Ballon türkçesi Ballon nedir

  • İrlanda'da yerleşim yeri.
  • Dansçının zıplamadan sonraki hafifliği. klasik balede tüy gibi zıplamanın ardından yumuşak bir iniş gelmesi gereklidir.
  • Bale dansçısının dalgalanır gibi göründüğü hareketi.
  • Zıplama hafifliği.

Ballon ingilizcede ne demek, Ballon nerede nasıl kullanılır?

Ballon wrasse : Kikla. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, lapinagiller (labridae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, marmara denizi'nde bol olarak bulunan bir tür.

Reservuar ballon : Rezervuar balon. Anestezi cihazlarında solunan havanın toplandığı balon.

Ballonet : Bir balonun veya hava gemisinin içinde bulunan ve uçuş sırasında şişerek ve inerek şekli ve kaldırma kuvvetini kontrol etmek ve korumak amacıyla kullanılan ve hacmi değişebilen dahili gaz torbası. Balon bölmesi. Baloncuk.

Ballonette : Bir balonun veya hava gemisinin içinde bulunan ve uçuş sırasında şişerek ve inerek şekli ve kaldırma kuvvetini kontrol etmek ve korumak amacıyla kullanılan ve hacmi değişebilen dahili gaz torbası. Baloncuk.

Ballocks : Saçma. İçine etmek. Taşak. Zırva. Perişan etmek. Yumurtalıklar. Bozmak. Yumurtalar. Hayalar. Manasız (kaba britanya argosu).

Balloon glass : Konyak bardağı. Balon bardak.

Balloon payment : Bir borcun son bölümü olarak yapılan büyük ödeme miktarı. Defaten ödeme. Balon ödeme.

 

Balloon sleeve : Karpuz kol.

Balloon fabric : Sıcak hava balonu yapmak için kullanılan madde. Balon kumaşı.

Balloon framing : Ahşap direklerin yapının boylu boyunca uzandığı ve yatay çatı kirişlerini birleştirdiği inşa metodu. Balon çerçeve.

İngilizce Ballon Türkçe anlamı, Ballon eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ballon ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Authorize : Ruhsat vermek. İzin vermek. Yetki vermek. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Yetki verme. Yetkili kılmak. Memur etmek. Salahiyet vermek. Onaylamak. Yetkileme, bir işin yapımına izin verme.

Clara : Bir kadın adı. Kadın ismi.

Put up : Kalmak. Havaya kaldırmak. Gecelemek. Bildirmek. Yerine koymak. Bir yana bırakmak. Sunmak. Misafir etmek. Yığmak. Açmak (şemsiye).

Suffer : Kalitesi düşmek. (acı) çekmek. Kıvranmak. Acı çekmek. Mağdur etmek. Bağrı yanmak. Zarar görmek. Uğramak. Çekmek. Göz yummak.

Brook : Su. Katlanmak. Kaldırmak. Dayanmak. Tahammül etmek. Çekmek. Boyu, beslenme teknesi ve aşırı taşkın dışında taşıdığı su niceliği ile en küçük akarsu. Dere. Çay.

Bayside : Körfez kıyısında. Körfez kıyısında olan. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Bir körfezin çok yakınında bulunan. Körfez kıyısı.

Favour : Yüreklendirmek. Kayırmak. Yardım. Destek. Gözetmek. Koruma. Rahatlatmak. Onay. Hediye (sürpriz). Vermek.

Include : Kapsamak. Kapsamına almak. İçine almak. Yer vermek. Kaplamak. Katmak. İçermek. Dahil etmek.

Decriminalise : Suç olmaktan çıkarmak. Decriminalize. Bir şeyi yasal yapmak (örneğin, esrar). Yasallaştırmak.

 

Ballon synonyms : allow in, bandon, support, cherrywood, intromit, let in, legitimatize, boyle, legitimatise, countenance, favor, churchill, let, privilege, stand, permit, give, coon, legalize, authorise, legitimize, birr, cong, tolerate, admit, go for, bear, pass, clones, stomach, accept, legitimise, grant.

Ballon zıt anlamlı kelimeler, Ballon kelime anlamı

Prevent : Mani olmak. Yol göstermek. Engel oluşturmak. Engel olmak. Önlemek. Önüne geçmek. Kösteklemek. Alıkoymak. Engellemek. Önden gitmek.

Refuse : Çöp. Bir fiziksel ya da kimyasal süreçte işlenen özdeklerin, artakalıp işe yaramayan bölümü. yeniden eritilip dökülebilir, bozuk dökme metaller. Kaçınmak. Atık. Artık. İzin vermemek. Direnmek. İmtina etmek. Refüze etmek. Reddetmek.

Criminalise : Suçlu ilan etmek. Yasadışı yapmak. Suçlu yaratmak. Suçlu muamelesi yapmak. İllegal ilan etmek. Yasadışı olarak duyurmak. Yasaklamak. Bir kimseye suçlu muamelesi yapmak (ayrıca criminalize). Yasa dışı olduğunu beyan etmek. Bir kimseyi suçlu duruma düşürmek.

Ballon antonyms : forbid, outlaw, disallow, criminalize, reject.