Bott türkçesi Bott nedir

  • Fırın tıkacı.
  • Curuf deliği tıkacı.
  • Tıkaç.
  • Bir sineğin asalak larvası.

Bott ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary split a bottle of red wine after dinner.
Turkish: Ali ve Mary akşam yemeğinden sonra bir şişe kırmızı şarabı paylaştı.

English: Ali and Mary split a bottle of wine.
Turkish: Ali ve Mary bir şişe şarap ayırdı

English: "Give me another bottle," he said.
Turkish: "Bir şişe daha ver", dedi.

English: Ali bought a bottle of cheap red wine.
Turkish: Ali bir şişe ucuz kırmızı şarap aldı.

English: "Give me another bottle", he said.
Turkish: "Bana bir şişe daha ver." dedi.

Bott ingilizcede ne demek, Bott nerede nasıl kullanılır?

Botter : Bot kullanarak endeksleme yapan kimse. Bot araması yapan kimse. Bot kullanarak saldırıda bulunan kimse. Bot kullanan kimse.

Botticelli : Bir soyadı. Sandro botticelli (1444-1510). Birth of venus (venüs'ün doğuşu) adlı eserin ressamı italyan rönesans sanatçısı.

Bottle : Susturmak. Tüp. Biberon. Şişe. Emzik. İçki. Şişeye koymak. Şişeye doldurmak. Şişelemek. Kavanozlayıp saklamak.

Bottle blonde : Aslında koyu renk saçı olup boya ile açmış kadın. Boyama sarışın. Sahte sarışın. Saçının rengi beyaza yakın bir sarı olan kimse.

Bottle bobbin : Roket bobin.

 

Bottle gourd : Sukabağı.

Bottle feed : Biberonla beslemek. Mamayla beslemek.

Bottle fed : Mamayla beslemek. Biberonla beslemek.

Bottle glass : Şişe camı. Şişe yapımında kullanılan koyu yeşil cam.

Bottle imp : Şişeye kapatılmış cin.

İngilizce Bott Türkçe anlamı, Bott eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bott ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Toecap : Ayakkabı ya da botun ön kısmını kuvvetlendirmek veya süslemek için kullanılan deri ya da metalden yapılmış parça. Ayakkabı burnu. Ayakkabı ucu derisi.

Footwear : Ayakkabılar. Ayak giyecekleri. Ayakkabı. Ayağa giyilen şeyler. Çorap.

Steamboat : İstimbot. Çatana. Buharlı gemi. Vapur.

Combat boot : Postal. Savaş botu. Kısa konçlu bot.

Longboat : Büyük sandal. Yelkenli geminin en büyük sandalı. Şalupa. Şalopa.

Bumboat : Bombot. Satıcı kayığı. Erzak ve malzeme taşımak için limanlarda kullanılan küçük tekne. Pazarcı kayığı.

Cowboy boot : Çiftlik işçileri tarafından giyilen sağlam deri botlar. Kovboy çizmesi.

Small boat : Sandal. Küçük çıkarma botu. Bir çift kürekle çekilen küçük boy sandal. Kayık. Piyade.

Hoy : Duba. Atmak. Mavna. Salapurya. Ho. Hey. Tarak gemisi. Küçük yelkenli feribot.

Obturator : Obturatör. Engelleyen veya zorlaştıran şey. Kapatan kimse veya şey. Teşdit tertibatı. Tıkayan kimse veya şey. Gaz paftası.

Bott synonyms : rubber boot, ship's boat, heel counter, wellington boot, desert boot, police boat, mackinaw boat, guard boat, river boat, shoe collar, gum boot, hessian boot, canal boat, sea boat, hip boot, toe box, boat whistle, lugger, plug, junk, emboli, footgear, packet boat, surfboat, tower, narrow boat, buskin, pinnace, insole, punt, packing, top boot, ferryboat.

 

Bott zıt anlamlı kelimeler, Bott kelime anlamı

Unlock : Kilitten kurtarmak. Kilit açmak. Ortaya çıkarmak. Kilidini açmak. Kilidi açmak. Açmak. Çözmek.

Unbolt : Sürmesiz. Kilidini açmak. Sürgüsünü açmak. Sürgü açmak. Civatasını sökmek. Sürgüyü açmak. Cıvatasını sökmek. Cıvatayı sökmek.

Stand still : Kımıldamamak. Hareketsiz durmak. Kıpırdamamak. Kımıldamadan durmak. Hareket etmemek. Hareketsiz kalmak.