Ardak nedir, Ardak ne demek

Ardak; bir bitki bilimi terimidir.

  • İçten çürümeye yüz tutmuş ağaç

Yerel Türkçe anlamı:

Çürümüş, çürümeye yüz tutmuş ağaç.

İşlenmiş derilerin ezginleri.

Kesilmeden yerinde kurumuş ağaç.

Lifleri karşılıklı olup, doğramacılığa yaramıyan kereste.

Tahta parçalarıyla bağlanmış kırık kol veya bacak.

Küfe.

Dar.

Direklerin seyrek dikildiği yapıda üstüne fazla yük verilen kiriş: Bu kiriş çok ardak olduğundan bellemiş.

İhtiyar adam.

Bilimsel terim anlamı:

Ağaçta mantarların oluşturduğu bir tür çürüme başlangıcı. Genellikle kırmızı gürgen ve kızılağaçta kahverengi ya da külrengi lekeler halinde belirir.

Osmanlıca Ardak ne demek? Ardak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

ardak

Ardak anlamı, kısaca tanımı:

Arda : İşaret olarak yere dikilen çubuk. Ardıl. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem.

Ardaklanma : Ardaklanmak durumu.

Ardaklanmak : Ağaçlarda mantarların sebep olduğu çürümeye uğramak.

Çürüme : Çürümek işi.

Ağaç : Tahta, kereste. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.

İçten : Samimi. Yürekten, candan, samimi davranarak.

 

Yüz : Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı. On kere on, doksan dokuzdan bir artık. Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf. Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı. Nedeniyle, sebebiyle. Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü. Kesici araçlarda ağız. Utanma. Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılmış olan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz. Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat. Yüzey. Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş. Yan, taraf. Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri. Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret.

Ardaklamak : Hayvan terbiye etmek.