Biogenetic law türkçesi Biogenetic law nedir

  • Türlerin oluşumu yasası.
  • Biyogenetiğin temel yasası.
  • Her örgenliğin, bireysel gelişim sürecinde atalarının evrimleri boyunca edindikleri kimi özellik ve ayırıcı nitelikleri yinelediğini dile getiren dirimbilim yasası.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.

Biogenetic law ingilizcede ne demek, Biogenetic law nerede nasıl kullanılır?

Biogenetic : Biyojenez (yaşayan varlıkların diğer yaşayan varlıklardan oluşması) ile ilgili. Biyojenik. Biyogenetik.

Law : Uzay, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Fen bilimlerinde kanun. Siyasal örgütü bulunan toplumlarda herhangi bir zamanda siyasal erkin uyulmasını yaptırıma bağladığı, çoğunlukla yazılı buyruklar ve yasaklamalar, biçimindeki davranış kurallarının tümü. Yasa. Kural. Her bağlamda geçerli olan ve çıkarımları geçerlendiği için belli bir güvenirlik düzeyine ulaşmış nedensel ilişkiler, bk. genellik. İlke. Olguların zorunlu, doğal gelişimlerini belirleyen temel içsel bağıntı; olgular ya da nesnelerin özellikleri arasındaki nedensel, zorunlu ve durağan (güvenilir) bağlantı. devlet gücünce yerleştirilmiş ve yaptırıma bağlanmış, insan etkinliklerini düzenleyen buyurucu davranış kuralları ve ölçüleri. Dava. Tüze.

Biogenetical : Üremsel.

Abide by the law : Kanunlara itaat etme. Yasalara uygun şekilde.

 

Abiding by the law : Yasalara uygun şekilde. Kanunlara itaat etme.

Abolish a law : Bir kanundan kurtulmak.

İngilizce Biogenetic law Türkçe anlamı, Biogenetic law eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Biogenetic law ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

All round development of individual : Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi. Tümsel gelişim.

Age distribution : Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları. Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı. Yaş dağılımı.

Adaptive behavior : Uyumcu davranış. Uyarlamacı davranış. Adaptif davranış. Uyumlayıcı davranış. Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması. Bireyin çevreyle uyum ilişkileri geliştirmesine yarayan ya da toplumsal düzgülere uygun düşen davranış.

Affection : Duygusal yakınlık. Meyil. Muhabbet. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Düşkünlük. Duygulanım. Eğilim. Hastalık. Etkileme.

Aesthetic : Estetik. Güzelduyu. Bedii. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi.

Acclimatation : Toplumsal kümelerin, dirimbilimsel bakımdan yeni bir ortamın iklim koşullarına uyum sağlaması süreci. İklimuyum.

 

Age grade : Yaş katmanı. Üyeleri, çoğunlukla da erkek üyeleri belli ve aşama-sırah yaş kümelerine ayrılan toplumlarda belli bir yaşa ulaşmış olan bireylerin oluşturduğu dirimbilimsel toplumsal katman.

Abilities : Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. Beceri. Yeterlik. Güç. Yetenek. İktidar. Yetenekler. Kabiliyet.

Agnation : Hısımlık. Akrabalık (baba tarafından). Soydaşlık. Akrabalık. Baba tarafından akrabalık. Akrabalık (baba taraf.). Bir ailede baba ve erkek üyeler yoluyla oluşan kan yakınlığı. bu tür yakınlıktan oluşan yakınlık kümesi.

Age group : Belli bir çoğanın yaşlara göre dağılımını göstermek ve sıklıkları değer aralıkları içinde dile getirmek üzere kullanılan alt-üst yaş sının belli aralık. Yaş kümesi. Yaş grubu. Üyeleri yaş ölçüsüne göre belirlenen toplumsal küme. Yaş öbeği.

Biogenetic law synonyms : acculturation, adjustment in marriage, alienation, aesthetical ideal, achievement motive, agression.