Be up a creek türkçesi Be up a creek nedir

Be up a creek ingilizcede ne demek, Be up a creek nerede nasıl kullanılır?

Be : Kalmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Mal olmak. Olmak. Anlamına gelmek. -dır. Berylliumb (berilyum). -dir. Var olmak. -dı.

A : Herhangi bir. Argonun simgesi. Bir. Belirli bir tür veya nitelikteki. En yüksek not. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. La (müzik terimi). Miktar belirtir. (herhangi) bir. Atom ağırlığı.

Creek : Çay. Küçük körfez. Med-cezir kolu. Küçük bir körfez veya liman. Irmak kolu. Koy. Dere.

Be up a gum tree : Şapa oturmak. Zor bir durumda olmak. Başı belada olmak. Zor durumda olmak.

Be up against : Mücadele etmek. Çatmak.

Be up against the wall : Çaresiz kalmak. Çok zor bir durumda olmak. Çaresiz olmak. Ümitsiz olmak. Çok zor bir durumda kalmak.

Be up against it : Çok zor bir durumda olmak. Eli darda olmak. Para sıkıntısı olmak. Çok kötü durumda olmak. Güçlüklerle karşılaşmak.

Be up all night : Sabahlamak.

İngilizce Be up a creek Türkçe anlamı, Be up a creek eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be up a creek ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be screwed : Vidalanmak. İşleri batırmak. Yaraklara gelmek. Hapı yutmak. Kazıklanmak. Mantara bağlamak. Patates olmak. Göte gelmek.

 

Be in the soup : Dara düşmek. Başı dertte olmak. Sıkıntıya girmek veya düşmek. Hapı yutmak. Zor durumda olmak.

Be in deep water : Başı dertte olmak. Zor durumda olmak. Zorda olmak. Suya batmak. Büyük problem içinde bulunmak. Büyük sorun yaşamak. Müşkül olmak. Güçlük içinde olmak. Başı belada olmak.

Get in hot water : Başı derde girmek.

Be in the cart : Hapı yutmak. Zor durumda kalmak. Başını belaya sokmak. Başını derde sokmak.

Be doomed : Sonu kötü oldu. Sakata gelmek. Göte gelmek. Kötü sona ulaştı. Hapı yutmak. Mahkum olmak. Kaderi kötü oldu.

Be in hot water : Gözden düşmüş olmak. Hapı yutmak. Başı dertte olmak.

Be in trouble : Başı sıkışmak. Başı dertte olmak. Başı belada olmak. Sıkışmak. Zorda kalmak. Sıkıntıda olmak. Başına (bir) iş gelmek. Hapı yutmak. Zorda olmak.