Be about türkçesi Be about nedir

  • Kol gezmek (kötü bir şey).
  • Ayakta olmak.
  • Üzere olmak.
  • Üzere bulunmak.
  • Meşgul olmak.
  • Hakkında olmak.
  • Olmak üzere.
  • Konu almak.

Be about ile ilgili cümleler

English: The surface temperature of the sun is assumed to be about 6000°C.
Turkish: Güneşin yüzey ısısı yaklaşık 6000°C farzediliyor.

English: I don't know what the meeting will be about.
Turkish: Toplantının ne hakkında olacağını bilmiyorum.

English: I must be about my father's business.
Turkish: Babamın işiyle meşgul olmalıyım.

English: He must be about forty.
Turkish: O yaklaşık kırk olmalı.

English: Did Ali say what the meeting would be about?
Turkish: Ali toplantının ne hakkında olacağını söyledi mi?

Be about ingilizcede ne demek, Be about nerede nasıl kullanılır?

Be : Var olmak. -di. Anlamına gelmek. Durmak. Mal olmak. -dir. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Bulunmak. -dı. Olmak.

About : Aşağı yukarı. Yakınında. Buralarda. Doğrusunda. Sularında. Devresinde. Hemen hemen. Yaklaşık. Neredeyse. Orada burada.

Be about the house : Evinde bulunmak. Evde oyalanmak. Evde olmak.

Not to be about to : -memek üzere olmak.

Be a bad judge of : Anlamamak.

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

Be a bad whip : Kötü araba kullanmak.

İngilizce Be about Türkçe anlamı, Be about eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Be about ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Around the corner : Kapıda. Yakında. Eli kulağında. Köşe başında. An meselesi. Şuracıkta. Çok yakın.

Be active : Enerjik olmak. Faaliyet göstermek. Etkin olmak. Canlı olmak. Aktif olmak. Faaliyette olmak. Faal olmak. Hareketli olmak.

Absorbed in : (bir işe) dalmak. Tüm dikkatini belirli bir şeye yoğunlaştırmak. Kendini vermek. Dalmak (bir işe). (bir işe) gömülmek.

In the offing : Pek uzak olmayan olay. Yakında. Enginlerde. Ha oldu ha olacak. Eli kulağında. Olması yakın. Açıkta. Açık denizde.

Concern : Şirket. Endişelendirmek. Karışmak. Ait olmak. Endişe uyandırmak. İlgilendirmek. Mesele. İlgilenmek. İş.

Be up : Doğmuş olmak (güneş veya ay). Artmış olmak. Bilmek. Yükselmek. Yatmamış olmak (uykuya). İyi anlamak. Yükselmiş olmak (seviyesi veya derecesi). Yataktan kalkmış olmak. Sona ermiş olmak.

Concern oneself : Endişelenmek. İlgilenmek. Dert edinmek. Bakmak. Karışmak.

Be into : İlgilenmek. Merak salmak. İlgili olmak.

Deals : İş yapmak. Dağıtmak. Ele almak. Uğraşmak. İlgilenmek. Değinmek. Vurmak. Alışveriş etmek. Uyuşturucu işi yapmak.

Be about synonyms : busy oneself, dealt, attend to, be going to, engage in, in for, be absorbed, in the wind, be at something, deal in, deal, be on the verge of, revolve around, be occupied with doing, be busy, impending.