Biseğel nedir, Biseğel ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir parça, azıcık, biraz.

Birazdan.

Az bir zaman, bir an.

Akşama doğru, akşam üstü.

[Bakınız: biseelüstü].

[Bakınız: birezden].

[Bakınız: bidıkı].

[Bakınız: bisseel].

Biseğel tanımı, anlamı

Bise : Çok, pek. Bir parça, azıcık, biraz. Katran. [Bakınız: bidıkı]. [Bakınız: bet]

Akşama doğru : Gündüzün akşama yakın bir zamanında.

Biseelüstü : Akşama doğru, akşam üstü.

Bir zaman : Geçmiş zamanda, eskiden, vaktiyle. Belirli bir süre, biraz.

Bir parça : Biraz, azıcık, çok az. Kısa bir süre.

Birazdan : Az sonra.

Birezden : Birazdan. Az sonra, birazdan.

Bisseel : Birazdan.

Bir an : Çok kısa bir süre.

Biseel : Bir kez, bir defa. Birazdan. Az bir zaman, bir an. [Bakınız: birezden]. [Bakınız: bicez, bicêz].

Azıcık : Çok az, biraz. (azı'cık) Kısa bir süre.

Bidıkı : Bir parça, azıcık, biraz.

Birez : Bir parça, azıcık, biraz. Az, çok az. Biraz.

Akşam : Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri, akşam vakti, akşamleyin. Gece. Akşam ezanı. Akşam namazı. Akşam (bk. âşam). Gün batması ile tam karanlık olması arasındaki zaman.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

 

Biraz : Bir parça, azıcık. (bi'raz) Az miktarda. (bi'raz) Kısa bir süre için.

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

Parç : Şişman adam. Topraktan yapılmış yoğurt kabı. Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik. Bakır su tası. Bakır su tası, maşrapa. Su tası. Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

Zama : Üzengi kayışı. Çarkta bükülürken iki kazık arasında birbirine eklenerek katlanan kıl ipi katlarından her birinin boy ölçüsü. Enişte. Güvey.

Diğer dillerde Biscoe tarih tablosu anlamı nedir?

İngilizce'de Biscoe tarih tablosu ne demek ? : biscoe date tables (biscoe time numbers)