Ardılmak nedir, Ardılmak ne demek

  • Birisinin sırtına asılmak.
  • Sataşmak, çatmak.
  • Musallat olmak, asılmak, takılmak

Yerel Türkçe anlamı:

Binmek.

Alay etmek, kızdırmak.

Aleyhinde bulunmak, takip etmek.

Atılmak, saldırmak.

Sarkmak.

Konuşan ya da ağız kavgası yapan iki kişi arasına girmek.

Birinin üstüne abanmak

Eziyet etmek.

Eğilmek.

Üstünde kalmak, asılmak: Kız usta oğlana ardıldı.

Yüzüstü kapanmak.

Sataşmak, çatmak, karşı gelmek.

Uzanmak.

Asılmak, tutunmak, tırmanmak, takılmak, çıkmak.

Şakalaşmak.

Yıkılmak.

Abanmak, yaslanmak, dayanmak, yüklenmek.

Kaçarken dönüp karşı koymak.

Birisine yük olmak.

Peşe düşmek.

Diğer sözlük anlamları:

Üstüne atılmış olmak, dolanmış olmak.

Ardılmak anlamı, kısaca tanımı:

Ardıl : Bir çıkarımda varılan sonuç. Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, arda, halef, öncel karşıtı.

Sırt : Dağların veya tepelerin üst bölümü. İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, göğüs karşıtı. Omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm. Bir şeyin üstü, üst bölümü. Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm. İnsanın üstü. Kesici araçların kesmeyen kenarı.

Asılmak : Hızla eline almak. Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Tutup çekmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Sonuna kadar mücadele etmek.

 

Sataşmak : Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak, musallat olmak. Sarkıntılık etmek.

Çatmak : Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Yazıyla veya sözle sataşmak. Gemiler birbirine çarpmak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak.

Musallat : Bir kimse veya şeyin üzerine bıktıracak kadar düşen (kimse).

Takılmak : Birinin sürekli peşinden gitmek. Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak. Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak. Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek. Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak. Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek. Bir yerde bir süre kalmak, oyalanmak. Takma işi yapılmak. Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek. Sürdürmek, yürütmek. Geçmek, tamamlanmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Bulunmak.

 

Diğer dillerde Ardılmak anlamı nedir?

İngilizce'de Ardılmak ne demek? : (-e durum ekiyle kullanılan fiil), halk ağzında