : Arabalı vapur.

Arabacı : Arabayı süren kimse. Araba yapan veya satan kimse.

Arabacılık : Arabacının yaptığı iş.

Arabalı : Arabası olan. Arabalı vapur.

Arabalı vapur : Kara yolu ve demir yolu araçları ile yolcuları bir kıyıdan öbür kıyıya geçirmeye yarayan gemi, arabalı, araba vapuru, feribot.

Arabalık : Garaj. Araba dolduracak miktarda olan.

Araban : Klasik Türk müziğinde bir makam. Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri.

Arabankürdi : Klasik Türk müziğinde az kullanılmış birleşik bir makam.

Arabasız : Arabası olmayan. Araba olmaksızın.

Arabasızlık : Arabasız olma durumu.

Arabaşı : Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba.

Arabesk : Arap müziğini andıran, genellikle karamsarlığı konu edinen bir müzik türü. Girişik bezeme.

Arabeskçi : Arabesk müzik sanatçısı. Arabesk müzikten hoşlanan kimse.

Arabeskleşme : Arabesk durumuna gelme.

Arabeskleşmek : Arabesk özelliği kazanmak.

Arabi : Arapça. Araplarla ilgili, Araplara özgü olan.

Arabist : Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.

Arabistan defnesi : Dulaptal otugillerden, Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen, kabukları hekimlikte kullanılan bir ağaççık (Daphne gnidium).

Arabistik : Arap dili ve kültürü araştırmaları.

Arabizasyon : Araplaştırma.

Arabozan : İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.

Arabozanlık : Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.

At arabası : Çeşitli yükleri taşımak için kullanılan, dört tekerlekli, at koşulmuş taşıt.

Bir araba : Odun, kömür vb. bazı şeylerin ölçü birimi. Pek çok, fazla.

Çöp arabası : Süprüntülerin, atıkların taşındığı araba. İşe yaramaz, değersiz, kaba saba kimse.

Domuz arabası : Ağır yükleri yakın yerlere taşımak için kullanılan, ufak tekerlekli, üstü düz, alçak araba.

El arabası : Elle sürülen taş, toprak vb. taşımaya yarayan, tek tekerlekli ve iki kollu, küçük araba.

Kağnı arabası : Kağnı.

Kira arabası : Kiralık kullanılan araba, taksi vb.

Makam arabası : Yüksek makamdaki bir kimse için ayrılan araba, makam otomobili.

Muhacir arabası : Üstü ve yanları örtülü, dört tekerlekli, yaysız araba.

Ordövr arabası : Ordövrlerin servisinde kullanılan küçük el arabası.

Öküz arabası : Öküz koşulmuş araba.

Polis arabası : Polislerin görev sırasında kullandığı araba.

Servis arabası : Bir iş yeri çalışanlarının veya öğrencilerin taşınması için hizmet veren araç, servis aracı. Lokantalarda müşteriye hizmet vermek üzere kullanılan tekerlekli araba.

Tanzifat arabası : Temizlik arabası.

Taş arabası : Aptal, sersem.

Tatar arabası : Posta arabası.

Tay tay arabası : Küçük çocukları yürümeye alıştıran dört tekerlekli araç, yürüteç.

Top arabası : Sahra topunun oturtulmuş bulunduğu tekerlekli taşıt.

Yarış arabası : Yarışa katılan, motoru özel olarak güçlendirilmiş araba, yarış otomobili.

Yaylı araba : Yaylı.

Yük arabası : Yük taşıyan araba.

Diğer dillerde Ara kaplar kat anlamı nedir?

İngilizce'de Ara kaplar kat ne demek ? : mesothelium