Benzetme nedir, Benzetme ne demek
- Benzetmek işi

- Bir şeyin niteliğini anlatmak için o niteliği eksiksiz taşıyan bir şeyi örnek olarak gösterme işi, benzeti, teşbih.
"Benzetme" ile ilgili cümleler
- "Bütün tumturaklı sözleri, bütün az rastlanır benzetmeleri tekrarladı." - A. İlhan
- "Önemli olan adamın benzetmesi değil aşağılayıcı davranışıydı." - Y. K. Beyatlı
Edebi terim anlamı:
(Söz sanatı terimi) Bir şeyin niteliğini her hangi bir bakımdan canlandırmak için onu benzetme edatlarından biri araciyle veya edatsız olarak bir kelime yahut cümle ile karşılaştırma. Kar gibi beyaz bir çarşaf. Dalgalar kayalara nasıl çarpıp kırılıyorsa bu emekler de öylece kırılıp yok oluyordu. İki gözü iki çeşme. Pamuk eller gibi.
Bilimsel terim anlamı:
Bir markanın özdeşini yapma.
yaygın benzetme. [es. t. teşbih-i temsilî]: Sözcükler arasında değil, anlatım bölümleri arasında olan benzetme. Bu bölümler, kimi kez karşılıklı birkaç benzetme öğesiyle örülmüş olur. bk. yaygın eğretileme.
benzetmelik (kendisine benzetilen) [es. t. müşebbehün bih]: Birbirine benzetilen varlıklardan, kavramlardan niteliği daha üstün, daha güçlü olan.
ayrıntılı benzetme (tam benzetme) [es. t. teşbih-i mufassal]: Dört öğesi de bulunan benzetme. Ör. "Aslan gibi yiğit asker". Buna "tam benzetme" de denir.
benzetme yönü [es. t. vech-i şebeh]: Birbirine benzetilen varlıkların, kavramların arasındaki ortak nitelik.
Bir nesneyi, bir kavramı imgede canlandırmak için nitelikçe daha üstününe benzetme sanatıdır. I- Benzetme öğeleri: [es. t. erkân-ı teşbih]: Benzetmeyi oluşturan dört öğe:
benzetilen (benzeyen) [es. t. müşebbeh]: Birbirine benzetilen varlıklardan, kavramlardan nitelikçe daha güçsüz, daha aşağı olan. (Benzetmede canlandırılmak istenilen nesne, kavram.)
benzetme ilgeci [es. t. edat-ı teşbih]: Sözcükler, kavramlar arasında benzetme ilgisi kuran ilgeç ya da ilgeç görevli sözcükler. II- Benzetme türleri
özetli benzetme. [es. t. teşbih-i mücmel]: İlgeci bulunmayan benzetme, ör. "Mehmet, yiğitlikte aslandır".
pekişik benzetme. [es. t. teşbih müekket, teşbih-i beliğ]: Edatı da, benzetme yönü de bulunmayan benzetme. Ör. "Mehmet, aslandır."
kısa benzetme. [es. t. teşbih-i muhtasar]: Benzetme yönü bulunmayan benzetme. Ör. "Mehmet, aslan gibidir."
ayrımcalı benzetme. [es. t. teşbih-i mefruk]: Bir anlatımda art arda sıralanan ve biçimdeş olan ikişer öğeli benzetme. Ör. Meyhane gülsitandır peymane gülfeşandır. (Namık Kemal) 8- toplamlı benzetme. [es. t. teşbih-i cemi]: Benzetmeliği birden çok olan benzetme. Ör. Dilimle uğradığım derde ben bu âlemde Ne bülbül uğradı ne tuti-i şeker güftar 9- eşli benzetme. [es. t. teşbih-i tesviye]: Benzetilenin birden çok olduğu benzetme. Ör. Reha bulmak ne mümkin suziş-i mihnetten uşşaka Visal ateş firak ateş belâ-yı intizar ateş (Rafet) 10- çevrik benzetme. [es. t. teşbih-i maklup]: Uyartma amaciyle benzetilenin niteliklerini üstün gösterme. 1
beğenilen benzetme. [es. t. teşbih-i makbul]: İsteği anlatmaya yeten benzetme. 12- beğenilmeyen benzetme. [es. t. teşbih-i merdut]: İsteği anlatmaya yetmeyen benzetme. 1
benzeşme. [es. t. teşabüh, tesavi] Benzetmelikle benzetilenin nitelikte eşit olması. Ör. / Bilmez oldum sâkiya derd-i firak-ı yar ile / Mey midir bu ya sirişk-i çeşm-i giryanım mıdır (Baki)
sarmaştı benzetme. [es. t. teşbih-i melfuf]: Bir tümcedeki, dizedeki öğelerle sonraki tümcenin, dizenin öğelerine karşılıklı benzeştirme. Ör. Yar için ağyara minnet ettiğim aybeyleme Bağban bir gül için bin hara hizmetkâr olur
İngilizce'de Benzetme ne demek? Benzetme ingilizcesi nedir?:
imitation
Osmanlıca Benzetme ne demek? Benzetme Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
teşbih
Benzetme hakkında bilgiler
Benzetme, zayıf olan bir varlığı güçlü olan bir varlığa herhangi bir yönüyle benzetilmesidir. Bu sanat anlatıma kuvvet katmak ya da anlatılan özelliğin daha fazla olduğunu belirtmek için kullanılır. Benzetmenin dört temel ögesi vardır; benzeyen, benzetilen, benzetme yönü, benzetme edatı.
Bu söz sanatında, anlatılan özellik bakımından güçsüz olan varlık ya da nesnedir.
Birbirine benzetilen unsurlardan, varlıklardan özellik bakımından daha üstün, daha güçlü olan varlıktır.
Birbirine benzetilen varlıklar arasındaki ortak özelliğe benzetme yönü denir. Benzetme yönü her zaman cümle içinde bulunmayabilir. Bu durumda benzetme yönünü bulabilmek için " benzeyen, benzetilene, hangi açıdan, ne özellik bakımından benzetiliyor ?" sorusu cümleye sorulur. Alınan cevap benzetme yönüdür.
Benzetme anlamı, kısaca tanımı:
Benzeti : Benzetme.
Benzetmek : Bir şeyde başka şeye benzeyen yönler bulmak. Benzer duruma getirmek. Dövmek. Kötü bir duruma getirmek, bozmak.
Benzetmek gibi olmasın : Kötü bir sona uğramış birinden veya bir şeyden söz ederken, ona benzetilen kimse veya şey için kötü bir duygu beslenilmediğini anlatan bir söz.
Maymuna benzetmek : Gülünç ve çirkin duruma sokmak.
Nitel : Nitelik bakımından, nitelikle ilgili, kalitatif.
Anlatmak : Nakletmek. Bilgi vermek, izah etmek. Bir konu üzerinde açıklama yapmak, açıklamada bulunmak.
Eksik : Bir bölümü olmayan, noksan, natamam. Az. İhtiyaç duyulan şey. Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat.
Örnek : Bir şeyin benzeri, tıpkısı, kopyası, misil. Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey, model, paradigma. En iyi biçimde olan. Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılmış olan davranış, misal. İncelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası, numune. Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model.
Gösterme : Göstermek işi. Teşhir, sergileme.
Teşbih : Benzetme.
Zayıf : Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. Çok az. Başarısızlığı gösteren not. Görevini yapacak yeterli gücü olmayan. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. Önemli, güvenilir olmayan. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan).
Benzetme alıştırmaları : Özellikle çocuklardaki tasarım ve imgeleme gücü dolayısıyla onların kolaylıkla anlayıp yapabildikleri günlük yaşantıyı ve olayları örnek tutan, odun yarma, ekin biçme, bıçkı v. b. basit iş; hayvan değinimlerine ya da doğal olaylara benzetilerek yapılan alıştırmalar.
Benzetme öğeleri : (Söz sanatı terimi) Üçtür: Benzetmelik, Benzetme yönü, Benzetilen
Benzetme ölçeri : Biçimler ve düşünüler arasındaki ayrılıkları ve bağıntıları anlama yeteneğini ölçmeye yarayan ölçer.
Benzetmeci tiyatro : Seyirciyi duygusal açıdan sahnede olan bitenlere kaptıran ve baş oyun kişileriyle özdeşleştiren yanılsamacı tiyatro, iki asal tiyatro anlayışından biridir. Öteki için bk. göstermeci tiyatro. Başlıca iki tiyatro anlayışından biri. Gerçek bir yaşantı vermek isteyen yanılsamacı tiyatro, bk. İllüzyon tiyatrosu. Bunun tersi göstermeci tiyatrodur bk. Göstermeci tiyatro.
Benzetmeli : İçinde benzetme bulunan.
Benzetmeli büyü : Bir olayın, bir insanın, bir hayvanın, bir durumun, bir işlemin vb. simgesel ya da gerçek benzetimini yaparak aslını etkileme amacını güden büyü türü.
Benzetmeli kurgu : İki çekimin ortaya koyduğu kavramlar arasındaki herhangi bir andırıştan yararlanarak bir düşünceyi daha iyi anlatmayı sağlayan kurgu çeşidi.
Benzetmelik : (Söz sanatı terimi) Benzetme yaparken ele alınan niteliğin en kuvvetli bulunduğu şey ki öbürü ona benzetilir. [Bakınız: benzetme 1,1]
Diğer dillerde Benzetme anlamı nedir?
İngilizce'de Benzetme ne demek? : n. simile, comparison, image, mimesis, similitude
Fransızca'da Benzetme : assimilation [la]
Almanca'da Benzetme : n. Angleichung, Assimilation, Gleichnis, Imitation, Imitierung, Vergleich
Rusça'da Benzetme : n. приравнивание (N), сравнение (N), уподобление (N)

Bu kısımda Benzetme nedir? Benzetme ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Benzetme tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Benzetme hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.