Beck türkçesi Beck nedir

  • Dere.
  • İşaret etmek.
  • Baş işareti.
  • Irmak.
  • Birisini işaretle çağırmak.
  • Çay.

Beck ile ilgili cümleler

English: David Beckham is English.
Turkish: David Beckham İngiliz'dir.

English: He beckoned me nearer.
Turkish: Yaklaşmam için çağırdı.

English: She beckoned me into the room.
Turkish: O, beni odaya çağırdı.

English: He beckoned me to follow him.
Turkish: Onu izlemem için bana işaret etti.

English: David Beckham now lives in America.
Turkish: David Beckham şimdi Amerika'da yaşıyor.

Beck ingilizcede ne demek, Beck nerede nasıl kullanılır?

Baal beck : Lübnan'da bir kasaba.

Dye beck : Boya teknesi. Boya kabı.

Becke line : Becke hattı.

Becker : Minnesota eyaletinde şehir.

Becker grossman murphy model : Becker-grossman-murphy modeli.

Beckon somebody in : Girmesini işaret etmek.

Beckett : Bir nobel edebiyat ödülü sahibi. İrlandalı oyun yazarı ve romancı. Samuel beckett (1906-1989). Bir soyadı.

Beckon : İşaret etmek. İşaretle çağırmak. Baş işareti yapmak. El işaretiyle çağırmak. El etmek. Baş işaretiyle çağırmak. Parmak işaretiyle çağırmak. Parmak işaretiyle çağırma. Çağırmak.

Becket : Uskota bağı. Makara bülbülü. Rigavo mapası. İskota bağı. İlik. Sancak bağı. İlmek. Küçük ip halkası.

Beckmann : Üç parçalı departure (ayrılış) eserinin yaratıcısı. Max beckmann (1884-1950). Bir soyadı. Alman bir ekspresyonist ressam ve baskıcı.

 

İngilizce Beck Türkçe anlamı, Beck eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Beck ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brooklet : Georgia eyaletinde şehir. Küçük dere. Derecik. Georgia eyaletinde yerleşim yeri.

Brook : Kaldırmak. Su. Çekmek. Dayanmak. Tahammül etmek. Kabul etmek. Katlanmak. Boyu, beslenme teknesi ve aşırı taşkın dışında taşıdığı su niceliği ile en küçük akarsu.

Designates : Tayin etmek. Seçmek. Atamak. Tanımlamak. Göstermek. Belirlemek. Düzenlemek. İsimlendirmek. Uygulamak.

Motion : Hareket. Önerge. Çalışma. Hareket ettirmek. Bir nesnenin konumunun zamana bağlı olarak değişimi; olay çatkısına göre incelenir. Kımıltı. Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi. Toplumdaki nesne ve olayların temel özelliğini, varlık biçimini belirleyen toplumsal süreçlerin tümü. Güdü. Yer değiştirme.

Beckoned : Baş işaretiyle çağırmak. El etmek. El işaretiyle çağırmak. Çağırmak. İşaretle çağırmak. Baş işareti yapmak. Parmak işaretiyle çağırma.

Dale : Küçük vadi. İndiana eyaletinde yerleşim yeri. Geniş vadi. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri. Vadi.

Major river : Boyu, beslenme teknesinin alanı, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımlarından en büyük anaakarsu.

Beckon : İşaretle çağırmak. El etmek. Parmak işaretiyle çağırma. Parmak işaretiyle çağırmak. Baş işareti yapmak. Çağırmak. El işaretiyle çağırmak. Baş işaretiyle çağırmak.

 

Rill : Derecik.

Betokening : Göstermek. Belirtisi olmak.

Beck synonyms : gesture, bournes, beckoning, eaves trough, bourns, water bus, allude, creek, dales, horns, rivers, bode, brooking, denotes, river, designate, brooklets, horn, bourne, branches, denote, bourn, betokened, branch, betoken, rille, brooked, glen, becks, creeks, beckons, rivered, betokens.

Beck ingilizce tanımı, definition of Beck

Beck kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A small brook. To intimate a command to. A vat. [Bakınız: Back]. A significant nod, or motion of the head or hand, esp. as a call or command. To nod, or make a sign with the head or hand. [Bakınız: Beak]. To notify or call by a nod, or a motion of the head or hand.