Boasts türkçesi Boasts nedir

  • Övünç kaynağı.
  • İftihar.
  • İftihar etmek.
  • Böbürlenmek.
  • Tafra satmak.
  • [#övünme Övünmek].
  • Büyük konuşmak.
  • Atıp tutmak.
  • Övünç.
  • Sahip olmaktan gurur duymak.
  • Kendini övmek.
  • Övünme.
  • Övünç duymak.

Boasts ile ilgili cümleler

English: Bill boasts of owning the biggest car in the neighborhood.
Turkish: Bill kendi büyük arabasıyla komşularına karşı övünür.

English: He boasts that he can speak six languages.
Turkish: Altı dil konuşabilmekle böbürlenir.

English: Jim boasts of having passed the exam.
Turkish: Jim sınavı geçmekle öğünüyor.

English: Ali boasts of never having been defeated in a horse race.
Turkish: Ali at yarışında asla yenilmemekle övünüyor.

English: He boasts that he can swim well.
Turkish: O, iyi yüzebilmesiyle övünür.

Boasts ingilizcede ne demek, Boasts nerede nasıl kullanılır?

Boast about : Gururlanmak. Övünmek. Kibirlenmek. Böbürlenmek.

Boast of : Övünmek.

Boast : İftihar. Atıp tutmak. Büyük konuşmak. Övünmek. Kendini övmek. Sahip olmaktan gurur duymak. İftihar etmek. Böbürlenmek. Övünç. Övünç kaynağı.

Boasted : Böbürlenmek. Büyük konuşmak. Palavra atmak. Kendini övmek. İftihar etmek. Övünç duymak. Övünmek. Atıp tutmak. Tafra satmak. Sahip olmaktan gurur duymak.

Boaster : Palavracı. Övünen kimse. Geniş taşçı kalemi. Taşçı keskisi. Geniş keski. Atıcı. Kabadayı.

 

Jerboas : Kır faresi. Cırboğa. Çölfaresi. Zıplayan sıçan. Arap tavşanı. Aktavşan. Çölsıçanı. Araptavşanı.

Boastfulness : Kibirlilik. Övüngenlik. Kendini beğenmişlik.

Boastful : Övüngen. Kibirli. Övüngeç. Palavracı. Böbürlenen. Övünen. Kendini beğenmiş. Benbenci.

Boastingly : Övünerek.

Boasters : Taşçı keskisi. Övünen kimse. Geniş keski. Kabadayı. Atıcı. Palavracı. Geniş taşçı kalemi.

İngilizce Boasts Türkçe anlamı, Boasts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Boasts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fundament : Esas parça. Makat. Taban. Kıç. Dip. Anüs. Kaide. Temel.

Swell : Eşik. Koltukları kabarmak. Büyümek. Soluğan. Boşalmak (göztaşı vb.). Doldurmak (rüzgar yelkeni). Rüzgarla şişmek (yelken). Koltuklarını kabartmak. Dolmak (yelken rüzgarla). Şişmek.

Footing : Temel. Ayak basacak yer. Esas. Altlık. Ayak basacak sağlam yer. Pabuç. İlişki. Temel ayağı. Karşılıklı ilişki.

Criticise : Yargılamak. Eleştirmek. Eleştiride bulunmak. Olumsuz noktaları üzerinde durmak. Eleştiri yöneltmek. Tenkit etmek. Azarlamak. Eleştiri getirmek. İyi ve kötü nitelikler hakkında değerlendirme yapmak (ayrıca criticize olarak da yazılır).

Common ground : Ortak bir zevk. Ortak zemin. Ortak taban. Ortak nokta. Ortak düşünceler. Ortak görüşler. Uyuşma temeli. Ortak düzlem. Tutku vb. Görüş.

Take a pride in : Gurur duymak.

Pride : Tüylerini kabartmak (kuş). Onur. Aslan sürüsü. Haysiyet. İzzetinefis. Şeref. Ağalık. Gurur duymak. Debdebe.

Be proud of : İle gurur duymak. İle iftihar etmek. Gururlu olmak. İle övünmek. Övünmek (ile). Gurur duymak.

 

Boasts synonyms : meat and potatoes, boast, talk large, rants, commendations, flashed, ground, ranting, egotism, gas, flashes, exulted, exulting, boast of, bragging, fanfaronade, talk big, assumption, brag about, gasses, rant, flash, dramatize oneself, boasting, gratifications, exultation, egotisms, boasted, assume an arrogant air, be proud, shoot a line, criticises, prides.

Boasts zıt anlamlı kelimeler, Boasts kelime anlamı

Understate : Olduğundan eksik göstermek. Olduğundan az göstermek. Küçümsemek. Hafife almak. Küçük söylemek. Olduğundan eksik veya hafif göstermek. Tefrit etmek.

Lack : -sizlik çekmek. -e sahip olmamak. Yokluk. Yoksun olmak. İhtiyacı olmak. Eksik olmak. -sizlik. Yoksun kalmak. Olmayış. Olmamak.