Barely türkçesi Barely nedir

Barely ile ilgili cümleler

English: A splinter of wood, barely visible to the naked eye, caused a very painful infection in one of Tom's fingers.
Turkish: Çıplak gözle zor görülebilecek bir tahta kıymığı, Tom'un parmağında çok sancılı bir enfeksiyona neden oldu.

English: Ali and Mary barely know each other.
Turkish: Ali ve Mary güçlükle birbirlerini tanıyorlar.

English: Ali always speaks in such a low voice that I can barely understand what he says.
Turkish: Ali her zaman öyle kısık sesle konuşur ki ne söylediğini ben zar zor anlayabiliyorum.

English: Ali barely ate his lunch.
Turkish: Ali neredeyse öğle yemeğini hiç yemedi.

English: Ali and I barely know each other.
Turkish: Ali ve ben güçlükle birbirimizi tanıyoruz.

Barely ingilizcede ne demek, Barely nerede nasıl kullanılır?

Barely alive : Yarı ölü. Zar zor canlı. Yarı canlı. Neredeyse ölü.

Barely escaped : Mucizevi bir şekilde kaçmış. Kıl payı kaçmış. Zar zor kurtulmuş.

Barely sufficient : Güçlükle tatmin edici. Zar zor yeterli.

Barely touching : Güçlükle bitişik. Zar zor dokunan. Ancak dokunan. Zar zor birleşen.

Barelegged : Çorapsız. Çıplak bacaklı. Baldırı çıplak.

 

Bare chance : Zayıf olasılık. Zayıf ihtimal.

Double barelled gun : Çifte.

Giorgio barbarelli : Giorgione (1477-1510, giorgio barbarelli olarak doğan). Giovanni bellini'nin öğrencisi. Giorgio da castelfranco olarak tanınan. Venedik rönesansının en önemli sanatçılarından biri olan italyan ressam.

Double bareled gun : Çifte. Çifte namlulu tüfek.

Bare headed : Başı örtüsüz. Başörtüsüz. Açık başlı.

İngilizce Barely Türkçe anlamı, Barely eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Barely ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clinging : Sıkı. Ahtapot gibi. Yapışan giysi. Yapışkan. Sarılan. Tırmanma. Sıkan. Çok bağlı. Tırmanış.

Acuter : Zeki. Ağır. İlerlemiş. Akut. Sivri. Şiddetli. Dar (açı). Açıkgöz. Aşırı.

Stiffest : Koyu. Sert. Yoğun. Sarhoş. Gergin. En katı. Fahiş. Dik. Zor. İçkili.

Constricted : Sıkışık. Kıt. Sıkıştıran. Kısıtlı. Sıkılmış. Daralmış.

Incapacious : Zayıf. Aptal (örneğin: incapacious soul {zayıf kimse}). Küçük. Yer kaplamayan. Aciz. Ufak. Çok yer tutmayan. Çok yer kaplamayan. Akılsız.

Aboveboard : Dürüst. Açık. Hilesiz. Çıplak. Adil. Apaçık. Doğru. Yasal. Vicdanla.

Give or take : Yaklaşık olarak. Aşağı yukarı. Civarında.

Constrained : Rahatsız. Yapmacık. Alışılmadık. Doğal olmayan davranış. Zorlamalı. Sıkıntılı. Zorlanmış.

Ghastlier : İğrenç. Berbat. Çok kötü. Korkunç. Beti benzi atmış. Ölü gibi solgun. Dehşetli. Dehşetle. Feci.

Slightly : Belli belirsiz. Hafiften. Bir parça. Az oranda. Azıcık. Kısmen. Kuvvetsizce. Nispeten. Bir dereceye kadar.

 

Barely synonyms : about, nigh, niggardly, itself, contrived, little or nothing, nothing else, providing, forced, merely, the ghost of a, save that, ghastly, clannishly, paltry, hardly, at close quarters, mere, under the wire, only, scarcely, nothing but, much, stiffer, reluctantly, alone, farfetched, next door to, little, if only, narrow, solely, beggarly.

Barely ingilizce tanımı, definition of Barely

Barely kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Without covering. Nakedly.