Basar nedir, Basar ne demek
Basar; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Göz.
- Merdivenin ayakla basılan yüzeyi.
- İleriyi görme, algılama yetisi

Bilimsel terim anlamı:
1-basımcılık, sinema: Basım işini gerçekleştiren aygıt. 2 -bk. basaç.
İngilizce'de Basar ne demek? Basar ingilizcesi nedir?:
printer, printing machine
Basar tanımı, anlamı:
Basari : Görme ile ilgili.
Basarna : Dalyanın kapak yeri. Bir cismin bir yanını kaldıraçla yükseltme işi.
Ağır basar yeğni kalkar : "ağırbaşlı olan, herkesten saygı görür, ağırbaşlı olmayana ise kimse değer vermez" anlamında kullanılan bir söz.
Görme : Görmek işi, rüyet.
Algılama : Algılamak işi, idrak, idrak etme.
Merdiven : Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi, basak.
Ayak : Göl ayağı. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Halk edebiyatında uyak. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Bacak. Vücudun belden aşağı bölümü. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta.
Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.
Göz : Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Delik, boşluk. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Görme organı, basar. Terazi kefesi. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Çekmece. Bazı yaraların uç bölümü. Bakış, görüş. Nazar. Bölüm, hane.
Basara : İskambil kâğıdı ile oynanan ve pişti de denilen oyun. Bitki, bostan, meyve ağaçları ve bağlara zarar veren bir hastalık, külleme
Basara parmak : İşaret parmağı
Basarağını bağlasın : Allah gözlerini bağlasın anlamında ilenç.
Basarak : Görme kuvveti.
Basaret : Basiret, aldanmaya meydan vermeyecek şekilde gerçeği açıkça görebilme yetisi.
Basarık : Dokuma tezgâhlarının ayaklığı.
Basarna kazıkları : Ağ dalyanlarda kapatma düzeninin yer aldığı ağız açıklığında yer alan, vigla ve zeytin kazıklarına verilen ad.
Basaruğu olmamak : Korkusu olmamak: O kadar ileri gitme benim kimseden basaruğum yoh.
Basar ile ilgili Cümleler
- Bir telefon gelir ve basar gider. Gerçekten garip değil mi?
- Ali sessizce elbiselerini giydi ve ayak uçlarına basarak odadan çıktı.
- Bu butona basarsam ne olur merak ediyorum.
- Bu düğmeye basarsam ne olacağını merak ediyorum.
- Vitesi düşürürken çoğu zaman frene basarım.
- Ali parmak uçlarına basarak odadan çıktı.
- Eğer bir düğmeye basarsan, ya yaşayacak ya da öleceksin.
- O ayaklarının ucuna basarak yürüdü bu yüzden onu hiç kimse duymadı.
- Zengine şekerden helva basarlar fakire pekmez bile bulunmaz.
- Ali sessizce kapıyı kapattı ve parmak uçlarına basarak odaya girdi.
Diğer dillerde Basar anlamı nedir?
Rusça'da Basar : n. зрение (N), глаз (M)

Bu kısımda Basar nedir? Basar ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Basar tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Basar hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.