At the present time türkçesi At the present time nedir

  • Zamanımızda.
  • Günümüzde.
  • Halihazırda.
  • Şu anda.
  • Şimdi.

At the present time ingilizcede ne demek, At the present time nerede nasıl kullanılır?

At : Da. Ya. Üzerinde. Nezdinde. Ye. Bir yeri belirtmek için kullanılır. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. De. Yanında. Bir hareketin hedefini gösterir.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık.

Present : Tanıtmak. Adamla getirtme. Göstermek. Sahnede göstermek. Bugünkü. Şimdiki zaman. Hediye. Armağan. Temsil etmek. Halihazır.

Time : Yerbilim zamanı. Zamanlama yapmak. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. Zaman. Defa. Tempo tutmak. Müddet. Vakit. -in zamanını ölçmek. Süre.

At the back : Arkada. Geride.

At the beginning : Başlangıçta. Başlarda.

At the back of beyond : Ulaşılması güç bir yerde. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde. Issız ve ulaşılması güç bir yerde. Dünyanın bir ucunda. Sapa yerde. Ücra bir köşede. Cehennemin dibinde.

 

At the back of : Dünyanın öteki ucunda. Bir şeyin arkasında olma. Arka kısmında. Gerisinde. Arkasında.

At the back door : El altından. Hileyle. Gizlice.

İngilizce At the present time Türkçe anlamı, At the present time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak At the present time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Just now : Hemen şimdi. Henüz. Derhal. Demin. Az önce. Daha demin. Demincek. Şu tapta.

Currently : Sürekli. Bu günlerde. Şu andaki. Devamlı olarak. Şu tapta. Bugünlerde. Mevcut durumda. Halen. Şu anki.

Nows : Halen. Artık. Şimdiki zaman. Hemen. Derhal. Acilen. Şu an.

Presently : Birazdan. Şu tapta. Yakında. Kısa süre sonra. Hemen. Derhal. Halen. Şimdilik.

Erelong : Süratle. Uzun süre önce. Çabuk. Çok geçmeden. Derhal. Hemen.

The time being : Halen. Şu andan itibaren. Şu an için.

Already : Evvelce. Bile. Önceden. Hanidir. Zaten. Çoktan. Şimdiden. Daha şimdiden. Daha önce.

Today : Bu günlerde. İçinde bulunduğumuz dönem. Bugün. Gün içinde. Zamane. Gün.

Yet : Gerçi. Hatta. Yine. Amma. Henüz. Aynı zamanda. Daha da. Fakat.

At the moment : Bu saatte. Bu noktada. Bu anda. Şimdilik. Şu an.

At the present time synonyms : cotemporary, anon, for the moment, just, for the present, now that, hereby, at once, at present, on the double, now, nowadays, right now.