Ooze türkçesi Ooze nedir

Ooze ile ilgili cümleler

English: Ali usually takes a short snooze after lunch.
Turkish: Ali genellikle öğle yemeğinden sonra kısa bir şekerleme yapar.

English: I think I'll snooze for a while.
Turkish: Sanırım bir süre uyuyacağım.

English: Ali was taking a snooze.
Turkish: Ali bir şekerleme yapıyordu.

English: He boozes too much.
Turkish: O çok içki içer.

English: Ali snoozed quietly in front of the TV.
Turkish: Ali TV'nin önünde sessizce kestirdi.

Ooze ingilizcede ne demek, Ooze nerede nasıl kullanılır?

Ooze away : Eksilmek. Yok olmak.

Ooze out : Sızdırmak. Sızmak. Kaçak yapmak. Dışarı sızmak.

Ooze with sweat : Ter dökmek. Terlemek.

Tan ooze : Sepi şerbeti.

Oozed : Sızmak. Kaçırmak. Duyulmak. Sızdırmak.

Oozes : Kaçak yapmak. Sızma. Balçık. Meşe kabuğu suyu. Kaçırmak. Sızmak. Yaymak. Duyulmak. Kaçmak. Işımak.

Booze : Sert içki. Piyizlenmek. İçki alemi. Kafayı çekmek. Dem çekmek. İçki içmek. Alem yapmak. İçki. Demlenmek. Mazot.

Boozed : İçkili. Kafayı bulmuş. Sarhoş.

Blooze : Kafayı çekmek. Demlenmek. Sarhoş olmak. İçki içmek. Kafayı bulmak.

Be on the booze : Kafayı çekmek.

 

İngilizce Ooze Türkçe anlamı, Ooze eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ooze ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Loams : Balçık toprak. Kum ve çürümüş bitkisel maddelerden oluşan toprak. Samanlı balçık. Kil. Killi toprak. Lem. Verimli toprak. Lom. Bereketli toprak.

Clays : Kil. Yerküre. İnsan vücudu. Çamur. Toprak. Toprak künk. Hamur. Çömlekçi çamuru.

Exuded : Terlemiş. Dışarı çıkmış. Dışarı verilmiş. Sızmış. Belirtmek. Çıkarmak. Terlemek.

Outflow : Lav taşması. Ülke dışına akan. Akan miktar. Boşalma. Taşma. Dışarıya akan. Taşan miktar. Lavın püskürme sırasında yanardağ ağzından çıkarak alçak yerlere doğru yayılması olayı.

Gleams : Işın yaymak. Parıltı. Işıldamak. Parlaklaşmak. Parıldamak. Pırıldamak. Yalkı. Parlamak.

Conveyed : Yollamak. Taşımak. Devretmek. İletmek. Getirmek. Nakledilmiş. Nakletmek. Nakledilen.

Fen : Düz bataklık arazi. Bataklık arazi. Çayır. Turbalık. Düzlük. Bataklık veya su baskınına uğramış alçak arazi.

Convey : (bilgi) aktarmak. Götürmek. Taşımak. Nakletmek. Bildirmek. Getirmek. İletmek. Açığa çıkarmak. Aksettirmek.

Be heard : Aksetmek.

Ooze synonyms : sapropel, oozed, gook, marshes, loam, deploy, exuding, lute, all pervading, absconding, creepage, sludge, leaking, marshy, infiltration, argils, beam, be felt, claying, clay, creep, chisel, infiltrations, argil, bole, creepages, blazed, beat a retreat, circulated, bogs, lutes, blew, seepage.

Ooze ingilizce tanımı, definition of Ooze

Ooze kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To cause to ooze. Soft mud or slime. To flow gently. A soft deposit covering large areas of the ocean bottom, composed largely or mainly of the shells or other hard parts of minute organisms, as Foraminifera, Radiolaria, and diatoms. The radiolarian ooze occurring in many places in very deep water is composed mainly of the siliceous skeletons of radiolarians, calcareous matter being dissolved by the lage percentage of carbon dioxide in the water at these depths. Earth so wet as to flow gently, or easily yield to pressure. To percolate, as a liquid through the pores of a substance or through small openings.