Be equal türkçesi Be equal nedir

Be equal ile ilgili cümleler

English: Everyone has the right to education. Education shall be free, at least in the elementary and fundamental stages. Elementary education shall be compulsory. Technical and professional education shall be made generally available and higher education shall be equally accessible to all on the basis of merit.
Turkish: Her şahsın öğrenim hakkı vardır. Öğrenim hiç olmazsa ilk ve temel safhalarında parasızdır. İlk öğretim mecburidir. Teknik ve mesleki öğretimden herkes istifade edebilmelidir. Yüksek öğretim, liyakatlerine göre herkese tam eşitlikle açık olmalıdır.

English: In marriage there should be equal give and take.
Turkish: Evlilikte vermek ve almak eşit olması gerekir.

Be equal ingilizcede ne demek, Be equal nerede nasıl kullanılır?

Be : Anlamına gelmek. Kalmak. -dı. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. -dir. Var olmak. Berylliumb (berilyum). Durmak. Mal olmak. Bulunmak.

Equal : Eş. -e eşit olmak. Yaşıt. Bir olmak. Eş değerde olmak. Egale etmek. Denk. Eşdeğerde olmak. Emsali olmak. Eşit.

Be equal to : Denk gelmek. Denk olmak. Uygun olmak. Bir işin üstesinden gelmek. Eşi olmak. Bir olmak.

Be a bad judge of : Anlamamak.

 

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

Be a ball of fortune : Şans topu olmak. Değişikliğe maruz kalmak. Bir durumun kurbanı olmak.

Be a bad whip : Kötü araba kullanmak.

İngilizce Be equal Türkçe anlamı, Be equal eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be equal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amount : İfade etmek. Meblağ. Etmek. Önem. Anlamına gelmek. Olmak. Bir nesneler kümesinin sayısal sıklığı ya da büyüklüğü, bk. nitelik. Genel olarak para.

Equalises : Eşitlik sağlamak. Eşitlemek. Tesviye etmek. Dengelemek. Denkleştirmek. Standartlaştırmak. Eşit yapmak. Balans ayarını yapmak. Eşit duruma gelmek (ayrıca equalize).

Be equal to : Bir işin üstesinden gelmek. Bir olmak. Denk gelmek. Eşi olmak. Uygun olmak.

Tie : Düğüm. Berabere kalmak. Sınırlamak. Raptetmek. Beraberlik. Alaka. Bitirmek. Bitiştirmek. Ayakbağı.

Answer : Yetmek. Tanıma uymak. Cevap vermek. Cevaplandırmak. Bir gözlem aracında yer alan sorulara ya da sınarlara alınan ve bir bilgi içeriği olan sözlü ya da eylemli karşılık. Karşılık vermek. Yanıt. Tatmin edici olmak. Yerine getirmek.

Be on a par with : Değeri aynı olmak.

Come up to : Yanına yaklaşmak. Ulaşmak. Gelmek. Eşit çıkmak. Yanına sokulmak. Eşitlenmek. Tutturmak (belirli bir seviyeyi). Belirli bir hizaya kadar gelmek.

Balance : Göz önünde bulundurmak. Balans. Bir sesin tüm frekans aralıklarının, birisinin diğerine baskın gelmemesi için yakın değerlerde tutulması. stereo bir müzik sistemindeki her bir hoparlörden çıkan ses şiddetinin aynı değerde olması. icra veya kayıt sırasında çalgıların ses şiddetlerinin birinin diğerine baskın gelmeyecek biçimde yakın olması. Kütle ya da ağırlık ölçümü için hazırlanmış özel düzenek. Bilgisayar, fizik, gitar, jimnastik, kimya, ekonomi alanlarında kullanılır. Dengelemek. Kalıntı. Terazi. Kalan. Sayışımanlıklarca tüm sayışımların borçlu ve alacaklı tutarlarının toplamını ayrı ayrı olarak toplamyerinde ve bu toplamların borç ve alacak artıklarının toplamlarını da ayrı ayrı artıklar bölümünde gösteren ve çoğunlukla ayda bir düzenlenen çizelge.

 

Amounted : Tutarındaki. Toplama ulaşmak. İfade etmek. Sonuca varmak. Anlamına gelmek. Miktarında. Bedelinde.

Amounting : Sonuca varmak. Kadar. Anlamına gelmek. İfade etmek. Kadar etme. Toplama ulaşmak. Miktarında. Baliğ.

Be equal synonyms : contain, be equivalent to, amount to, equalised, equal, tieing, contains, equalise, be tantamount to.