Be crushed türkçesi Be crushed nedir

Be crushed ile ilgili cümleler

English: If the ceiling fell, he would be crushed.
Turkish: Tavan düşerse, ezilir.

Be crushed ingilizcede ne demek, Be crushed nerede nasıl kullanılır?

Be : -dı. Berylliumb (berilyum). Bulunmak. Mal olmak. -dir. Olmak. -di. Durmak. Kalmak. Anlamına gelmek.

Crushed : Ezilmiş. Öğütülmüş. Sıkılmış. Konkase. Kırılmış. Ezik.

Be a bad judge of : Anlamamak.

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

Be a bad whip : Kötü araba kullanmak.

Be a bit on : Çakırkeyif olmak.

Be a ball of fortune : Şans topu olmak. Bir durumun kurbanı olmak. Değişikliğe maruz kalmak.

İngilizce Be crushed Türkçe anlamı, Be crushed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be crushed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Squeeze : Sızdırmak. İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Zorla almak. Sıkma. Ezmek. Sıkışmak. Sığdırmak. Zorla koparmak. Sıkıştırmak.

Grind : Üzmek. Gıcırdatmak. Ezmek. Bilemek. Çalmak. Çektirmek. Zımparalamak. Kolunu çevirerek çalıştırmak. Sıkıştırmak. Taşa tutmak.

Squash : Kabak. Pelte haline getirmek. Meşrubat. Bir tür kapalı tenis oyunu. Pelte gibi ezilmiş şey. Ezmek. Şap sesi. Kalabalık. Susturmak.

Smashes : Parça parça etmek. Paramparça olmak. Bozguna uğramak. Sert vurmak. Paramparça etmek. Tarumar etmek. Parçalanmak. Çakılmak. Batırmak. Parçalamak.

 

Squashes : Bastırmak. Kabak. Balkabağı. Pelte haline getirmek. Meyve suyu. Bastırmak (isyan vb'ni). Ezmek. Susturmak. Duvar tenisi. Sıkışmak.

Squeezes : Suyunu çıkarmak. Sıkmak (meyve veya ıslak bez vb'ni). Ezmek. Sıkışmak. Baskı yapmak. Sığdırmak. Sığmak. Tıkıştırmak. Sıkmak.

Be put upon : Kendini ezdirmek.

Smash : Hurdahaş etmek. Mahvolmak. Kırıp dökmek. Vurmak. Paramparça etmek. Parça parça etmek. Bozguna uğramak. Yenmek. Mahvetmek.

Grinds : Bilemek. Çekmek. Çektirmek. Çekmek (mutfak robotunda sebze vb'ni). Kolunu çevirerek çalıştırmak. Taşa tutmak. Çalmak. Zımparalamak. Rodaj yapmak.

Squashing : Kabak. Balkabağı. Bastırmak (isyan vb'ni). Sıkışmak. Pelte haline getirmek. Duvar tenisi. Ezmek. Bastırmak. Susturmak.