Be heard türkçesi Be heard nedir

Be heard ile ilgili cümleler

English: I spoke so loudly as to be heard by everyone.
Turkish: Herkes tarafından duyulabilecek kadar yüksek sesle konuştum.

English: Nowadays, however, calculators can be used freely in school examinations, and already in many schools the only sound to be heard during a math exam is the sound of children tapping on their calculators.
Turkish: Yine de bugünlerde hesap makineleri okul sınavlarında özgürce kullanılabilmektedir ve şu anda birçok okulda matematik sınavı sırasında duyulan tek ses çocukların hesap makinelerine hafifçe vurmalarıdır.

English: In the distance can be heard voices, the slamming of shutters, and the barking of dogs.
Turkish: Uzakta, sesler, panjurların çarpması ve köpeklerin havlaması duyulabilir.

English: Thousands of supporting cries could be heard from the stands.
Turkish: Binlerce destek çığlıkları tribünlerden duyulabildi.

English: The sea can be heard from here.
Turkish: Buradan denizi duyabiliyorum.

Be heard ingilizcede ne demek, Be heard nerede nasıl kullanılır?

Be : Durmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Mal olmak. -dı. Olmak. Berylliumb (berilyum). -dır. Kalmak. -dir. -di.

Be heard of : Duyulmak.

Will never be heard again : Bir daha asla sesi duyulmayacak. Sonsuza kadar sessiz kalacak. Sonsuza dek sessizliğe büründü.

 

Be a bad judge of : Anlamamak.

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

Be a bad whip : Kötü araba kullanmak.

İngilizce Be heard Türkçe anlamı, Be heard eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be heard ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Reverberating : Yansıtmak. Yansıtıcı. Yansımak. Yankılanmak. Yansıma.

Oozes : Meşe kabuğu suyu. Sızdırmak. Kaçmak. Yaymak. Işımak. Kaçak yapmak. Kaçırmak. Balçık. Sızmak.

Transpired : Vuku bulmak. Terlemek. Kokusu çıkmak. Meydana gelmek. Ortaya çıkmak. Bilinmek. Belli olmak. Olmak. Sızmak.

Become known : Bilinir hale gelmek. Açığa çıkmak.

Filter out : Arasından seçmek. Elekten geçirmek. Süzmek. Ayırıp kenara koymak. Topluca çıkmak (sinema vb.). Sızmak. Filtrelemek.

Fly about : Her yöne uçmak. Ortaya çıkmak. Öteye beriye uçmak. Uçmak. (haber vb) yayılmak. Uçuşmak.

Reverberated : Yansımak. Yankı yapmak. Yansımak (ışık). Yankılamak. Aksettirmek. Yansıtmak. Yankılanmak.

The mirror : Ayna tutmak. Ayna. Yansıtma. Yansıtmak. Göstermek. Aksettirmek. Gözgü. Sansasyonel hikayeleri ile tanınan günlük ingiliz tabloid gazete. Yansıma.

Ooze : Yaymak. Kaçmak. Sızıntı. Meşe kabuğu suyu. Bataklık. Işımak. Sulu çamur. Sızmak. Balçık.

Be heard synonyms : be heard of, be felt, echo, reflect, echo through, oozed, mirrors, transpire, reverberates, get out, mirroring, reverberate, mirror, transpires.