Bloodfins türkçesi Bloodfins nedir

  • Kırmızı yüzgeçleri olan ve arjantin'e özgü küçük bir tatlı su balığı (ev akvaryumlarında yaygın olarak rastlanır).

Bloodfins ingilizcede ne demek, Bloodfins nerede nasıl kullanılır?

Bloodfin : Kırmızı yüzgeçleri olan ve arjantin'e özgü küçük bir tatlı su balığı (ev akvaryumlarında yaygın olarak rastlanır).

Blood agar : Hemoliz reaksiyonun belirlenmesi için kullanılan, içerisine % 5-7 kan eklenerek hazırlanan besi yeri. Kanlı agar.

Blood air barrier : Kan-hava engeli. İçten dışa doğru; alveol epiteli sitoplazması, epitelin bazal zarı, kılcal damarın bazal zarı, kılcal damar endoteli ve alyuvar zarından oluşan akciğer alveolleriyle alveol kan damarları arasındaki geçiş engeli.

Blood albumin : Kan albumini. Kandaki proteinlerden birisi.

Blood analysis : Kan tahlili.

Blood brother : Öz kardeş. Kan kardeş. Kan kardeşi. Ana baba bir erkek kardeş.

Blood borne : Kan kaynaklı. Enfeksiyonun kan veya kanla temasla bulaşabilmesi.

Blood and thunder story : Vurdulu kırdılı hikaye.

Blood aspiration : Kesim sırasında damarlardan çıkan kanın soluk borusuyla akciğerlere çekilmesi. genellikle mezbahalarda ve yerde kesilen hayvanlarda dikkati çeker. çok sayıda küçük ve parlak kırmızı odaklar halinde görülmesi nedeniyle akciğer kanamalarından ayırt edilir. Kan aspirasyonu.

 

Blood bank : Kan bankası.

İngilizce Bloodfins Türkçe anlamı, Bloodfins eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bloodfins ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Family : Canlıların sınıflandırılmasında benzer cinslerin meydana getirdiği birlik anlamında kulandan bir terim. canidae: köpekgiller familyası gibi. Familya. Biyoloji, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çocuklar. Sülale. Canlıların sınıflandırılmasında benzer cinslerin meydana getirdiği grup anlamında kullanılan terim. Canlı organizmaların sistematik sınıflandırılmasında benzer cinslerin bir araya gelmesiyle oluşan kategori, familya. Ocak. Ev halkı. Kodak.

Stemma : Soyağacı. Şecere. Omurgasızlarda bileşik göz. Gövdelik. Soy.

Sept : Oymak. Yedinci. Yedi. Uruk. Kabile.

Lineage : Boy. Menşe. Silsile. Köken. Sülale. Nesep. Bağlı oldukları atasoyla birlikte aynı düşsel atadan türediklerine inanmanın bir sonucu olarak birbirlerini kansal akraba sayan, bu nedenle aralarında evlenmeyip dışevlilik yapan, tüm toplumsal ve ekonomik ilişkilerini tekyanlı akrabalık adı verilen babayanlı ya da anayanlı yöntemlerden birine uygulamak zorunluğunda bulunan bireylerin oluşturduğu geleneksel toplum, bk. atasoy, içevlilik, dışevlilik, tekyanlı akrabalık, babayanlı akrabalık, krş. ikiyanlı akrabalık. Kan. Soy. Ana ya da babadan her birinin yalnız erkek ya da yalnız kadın ataları dolayısıyla oluşan yakınlık kümesi.

Origin : Bilgisayar, hukuk, fizik, kimya, uzay, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir malın üretildiği ya da yapıldığı, alındığı, getirildiği yer. Bir malın üretildiği yer. Bir cismin ya da varlığın doğduğu ya da çıktığı yer. güneş dizgesinin kökeni büyük bir gaz bulutuydu. Mahreç. Bir şeyin dayandığı temel. Doğuş. Kök. Başnokta. Başlangıç noktası.

 

Ancestry : Soy. Ata. Atalık. Ecdat. Sülale. Bireyin kan ve dünürlük ilişkileri ile bağlı bulunduğu ve zaman olarak kendinden önce yaşamış olan aile ve yakınlık kümesi üyeleri. bir toplumsal küme ya da toplumun geçmiş kuşakları. Nesep. Atalar.

Kinsfolk : Akrabalar. Kiminse kodağından kimseler. Hısım. Akraba. Soy sop.

Line : Tenis, futbol, bilgisayar, bilişim, masa tenisi, sinema, televizyon, voleybol alanlarında kullanılır. Astarlamak. Sıra. Çizgi. Oyun alanını bölen, sınırlayan, belirleyen boyadan şerit. Satır. Bir sokaktaki yapıların, birbirine bakarak içerde ve dışarda yerleşmelerini önlemek, sokağa koşut ve sokaktan eşit uzaklıkta yer almalarını sağlamak üzere, önyüz çizgilerinin çakışması ya da koşut gitmesi istenen varsayımsal çizgi. Özellikle pelajik balıkların avlanmasında kullanılan, yemli 2-7 iğneden oluşan olta takımı. Doldurmak. Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi.

Side : Cephe. İkinci derecede. Taraf tutmak. Desteklemek. Yandaki. Kemer ve teknelerin, menteşede birbirine bağlanan yanları. Kıvrım kanatları. Çalım. İkincil. Taraf.

Blood : Asalet. Dem. Soy. Hayvanlarda vücut boşluğu içinde ya da kapalı damarlar içerisinde dolaşan hücreler ile oksijen, karbondioksit, hormonlar, besin, boşaltım ve bağışıklık maddelerini taşıyan sıvı. omurgalılarda oksijenin ve karbondioksitin taşınmasında görev yapan kırmızı kan hücreleri ile organizmanın savunmasında görev yapan beyaz kan hücreleri ve kanın pıhtılaşmasında görevli olan kan pulcukları ve serumdan oluşur. Kan bağı. Yapı. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kan. Mizaç. Huy.

Bloodfins synonyms : line of descent, descent, stock, derivation, family tree, family line, pedigree, filiation, parentage, folk, kinfolk, phratry, genealogy, blood line.