Creek türkçesi Creek nedir

  • Küçük körfez.
  • Koy.
  • Irmak kolu.
  • Dere.
  • Med-cezir kolu.
  • Küçük bir körfez veya liman.
  • Çay.

Creek ile ilgili cümleler

English: The creek's to our right.
Turkish: Dere bizim sağımıza doğru.

English: He did not dare to jump over the creek.
Turkish: Dere üzerinden atlamaya cesaret edemedi.

English: When I was young, I used to go swimming in a nearby creek.
Turkish: Gençken yakın bir derede yüzmeye giderdim.

English: The creek was frozen.
Turkish: Dere dondu.

English: The child's ball fell into the creek.
Turkish: Çocuğun topu dereye düştü.

Creek ingilizcede ne demek, Creek nerede nasıl kullanılır?

Be up a creek : Ayvayı yemek. Hapı yemek.

Up the creek : Boktan. Zor durumda. Berbat. Başı dertte veya belada. Kelek.

Creeks : Çay. Küçük körfez. Dere. Koy.

Cree : Cree kabilesi (orta kanada'da yaşayan bir kuzey amerika yerli kabilesi) üyesi kimse.

Creed : Amentü. Öğreti. Akide. İman. Mezhep. Birinin veya bir grubun felsefesini yansıtan ilkeler. İtikat. İnanç. İnanma. Bir dinin temel ilkelerini içeren ifade.

Creep in : Gölge gibi süzülmek. Gölge gibi içeri süzülmek. Yavaşça içeri girmek. Yavaşça içeri süzülmek.

Creep curve : Sünme eğrisi. Sürünme eğrisi.

Creep away : Gizlice kaçmak. Süzülmek. Gizlice sıvışmak.

Creels : Çözgü sehpası. Balık sepeti. İstakoz sepeti ip bobini tokmağı. Cağlık. Balıkçı küfesi.

 

Creep : Sarılarak büyümek. Sığınak. Kayma. Yayılma. Sürünmek. Sevilmeyen kimse. Kaymak. Sokulmak. Emekleme.

İngilizce Creek Türkçe anlamı, Creek eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Creek ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beck : İşaret etmek. Irmak. Birisini işaretle çağırmak. Baş işareti.

Coves : Kemer oluşturmak. Sığınak. Kovuk oymak. Koyak. Kemer. Körfez. Dik yamaçlarla çevrili vadi. Kovuk haline getirmek. Ahbap.

Basins : Yalak. Kara ile çevrili liman. Kase. Havza. Havuz. Leğen.

Brooklet : Georgia eyaletinde şehir. Georgia eyaletinde yerleşim yeri. Derecik. Küçük dere.

Branches : Sınıf. Branş. Soy ağacındaki yer. Şuabat. Göbek. Füru. Şubeler. Kol (bitki). Şube.

Rille : Derecik.

Bight : Açık körfez. Halat gövdesi. Kroz. Körfez. Halat bedeni. Roda.

Inlet : Haliç. Ağız. Methal. Giriş noktası. Kakılmış şey. Körfezcik. Giriş yeri. Giriş ağzı. Giriş.

Embayment : Körfez. Kıyıyı koy haline getiren oyukluk.

Tributary : Anaırmağa karışan akarsu, bk. ikincil kollar. Bir ırmağa karışan (ayak). Kol. Coğrafya, tarih alanlarında kullanılır. Haraç veren hükümet. Haraç ödeyen. Kol akarsu. Akarsu. Irmak ayağı. Geleğen.

Creek synonyms : basin, indentation, dale, bourns, arm, indentations, inletting, armlets, eaves trough, bay, american indian, cove, inlets, tributaries, bights, brook, bourn, watercourse, rill, brooking, brooklets, armlet, bournes, indian, glen, branch, bayed, creeks, stream, bourne, brooked, dales, red indian.

Creek ingilizce tanımı, definition of Creek

Creek kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A recess in the shore of the sea, or of a river. A small inlet or bay, narrower and extending further into the land than a cove.