Attorning türkçesi Attorning nedir

  • Elden çıkarmak.
  • Haklarını devretme.
  • Transfer etmek.
  • Devretmek.
  • Yeni sahiplerin haklarını kabul etmek.
  • Yeni sahiplerin sahiplik haklarını tanımak.
  • Aktarmak.

Attorning ingilizcede ne demek, Attorning nerede nasıl kullanılır?

Attorn : Kiranın devrine muvafakat etmek. Devretmek. Elden çıkarmak. Yeni sahiplerin sahiplik haklarını tanımak. Mülkün yeni malikini tanımak. Aktarmak. Transfer etmek. Yeni sahiplerin haklarını kabul etmek. Kiracı olmaya razı olmak.

Attorney : Avukatlık. Yasal kovuşturucu. Mümessil. Avukat. Dava vekili. Yasal ya da türesel işlerde, gerçek ve tüzel kişilere ilişkin hakları davacısı gibi gütmeye ve savunmaya yetkili kişi. avukat sayısı beşten az olan yerlerde bunların yetkisini taşıyan aynı konularda savunma işi yapan kişi. Yetkili. Bir başkasının adına ve sayışımma iş yapabilmek üzere yetkilendirilen kişi. Temsilci.

Attorney at law : Başsavcı. Dava vekili. Avukat.

Attorney at low : Avukat.

Attorney general : Başsavcı. Başsavcı (ingiliz ingilizcesi). Adalet bakanı (amerikan ingilizcesi). Savcı. Müddeiumumi. Abd adalet bakanı.

Deputy district attorney : Bölge savcısı vekili. Ceza kovuşturmaları başsavcısının vekili veya yardımcısı. Bölge savcısı yardımcısı.

District attorney : Bölge savcısı. Savcı. Bölge başsavcısı.

 

Attorneys : Vekil. Avukatlar. Dava vekili. Avukat.

Gave him power of attorney : Ona yasal yetki verdi. Ona temsil yetkisi verdi.

Attorney generalship : Başsavcılık. Savcılık. Cumhuriyet savcısı.

İngilizce Attorning Türkçe anlamı, Attorning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Attorning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Get rid of : Savuşturmak. -den kurtulmak. Kovmak. Bir şeyden kurtulmak. Öldürmek. Baştan savmak. Yakasını sıyırmak. Savmak. Yok etmek. Başından atmak.

Dispose of : Kocaya vermek. Yerleştirmek (belirli bir düzene göre). İmha etmek. Kurtulmak. Yemek. Zararsız hale getirmek. Halletmek. Yok etmek. Vermek.

Alienates : Temlik etmek. Ferağ ve temlik etmek. Aralarını açmak. Soğutmak. Yabancılaşmak. Devir ve ferağ etmek. Uzaklaştırmak. Yabancılaştırmak.

Assign : Ayırmak. Göreve seçmek. Ferağ etmek. Pay olarak vermek. Vermek. Bir işe koymak. Hamletmek. Atamak. Tahsis etmek.

Divest : Görevden almak. Verilen hakkı geri almak. Mahrum etmek. Kurtulmak. Soymak. Çıkarmak. Yoksun bırakmak.

Part : Kısım. Yan. Görev. Bir tiyatro yapıtında oyuncunun canlandırdığı ya da gösterdiği kişiliği ortaya çıkaran, sözleri ve hareketleri içeren bütün. Bölüm. Tarakla ayırmak. Kısmen. Rol. Hisse. Taraf.

Attorn : Mülkün yeni malikini tanımak. Kiracı olmaya razı olmak. Kiranın devrine muvafakat etmek.

Cede : Vazgeçmek. Feragat etmek. Göçermek. Vermek. Teslim etmek. Terketmek. Terk etmek. Fariğ olmak. Bırakmak.

Getting rid of : Yok etmek. Başından attı. Yakasını sıyırmak. Sepetlemek. Başından atmak. Savuşturmak. Yakayı sıyırmak. Kovdu. Görevine son verdi. İşten çıkarı.

 

Parted : Tarakla ayırmak. Parçalanmış. Kopmak. Bölünmüş. Ayrılmak. Ayrılmış. Ayırmak. Ayrılan.

Attorning synonyms : assigns, ceded, get across, assign to, part with, changes, cites, abalienate, hand on, adapt, change, alienate, circle, carry over, cedes, endorses, transfers, adapting, remainder, transfer, divests, remainders, citing, extract, circuit, push off, ceding, remaindering, close out, endorse, cite, remaindered, circuited.