Be understood türkçesi Be understood nedir

Be understood ile ilgili cümleler

English: Life can only be understood backwards, but it must be lived forwards.
Turkish: Hayat sadece geriye doğru anlaşılabilir ama ileriye doğru yaşanmalıdır.

English: It is not easy to be understood by everybody.
Turkish: Herkes tarafından anlaşılmak kolay değildir.

English: Any universe simple enough to be understood is too simple to produce a mind able to understand it.
Turkish: Anlaşılması yeterince basit bir evren onu anlayabilecek bir aklı üretemeyecek kadar çok basittir.

English: I am fascinated by clouds and clocks on old photographs - perhaps because they can be understood as symbols of the transience and continuous passage of time.
Turkish: Belki onlar geçicilik ve sürekli zaman geçidi olarak olarak anlaşılabileceği için eski fotoğraflardaki bulutlardan ve saatlerden etkilendim.

English: Her answer couldn't be understood.
Turkish: Onun cevabı anlaşılamadı.

Be understood ingilizcede ne demek, Be understood nerede nasıl kullanılır?

Be : -di. Olmak. -dır. Berylliumb (berilyum). Kalmak. Var olmak. -dı. Mal olmak. Durmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element.

Understood : Genel olarak bilinen. Demek istenilen. Anlam çıkarılan. Örtük. Söylenmeden anlaşılan. Anlaşılan. Kabul edilmiş. Kavranan.

 

Be a bad judge of : Anlamamak.

Be a bad sailor : Deniz tutmak.

Be a bad whip : Kötü araba kullanmak.

Be a bit on : Çakırkeyif olmak.

Be a ball of fortune : Bir durumun kurbanı olmak. Şans topu olmak. Değişikliğe maruz kalmak.

İngilizce Be understood Türkçe anlamı, Be understood eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be understood ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Proved : Tecrübe etmek. Sınamak. Denemek. İspatlanmış. Çıkmak. Kanıtlamak. Göstermek. İspat etmek. İspatlamak.

Come out : Yayımlanmak. Ayyuka çıkmak. Sonuçlanmak. Piyasaya çıkmak. Ortaya çıkmak. Yayımlanmak (yayın). Görünmek. Çıkmak. Çıkmak (leke).

Prove : Olmak. Göstermek. Tecrübe etmek. Kanıtlamak. Denemek. Ortaya koymak. Bulunmak. Çıkmak. Sınamak. Sağlamasını yapmak.

Click : Şapırdatmak. Tutulmak. Kanı kaynamak. Şaklatmak. Hoşlanmak. Tıkırtı. Çakılmak. Çıtırdamak. Şansı olmak.

Proves : İspatlamak. Çıkmak. Ortaya koymak. Tecrübe etmek. Sınamak. Göstermek. Sağlamasını yapmak. İspat etmek. Denemek.

Showed : Renk vermek. Meydana çıkarmak. Görünmek. Açıklamak delalet etmek. İbraz edilmiş. Sergilenmiş. Belli etmek. Dışa vurmak. Belli edilmiş.

Shown : Meydana çıkarmak. İbraz etmek. Sergilemek. Açıklamak delalet etmek. Kendini göstermek. Göstermek. Gösterilmek. Kanıtlamak. Dışa vurmak.

Adding up : Toplamını bulmak. Üst üste koymak. Toplama yapmak. Bir arada toplamak. Anlamına gelmek. Toplamak. Tekabül etmek. Bir anlamı olmak. Akla yatkın olmak.

Get across : Anlatmak. Beğenilmek. Açıklamak. Anlaşılmasını sağlamak. Anlaşılmasına neden olmak. Zorlukla sıyrılmak. Benimsenmek. Aktarmak. Kızdırmak.

Be understood synonyms : seep in, appeared, appear, shine out, become visible, go without saying, appears, be understanding, show up, sink in, become clear, show, make sense, add up, be clear, dawn on, get over.